@KuasarNemesis
Test 44
7.
8.
9.
94
(l) Her gün nice insan ölüyor; düşleri, özlemleriyle yok
olup gidiyor. (II) İki ucu birleşen bu durmayan akış içinde,
hiçbir iz bırakmadan gidenler, iyi veya kötü anılar bırakarak
ayrılanlar var. (III) Sanatçıları, özellikle bizi burada ilgilendiren
edebiyatçıları dikkate alırsak onların anıları, geride bıraktıkları
eserlerdir. (IV) Bu eserler var oldukça, yaşadıkça bunları var
edenler de yaşar. (V) Yeter ki onların yazdıkları da yaşayacak
değerde olsun!
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hanqisinden
sonra düşüncenin akışına göre "Her gün nice insan bu
dünyaya doğuyor, yeni ümitlerle serpilip gelişiyor.” cümlesi
getirilebilir?
ı. D 2. A 3. D 4. B 5. D 6. C 7. A 8. A 9. B 10. B 11. C
10.
Milletler, nesneleri hiçbir neden olmaksızın farklı
şekillerde adlandırmışlardır. Örneğin görme organına
Türkçede "göz,”, Farsçada "çeşm”, Arapçada "ayn”
denmektedin Aslında bu kelimelerle görme organı arasında
hiçbir ilgi yoktur. Buna rağmen milletlerin her ferdi, oturup
karar vermiş, anlaşmış gibi aynı kelimeden aynı nesneyi
anlamış ve dilini oluşturmuştur.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
C) III
D) ıv
A)
B)
C)
D)
E)
11.
Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir paragrafın ilk cümlesi
olmaya uygun değj!ğjl?
A) Günümüzden otuz yıl önce yayımlanan bu romanı yazar
yeniden gözden geçirmiş.
B) Sanat alanında sağlam bir yer edinebilmenin ön şartı,
kendini geliştirmektedir.
C) Kütüphaneler, kültürel yaşamı besleyen ve geliştiren ana
damarlardandır.
D) Jules Verne'in, sayısı iki yüze yaklaşan romanları çeşitli
bilim dalları üzerine temellenmiştir.
E) Bir yazar hakkında, bütün eserlerinin okunmadan
değişmez yargılara varılması doğru değildir.
z
Nesnelere verilen adlar zamanla değişime uğrar
Dildeki ilk kelimelerin ortaya çıkışı sebepsizdir
Milletlerin dil konusundaki tavrı birbirinden değişiktir
Nesneler adlandırılırken toplumsal bazı ölçütler göz önüne
alınır
Dillerin ortaya çıkışı milletlere göre farklılık gösterir
ı.
— Evet, üç kitap çalışması var elimde. İlki "Uyumsuz
Bayan Defne Türker'in Büyük Kaçış Planı” adlı
bir roman. Romanlarıma bir türlü kısa isimler
bulamıyorum. Romanın karakteri zaman yolculuğu
yapıyor. Dört zamanda geçiyor öykü: Lale Devri,
RÖnesans, ve gelecek.
— Roman bitip karakterler sizi terk edip gidince
çok kahroluyorsunuz. Çekip gidiyorlar bir
daha dönmemek üzere. Halbuki yıllarca en
yakınlarınızdan, çocuğunuzdan daha çok beraber
oluyorsunuz onlarla. Herhâlde çok yalnız kalmamak
için bir roman bitmeden bir diğerine başlıyor
yazarlar.
Bu konuşmanın doğru tamamlanması için boş bırakılan
yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
l.
II.
III.
IV
V.
Başka bir deyişle bu döneme kadar şiirlerde, toplumun
alt kesimlerinde kullanılan sözcüklere genellikle
rastlanmazdı.
Orhan Veli'nin şiirlerinde kullandığı "ciğercinin kedisi,
sokak kedisi, babam, tellak...” gibi sözcükler bunun en
güzel kanıtıdır.
Şiir dilimiz, Orhan Veli'ye gelinceye kadar insanların
günlük yaşamıyla ilgili sözcüklere uzak bir görünüm
taşır.
Bunlar günlük dilin şiirsellikten uzak nice sözlerini şiir
diline sokmuşlardır.
Orhan Veli ve onun çizgisinde yürüyen ozanlar, şiir
dilindeki bu kalıplaşmayı yıkmışlardır.
Numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak
şekilde sıralandığında hangisi sonda yer alır?
A)
B)
C)
D)
E)
C) III
D) ıv
I. Romanlarınızın adını nasıl belirliyorsunuz?
II. Bir romanı bitirdiğinizde ikincinin taslağının hazır
olduğunu söyleyebilir miyiz?
I. Farklı türlerde çalışma yapıyor musunuz?
II. Karakterlerinizi oluştururken ölçütünüzün yaşam olduğu
doğru mu?
l. Şu an üzerinde çalıştığınız herhangi bir roman ya da
öykü var mı?
II. Bir romana son noktayı koyduğunuzda ne
hissediyorsunuz?
I. "Zaman yolculuğu” romanlarınıza ilk defa giren bir konu
II. Size göre, roman yazmak yazarı yanlılıktan kurtarıyor
mu?
I. Dönemlerle ilgili yazma fikri sizde nasıl oluştu?
II. Yazarların bir müddet sonra karakterleriyle özdeşleştiği
doğru mu?