Örnek Soruyu Değiştir

@KuasarNemesis 12. Yazarla okur, birbirini çoğaltan iki dost gibidir. Aynı duyguda birleşir; birbirlerini görmedikleri, tanımadıkları hâlde bir düşün- cenin tamamlayıcısı olurlar. Bu andan itibaren yazı artık okurundur. Bu yazı, onun benimsediği biçimde vardır. Yazar bu tamamlama, anlamlandırma hakkını peşinen vermiştir okuyu- cusuna. Bu yüzden bir yazar, "Bir kitabın her zaman iki yazanı vardır: onu yazmış olan ve okuyan.” der. Yazarı, yazmaya iten de bu birlikte yazma zevkine ermek olmalıdır. Sesine bir aksi- seda bulmak... Gerçi Balzac, "Niçin yazıyorsunuz?” sorusuna 'Zengin ve ünlü olmak için.” cevabını vermiştir ama bu soruyu ondan başka şekilde cevaplayanlar da yok değildir. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? A) Okur, tamamladığı metni kendisinin kabul eder; ve yazarı eserden tamamen soyutlar B) Böylece ortaya âdeta iki kişi tarafından tamamlanmış ek- siksiz ve etkili bir yapıt çıkar C) Çünkü her yazı; yazarından yarım bırakılmış olarak çıkar, okuyucuyla tamamlanarak anlam bulur D) Okuru tarafından tamamlanan yazılar, artık yazarından çık- mış; toplumun malı olmuştur E) Sanki yazarla okur arasında sarsılmaz bir gönül bağı ku- rulur; böylece okur, yazıyı yazarından çok sahiplenir 13. Bazı insanlar, sempatik ve samimi tavırlarıyla girdikleri yeni ortamlara enerji verirken bazı insanlar, karşılaştıkları her yeni durum karşısında stres yaşamakta; bu da o insanların yer aldığı ortamı ister istemez germektedir. Son zamanlarda yapılan çalış- malar hayvanlar için de aynı şeyin geçerli olduğunu belirtiyor. Evcil hayvanı olanların belki de uzun zamandır bildiği bir şeyi, York Üniversitesinden araştırmacılar bilimsel olarak kanıtladı. 20 kedi üzerinde yapılan araştırmalar gösterdi ki sevgi ve şefkatle beslenen kediler, etrafındaki hayvanlarla daha mutlu olurken ilgi görmeyen sokak kedileri diğer hayvanlara hırçın davranmış ve bu kediler dışlanmıştır. Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? A) İnsanlar, kişilik özellikleriyle içinde bulundukları çevreyi olumlu veya olumsuz etkiler B) İnsanın her ortamda aynı biçimde davranmasını beklemek doğru değildir C) İnsanın kişiliğini asıl olarak çocukken yaşadıkları oluşturur D) Son araştırmalar gösteriyor ki hayvanlar, insanlarla öz- deşim kurarak benzer davranışlar sergilemektedir E) Hayvanlar da insanlar gibi bulundukları ortamdan etkilenmektedir 14. Murat Gülsoy, yeni romanı Öyle Güzel Bir Yer ki ile yakın za- manda okurlarını yeniden selamladı. Romanın ismi, içeriğiyle oldukça uyumludur. Hepimizin bazen saklanmak istediği, sı- caklığını hep içimizde hissettiğimiz ama artık sadece bir "an" olarak varlığını sürdüren hatıralar vardır. İşte Gülsoy'un bahset- tiği yer, yaklaşık olarak buraya işaret ediyor bence. Belleğimizin bir yerinde bütün canlılığıyla duran o yerle yani hatıralarımızla gündelik hayatımızın işleyişi arasında kurduğu bağda rehberlik ediyor okura Gülsoy. -- Bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilirse "okurun eseri anlaması için çaba göstermesi gerektiği" sonucuna ulaşılamaz? A) B) C) D) E) Fakat karmaşık olayların yer aldığı romanda, kahramanla- rın durumlarıyla ilgili doğru tespit yapmamız ilk okuyuşta mümkün olmuyor Lakin sadece metinlerin satır aralarından yazarın vermek istediği mesajı alabiliyor, olaylara ancak bu şekilde hâkim olabiliyoruz Ne var ki yazar postmodern bir teknikle kurguladığı bu romanında karmaşık bir yapı oluşturmuş, emek vermeden anlaşılmanın önüne geçmiştir Ancak okuruna hemen açılmayan bu metinler, üzerine düştük- çe, kafa yordukça kendini ele veriyor, satır aralarını açıyor Ama romanın içine girdikçe olaylar bir anda açılıyor, daha anlaşılır bir yapıyla karşılaştığımız için de mutlu oluyoruz 15. Müziğin, içinde doğup geliştiği toplumdan ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Topumsal değişimler, olaylar ve politikalar; müzi- ği de doğrudan etkiler. Arabesk müziğin doğuşu da Türkiye'nin başına gelenleri yansıtan bir hikâyeye sahip. Yeni bir millet oluşturmak için yola çıkan genç Cumhuriyet, Batılılaşma yö- nündeki değişimleri kültür politikalarıyla destekleyerek başa- rıya ulaşabileceğine inanıyordu. Osmanlının son döneminde başlayan Batılılaşma çabası, Cumhuriyet'le ivme kazanmıştı. Fakat aydınların çoğu için bu çaba, Batı'yı taklit etmekten öteye gidemiyordu. Bu süreçten en fazla etkilenen alanlardan biri de müzik oldu. Tanzimat'la birlikte hayatımıza giren Batı müziği ve enstrümanları, Cumhuriyet Dönemi'nde yaygınlaşmaya başla- mıştı. Artık yeni bir tartışma konusu vardı: Alaturka mı alafranga mı? Bu müzik tartışması, uzun yıllar devam eden bir kültürel kutuplaşmanın da zemini oldu. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz? A) B) C) D) E) Batı'yı taklit etme yalnızca müzikte olmamıştır. Arabeskin doğuşu, müzik anlayışını değiştirmiştir. Müzikte ortak bir paydada buluşulamamıştır. Arabesk müzik, oluştuğu çevreden kendini soyutlayamaz. Batılılaşma, farklı dönemlerde etkisini göstermiştir. 327