@KuasarNemesis
Test 54
6.
114
7.
6 ve 7. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
"Ev değil saray yavrusu” diye bir tabir vardır ya... işte tam
da yeri bu tabiri kullanmanın... Yalan sayılmaz hani... Her bir
köşesi, bir mimari harikası olan bir mekân için çok da abartı
olmaz bu tabir. Düşünsenize altın yaldızlı kapıları, kubbeleri,
sütunları, süslemeleri, oymaları, mobilyaları ve avizeleriyle;
Topkapı, Dolmabahçe, Beylerbeyi ve Yıldız saraylarından,
Küçüksu Kasrı'ndan tanıdık izler... Tarihî camilerden, Boğaz'ın
o muhteşem köşklerinden benzer siluetler... Özellikle inşa
edildiği ilk günlerde Ankaralıların yoğun ilgisini çekmişti Altın
Köşk... Onlarca şey dolaştı dilden dile... Söylentilerin kimi
bir şehir efsanesi olup geniş kitlelere yayıldı... Sahibinden
maliyetine; mobilyalarından içinde gerçekten saf altın
kullanılıp kullanılmadığına kadar pek çok şey söylendi bu bina
için... Zaten binaya da bu ismi insanlar verdi... öyle kabul
gördü ki Altın Köşk adı, sahipleri bile benimser oldu... Aslında
binanın gerçek ismi Merik Köşkü'ydü...
Bu parçada Altın Köşk'le ilgili olarak aşağıdakilerin
hangisinden söz edilmemiştir?
A) Görenlerde bıraktığı etkiden
B) Gündemde kalmasına yol açan özelliklerinden
C) Adının veriliş öyküsünden
D) İnşa ediliş aşamasından
E) Rivayetlerinden bazılarının dilden dile dolaştığından
Bu parçadan Altın Köşk'le ilgili olarak nasıl bir sonuç
çıkarılabilir?
8.
z
9.
A)
B)
C)
D)
E)
Başlardaki etkileme gücü azalmıştır.
Bahçe düzenlemesindeki çiçek çeşitliliği şaşırtıcıdır.
Tarihî saraylardan alıntılarla inşa edilmiştir.
Maliyeti, insanlar üzerinde olumsuz etki uyandırmıştır.
Dış dünyayla bağlantısını kesen yüksek duvarlarla
çevrilidir.
Engelliler için düşünülen Japon tasarımı robot Asimo, aynı
anda üç ayrı sesi birbirinden ayırarak cevap verebiliyor.
Ellerini rahatlıkla kullanabiliyor, yuvarlak cisimleri
kavrayabiliyor, bardakları birbirine boşaltabiliyor, hareketlere
tepki verebiliyor. Bunlardan daha da önemlisi yürürken engelle
karşılaştığında yolunu değiştirebiliyor, merdiven çıkabiliyor.
"Peki bu robotun engellilerle ne ilgisi var?” diyeceksiniz. 48
kilo ağırlığında, 1 metre 30 santim boyundaki Asimo'nun en
önemli özelliği, işaret diliyle konuşarak işitme engellilerle
iletişim kurabilmesi. Böylece teknoloji, insanlık için yeni bir
adım daha atmış oluyor. Elektrik enerjisiyle çalışan, pilleri
azaldığında, oluşturulan istasyona giderek kendini şarj
edebilen Asimo, henüz insanlığın hizmetine sunulmadı.
Üreticisi tarafından belirlenecek evlerdeki aileler tarafından,
deneme amaçlı kullanılması düşünülüyor. Eğer Asimo bu
denemelerde başarılı olursa seri üretimine geçilerek piyasaya
sunulacak.
Bu parçanın yazarı, Asimo örneğinden yola çıkarak
aşağıdakilerden hangisini savunmaktadır?
A) Teknolojinin, insanlığın hizmetinde olduğunu
B) Teknolojinin günlük yaşamda yer alması gerektiğini
C) Robot üretiminin silah üretiminden daha gerekli olduğunu
D) Japonların teknoloji alanında rakipsiz olduğunu
E) Engelliler için yapılan çalışmaların yetersiz kaldığını
Konularınız istediğiniz kadar bilimsel ve inandırıcı
olsun, okuyucu baştan sizin çok da merak edilen şeyler
anlatacağınıza inanmaz. Ama siz konunuzu meraklı, dramatik
ve tamamıyla beşeri yanlarıyla anlatırsanız bilimselliğin en
katı kurallarını bile onlara kabul ettirebilirsiniz. Ben işte bu
yüzden, bir bilim insanı olmama karşn salt bilimsel üslup
yerine tarihi anekdotlar, fıkralar, rivayetlerle dolu bir uzak
geçmiş hikâyesi anlatmayı yeğliyorum. Amacım insanların
sıkılmadan okumalarını sağlamak.
İnsanların duygu ve düşüncelerine seslenme
ı.
II. Anlamaya, öğrenmeye isteklendirme
III. İnandırıcılığı kanıtlarla sağlamlaştırma
IV. Üslubu mizah ögeleriyle süsleme
V. Can sıkıntısının önüne geçmeye çalışma
Yukarıdakilerden hangisi tutumunu bu sözlerle açıklayan
birinin, kitabını yazarken yapacaklarından biri olamaz?
C) III
D) ıv