Örnek Soruyu Değiştir

@KuasarNemesis Test 03 2. Bilinç akışı tekniği, kişilerin duygu ve düşüncelerini herhangi bir bağ ve gramer endişesi taşımaksızın çağrışım ilkesi paralelinde doğrudan doğruya okuyucuya aktarmaktan ibarettir. Bu teknikte yazar, okuyucuyu kahramanın iç dünyasıyla baş başa bırakmayı hedeflen Dolayısıyla okur, olayları değil; olayların insan üzerindeki etkilerini, oluşturduğu çağrışımları ve duyguları izleme imkânı bulur. Bu açıklamaya göre aşağıdaki parçalardan hangisi bilinç akışı tekniğine uygun olarak hazırlanmıştır? 3. Lebdeğmez (dudakdeğmez), genellikle Türk halk şiirinde yaygın olan özellikle de âşık edebiyatında her iki dudağın birbirine veya alt dudağın üst dişlere dokunmasıyla ortaya çıkan seslerin kulanılmadığı, doğaçlama söylenen bir şiir türüdür; daha doğrusu bir âşık atışmasıdır. Bu atışmada âşığın iki dudak arasına dik bir şekilde iğne konulur ve bu yasak harflerin kullanılması durumunda iğne âşığın dudağına batar, onun için bu şiirlere lebdeğmez denir. Bu bilgilere göre, atışma sırasında bir âşığın A) B) C) D) E) 350 Nihayet tren geldi. Trenden inen yolculara dikkatle baktı. Devetüyü paltolu bir kadın görünce yüreği çarptı ama o değildi. Oturduğu yerden kalktı. Kapıya yürürken duvardaki takvimi gördü. 7 Mart Cumartesi yazılıydı. Rahatladı. İşte bunca saat boşuna beklemişti. Mahalle kahvesinin önündeki setin üstü sanki ufak bir bahçeydi. Ortada küçük bir havuz, içinde gazoz şişeleri, etrafında biraz çimen, kına çiçekleri... Kapının sağ tarafında bazısı giyimli, birtakımı da gecelik entarileri, Şam hırkaları ile dört beş kişi İstanbul'un son zelzelesinden konuşuyorlardı. Akşamüstü güneş batarken Ankara ne kadar güzelleşir. Kan kırmızı yuvarlak bir külçe, dağların üstüne doğru yavaş yavaş inmeye başlar; yekpare, geniş bir billur parçası hâline giren ufuktan misli görülmemiş bir renk ve ışık yağmuru boşanır. Şehrin çelimsiz gövdesi, birden bire silkinip doğrulur. Emir Bey'e baktı, yüzü gergin ama solukları düzgün. İki yıl önceki yangının son yuttuğu evi hatırladı. Aram Usta'nın oturduğu evi... Az yukarıda üç yol ağzındaydı. Şimdi, arta kalan yığıntıda kuzukulağı, hindiba yetişiyor. Evin tahta perdeyle sokaktan ayrılmış bahçesinden nisan gülü dalları sarkardı dışarı. Bu kedi, tahta masanın üstüne çıkmış, köpeğime durmadan homurdanacak mı? Sandalyenin üstündeki vişneçürüğü rengindeki delik çoraplar... Asmanın yaprakları yemyeşil. Bizim bahçedeki kurudu bile. Deniz Bozburun'a doğru başını almış gidiyor. Uzaklarda görünen, İstanbul'un neresi kim bilir? I. II. III. Aşkın dolusunu içenlerdeniz Dinleyin hakkına erenleri siz Uğruna şerrinden geçenlerdeniz Görünüz hak dara girenleri siz Yolunda gidenler hakkına erer Hak odur üç hece suhali sorar Kan içen iğnedir dudağı yarar Seyredin didarı görenleri siz Divani, sözünü sonuna erdir Ağlatan aşıkl dünyada yardır Sellenen didede gözyaşı vardır. Önleyin suhali soranları siz z dörtlüklerinden hangilerini söylerken dudağına iğne batmıştır? A) Yalnız I D) ı ve il B) Yalnız II C) Yalnız III E) il ve III