@KuasarNemesis
@YildizlarLigi_
5,
6,
Yazarın metninin daha önceden yazılmış metinlerden bağımsız
olamayacağı düşüncesi yaygındır. Bu gerçekten de itiraz edile-
mez bir durumdur. Çünkü her yazar, kendinden önce yazılmış
eserleri peşinen var kabul eder. Örneğin hiçbir romancı, eserini
oluştururken Dostoyevski, Faulkner, Joyce, Proust yokmuş gibi
davranamaz. İster bu yazarlara kendini uzak ister yakın hisset-
sin, bunların varlığını bilerek eserini oluşturur. Türkçe yazıyorsa
Ahmet Hamdi Tanpınar'ı, Kemal Tahir'i, Sezai Karakoç'u, Oğuz
Atay'ı düşünerek yazar. Farklı bir anlayışı, kurguyu, sanat algısı-
nı benimsemiş olsa bile yazarken onların varlığını hep hisseder.
Dolayısıyla onun yazdıklarını öncekilerden tümüyle bağımsız
düşünmek olası değildir.
Bu parçanın bütününde vurgulanmak istenen
aşağıdakilerin hangisidir?
A) Edebiyat dünyasında aynı konuyu ele alan eserlerin yer
alması, yadırganacak bir durum değildir.
B) Yazın dünyasında ortaya konan her eser; karşı konulama-
yan, görünmez, kolektif bir duyarlığın sonucudur.
C) Bir yazar, eserini başkasından esinlense bile estetik bir
süreçten geçirdikten sonra ortaya koyar.
D) Edebiyatta önemli olan, söylenmemiş olanı ortaya çıkarmak
değil; onu yeni bir söyleyişle, yeni bir bakış açısıyla ele
alabilmektir.
E) Bir başka sanatçının anlatım tarzını taklit etmek, bir yazar
adayı için yazarlığa atılan ilk adım olarak görülmeli ve teşvik
edilmelidir.
Ezgi ve sözün birlikte hayat verdiği türküler, milletimizin tarih
içindeki duygularını yüklediği bir arşiv niteliğindedir. Milletimizin
nabzı türkülerde atar. Aşkı, acıyı, gurbeti, sılayı nasıl algılamamız
gerektiğini bize türküler öğretir. Yemen'in feryadı, Çanakkale'nin
çığlığı onlarda saklıdır. Hürriyeti uğruna her şeyini feda eden bu
millet, kahramanlık destanlarının en ulvi arşivi olan Türkçemizle
bayrağımızı bize miras bırakmıştır. Türkçemiz, aynı zamanda
bizim medeniyet coğrafyamızı tayin eder. Bugün nerede Türkçe
konuşuluyorsa nerede türkülerimiz bağrı yanık insanlar tara-
fından okunuyorsa orası bizim vatanımızdır.
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Vatan uğruna yanık türküler yazmak sanatçı ve türkücülerin
görevidir.
B) Gerekirse insan vatan uğruna seve seve canını vermelidir.
C) Türkülerin olmadığı, türkülerin söylenmediği yer vatan
sayılmaz.
D) Vatanın sınırlarını siyasi haritalar değil, ağızlarda anamızın
ak sütü gibi temiz olan Türkçemiz belirler.
E) Türkülerin ortaya çıkışında yaşanan savaşların etkisi
büyüktür.
2025PDF
Çünkü desenler bir kalıba bakılarak değil, dokumacının ha-
fızasındaki motiflere göre işleniyordu. Yani kilimlerdeki desenler,
dokumacıların görme duyusuyla başka yerlere taşınıyordu. Bir
kilime dikkatlice bakılacak olursa kilim desenlerini ezberlemenin
nasıl bir hafıza kapasitesi gerektireceği rahatlıkla görülebilir.
Oysa imajın sadece bir kısmı bile bütün imaj bilgisini içerdiği
zaman bu simetriyle yapılan bir kompozisyon, ezberlemeyi ve
sonradan aynı ürünü tekrarlama işlemini kolaylaştırır. Sözlü
gelenek ve hafızaya dayalı bir dokuma geleneğine bağlı olan
Anadolu kilimcileri de bu şekilde motiflerini yüzyıllar boyunca
birbirlerine aktarmayı başarmıştır.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Eski Anadolu kilimlerinde çok ilginç motif ve desenler
görmeniz mümkündü
Anadolu dokumacılığında yöresel motifleri kullanmayı ko-
laycılık gibi görenler vardı
Halkın zevkine ve beğenisine göre dokunan kilimlerde bir-
birine benzer yapıda iplikler kullanılıyordu
Anadolulu dokumacıların kilimlerinde belli motifleri esas
almasının pratik sebepleri vardı
Anadolulu sanatçılar, kendilerini hatırlatmayı ve belleklere
kazınmayı özgün eserleriyle başarmıştı
8.
Ta ilk çağlardan beri sanatın ve edebiyatın estetik işlevi üzerinde
durulmuştur. Gelgelelim bu konuda da açık seçikliğe varıla-
mamıştır. Çünkü Yüzyıllar boyunca bilgeler, düşünürler,
eleştirmenler, sanat tarihçileri ve kuramcıları bu kavramı açık-
lamaya, belirlemeye çalışmışlardın Güzelliğin çerçevesini çize-
cek, somutlayacak ölçütler aramışlardır. Bu ele avuca sığmaz
kavramı şöyle kolay kavranır, açık, aydınlık, kavrayıcı, kuşatıcı
ve tüketici bir sonuca bağlayamamışlardır.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A)
B)
C)
D)
E)
her insanın güzellik anlayışı farklıdır
güzele, iyiye ulaşma sanata özgü bir arayış değildir her
zaman
güzellik bir amaç değil, araç olmuştur sanatçılar için
güzelliğe ulaşmanın bir değil, binlerce yolu vardır
güzellik; tanımlanması, açıklanması güç kavramlardan
biridir
185