Örnek Soruyu Değiştir

@KuasarNemesis Test 43 ı. C 2. A 3. D 4. B 5. C 6. B 7. C 8. C 9. D 10. E 11. A 12. E 7. 8. 9. I. II. III. IV. V. Bu günlüğe, söz konusu kitabı yazarken ne tür güçlüklerle karşılaştıklarını bu süreçte neler yaşadıklarını, nelere tanık olduklarını günü gününe not ederler. Bu tür günlüklerde bir kitabın, yeni bir kitap oluşturma fikrinden, tamamlanmış bir metne nasıl dönüştüğünün öyküsü anlatılır. Andre Gide'in "Kalpazanlar"ı, Thomas Mann'ın "Doktor Faustus"u yazarken tuttukları günlükler bu türdendir. Bazı edebiyatçılar, yeni bir kitap yazmaya başlayacakları zaman bir taraftan da günlük tutmaya başlar. Bu günlükler, çoğunlukla "edebiyat günlüğü” ismiyle anılır. 10. 11. z 12. I. II. III. IV. V. Bu masallar sonradan birtakım meraklı araştırmacılar tarafından yazıya geçirilmiştir. Bu masalların bir başka özelliği de evrensel nitelik taşıyan sorunları ele almalarıdır. Halk masalları, halk arasında anlatılmaya başlamış ve zamanla geliştirilmiş masallardır. Bunlardan bazıları; çocukların karşılaştığı güçlükler, üvey anne kıskançlıkları, aile üyelerinin birbirlerine karş özverileri, anne - baba - kardeş sevgisi gibi konulardır. Bu tür masallarda insan ilişkilerine değinildiği, çok değişik insan tiplerinin canlandırıldığı ve insanların başlarından geçen serüvenlerin anlatıldığı görülür. Numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde sıralandığında hangisi bastan ikinci olur? Numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde sıralandığında cümlelerden hangisi sonuncu olur? C) III D) ıv C) III D) ıv Roman bir toplumun nabzını tutan, onun ruhunu, gelişmesini ve kalp atışlarını ölçen karmaşık, edebî bir türdür. Bu ilgileri ortaya koymadan Türk romanını da anlayabilmek ve değerlendirebilmek mümkün değildir. Çünkü kalitesi ne olursa olsun romanlarımızın büyük bir kısmı yakın tarihimizdeki olaylarla çok yönlü olarak doğrudan ilgilidir. -- Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir? Gerçekten de tembel insanın paslanmış demirden farkı yoktur. Bizim, zekâdan çok çalışmaya gereksinimimiz var. Çünkü çalışmakla her engel aşılabilir. Bunun yanında taklit, yaratış gücünü, kişiliği engelleyen bir durumdur. İnsan ancak kendi yetenekleriyle değerIendirilebilir. Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir? A) Çalışmak, kişisel yeteneklerin ortaya çıkmasını tetikler B) Zekâ, kişinin bütün sorunlarını gidermede kullandığı bir araçtır C) İşleyen demir ışıldar, derler D) Tembel insan başkalarına muhtaç olan insandır E) Çalışmakla bütün işler hâlledilir (l) Yaptığım çeviriyle ödül kazandığım haberini duyunca gerçekten çok sevindim. (II) Bunca emek verdiğim, dizelerdeki vuruş sayısını bile hesapladığım bir çeviri ödül kazanmıştı ne de olsa. (III) Üstelik hak ettiğimden eminim, niye yalan söylemeli. (IV) Yargılara, övgülere, ödüllere hep kuşkuyla baktığım için tam anlamıyla sevinemedim yine de. (V) Kazananlar, kazanamayanlar keşmekeşi, ödül dağıtımının rastlantılara bağlı olduğunu gösteriyordu kesinlikle. (VI) Derken evden ayrılma, yolculuğa çıkma isteği bastırdı. (VII) Bir eteğin kopmuş bir düğmesi, ütülenmemiş bir bluz, yanıma en az kaç kalem eşya alabilirim sorusu...(VIII) Ertelediği, sürüncemede bıraktığı işleri ancak yolculuğa çıkarken kavrayabiliyor inşan. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istendiğinde ikinci paragraf hangisiyle başlar? A) B) C) D) E) Romanlarımızın oluştuğu zemini, bu yakın tarihimizin birikimleri oluşturmaktadır Romanların toplumsal gelişmelere yaptığı katkılar toplumsal yaşamı da etkilemektedir Romanlar, ait oldukları toplumların özelliklerini yansıtarak onları tanımamızı sağlar Bizim edebiyatımız tarihten aldığı konularla kendine okur bulmuş romanlarla doludur Tarihsel olayları konu alan romanlar, kuru tarihî bilgilerle yetinmemelidir Bazı yayınevlerinin ve yayımcıların kitap konusunda değişik ölçüleri ve ayrı bir çevreleri olduğu doğrudur. Bunlar yayımlayacakları eseri neye göre belirler, bu seçimde neyi kendilerine hedef alırlar, bilinmez. Hatta bu yayımcılar kimi zaman kötü edebiyatı finanse eder. Bunu anlamak hâlâ hiç mümkün değildir. Ama bu akış içerisinde, güçlü sanatçının kendine er geç yol açabileceği de bir gerçektir. "Kötü para iyi parayı kovar." Gresham Kanunu'nun bir sınırı var bu arada. Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre, aşağıdakilerden hangisi getirilebilir? A) III B) ıv A) B) C) D) E) Bu işleyişin tek ve gerçek sorumlusu yayımcılardır. Böylece kötü edebiyat alıp başını gidiyor. İyi edebiyatın yok olmasında okurun payını da yadsımamak gerekir. Gerçek edebiyat yapıtlarının giderek azaldığını görmek, insanı üzüyor. Kötü edebiyat, iyi edebiyatı kovabilir ama bir süre için. D) vı E) VII