@KuasarNemesis
11 Tıpkı arkeolojinin temel ilkelerini, kavramlarını, kuramlarını
öğrenmeden kazı yapmaya kalkışmanın doğru olmadığı gibi.
Müze eğitimi; öğrencileri müzede gezdirmekten ibaret olmadığı
gibi, okullarla çalışmakla da sınırlı değildir. Müze eğitimcisi;
müzedeki sergilerde söz sahibi olmaktan müzede çeşitli eğitim
programları yapmaya, müze dışında etkinlikler düzenlemeye
kadar çok geniş bir yelpazede çalışır. Müze eğitiminin görevi
hem müzenin işlevlerini zenginleştirmek, gücünü artırmaktır
hem de bir tür halk eğitimi yapmaktır.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Bilgisayar destekli eğitimin zorunluluğunu göz ardı etmek,
çok olumsuz sonuçlar doğuracaktır.
B) Müzeciliğin arkeoloji bilimiyle olan ilişkisinin, yeni gelişme-
lerle daha da perçinleştiğini inkâr etmek müzeciliğimize
zarar verir.
C) Müze eğitiminin kuramsal temellerini bilmeden uygulamaya
başlamak, oldukça hatalı bir tutumdur.
D) Günümüzde müzeleri yönetecek kişilerin modern bir çizgi-
de eğitim alabilmeleri adına yapılan çalışmalar ne kadar
isabetli, bilemiyorum.
E) Halkın eğitiminde önemli bir işlevi olan müzelerin istenen
seviyede desteklendiğini söylemek çok zor.
12. Bir şarkıda dendiği gibi, "içimizde aç hevesler" vardır. Hep mut-
luluk düşleriz. Üstelik bunu da sonu gelmez arzular içinde ararız.
Belki de koca bir ömrü hep mutluluk aramakla geçiririz. Ancak
bir ömür yaşar da hayatın her ayrıntısına, varlığın yüzüne sinmiş
mutluluk izlerini göremeyiz. Oysa yaşamak, o küçük şeyle-
rin birbirine eklenmesinden oluşmuyor mu? Fakat Mallarme'nin
"budala" dediği insanlar, aç hevesler peşinde koşarken görme
yeteneklerini kaybediyor olmalılar. Hayatın küçük noktalarına
odaklanmıyorlar. Mutlu olamıyorlar.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Ne yazık ki insanoğlu çevresinde olup bitenlerin farkına
varamadan bir ömür sürüyor
B) Bu yüzden gerçek bir mutluluğa kavuşan insanlar, küçük
sorunları dert etmiyor
C) Mutluluğun ayrıntılarda gizli olduğunu fark etmeden
mutluluğu çok uzakta ararız
D) Çünkü hayata anlam katan küçük şeylerden mutlu oluna-
cağını öğrenememişiz
E) Dünyada mutlu ve huzurlu bir ortam yaratmak peşindeysek
insanlarla iyi geçinmeliyiz
29
13. Birçok ana baba, çocuklarını ne denli sevdiklerini sık sık dile
getirin Ancak çocuğun sevgi ihtiyacı sözcüklerle karşılanmaz.
Bir insanı sevmek, onun gerçeklerini anlamaya çalışmayı da
içerir. Çocuk kendini tek başına yönetebilme yeteneğine sahip
değildir. Çocuğun, neyi yapabileceği ya da yapamayacağı ko-
nusunda eğitilmesi gerekir. Bu eğitim çocuğa, içinde bulunduğu
gelişim dönemine uygun bazı haklar tanımak ve çocuk kendi-
sine konulan sınırları aştığında onu geçici olarak bu haklardan
yoksun bırakmak yoluyla gerçekleştirilir. Haklardan yoksun
bırakılma çocuk için ana babanın sevgisini yitirme anlamına
gelir. Çocuğun sınırlı dünyasının tek dayanağı ve anlamı, ana
babasının sevgisidir. Bu sevgiyi yitirmemek için gösterdiği çaba
sayesinde giderek kendini yönetmeyi öğrenir. Ama çocuğa ve-
rilen bir şey yoksa çocuğun yitirecek bir şeyi de yoktur.
Bu parçadakileri söyleyen birinin aşağıdakilerin hangisini
söylemesi beklenemez?
A)
B)
C)
D)
E)
Çocuklarımıza kuru kuruya seni seviyorum, demekle onlara
olan sevgimizi gösteremeyiz.
Çocuklarımıza koyduğumuz sınırlar ve kurallar, çocuklanmızın
kendini yönetmeyi öğrenmesi içindir.
Göz aydınlığımız olan çocuklarımızı sevgiyle ve kurallar
bütünüyle eğitmeliyiz.
Çocuklarımızı büyütürken onlara çeşitli haklar vermemiz
onların gelişimini olumsuz etkilemez.
Çocuklarımızı neyi yapabileceği ya da yapamayacağı ko-
nusunda serbest bırakmalıyız.
14. Duygu; bir olay, kimse ya da nesnenin insanın iç dünyasında
oluşturduğu, uyandırdığı yankı, etki ve tepkidir. Duygular hak-
kında çok şey söylenebilir. Gündelik hayat içinde sayısız duy-
gu hissederiz; seviniriz, tedirgin oluruz, kızarız, acırız... Daha
şiddetli duygular da hissedebiliriz; öfkeleniriz, kin duyarız, âşık
oluruz, arzularız... Şiddetli hâllerin dışında, yaşarken çok dikkat
etmesek bile duygular hayatımızın önemli bir parçasıdır. Pek çok
edebî eser, duygular ve onların hangi eylemlere neden olduğu
ve hayatı nasıl dönüştürdüğü üzerine kuruludur. Gerçekten
de duygular aynı zamanda insan davranışlarının önemli bir
harekete geçiricisi yani bir motivasyon kaynağıdır. İnsanlar his-
settikleri duygular aracılığıyla çok şey yapabilir. Sevinçle birinin
boynuna sarılabilir, şefkatle kucaklayabilir, korkarak kaçabilir,
utançla kızarabilir veya öfkeyle vurabilirler.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Abartma
C) Örnekleme
E) Karşıtlıklara yer verme
B) Tanımlama
D) Genelleme