@KuasarNemesis
@YildizlarLigi_
2025PDF
23—24. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Doğukan İşler; öykülerinde postmodern anlayışa yaslı, yenilikçi,
deneyci bir yaklaşım sergiler. Üst kurmaca, gerçek ve gerçek
dışının iç içe geçmesi, dil oyunları, metinde anlatıcının sürekli
devrede olması, tamamlanmamış anlatılar; onu postmodern
tutuma yaklaştırır. Öykülerinde; daha çok bilinç akışı şeklinde,
kelime ve kuram çağrışımlarına yaslı, Oğuz Atay'ı hatırlatan,
parlak, zekice bir anlatımı yeğler. Edebiyat, hayat, felsefe; metin-
lerin odağındadır. Yaşanan karşıtlıkların, saçmalıkların, kaosun
üzerine kurulu; gücünü tümüyle ironiden alan bir modern hayat
eleştirisi oluşturması en güçlü yönüdür. Edebiyatın kendisi öy-
külerin ana sorunsalıdır. Kurgu içinde kurgu, okuru öykünün
yazılış sürecine ortak etme, başka metinleri öykülere dayanak
yapma (metinlerarasılık) anlayışı öykülerde baskın yaklaşımlar-
dır. "Oyun"a dayalı, gariplikler, tuhaflıklar, şaşırtmalardan besle-
nen öyküleri tercih eder. Sık sık ironiye, kara mizaha başvurur.
23, Bu parçada söz edilen sanatçının en güçlü yönü
aşağıdakilerin hangisidir?
A) Hayatın karmaşasından seçtiği konuları, bilinç akışı yön-
temiyle öyküye aktarması
B) Yamalı bohçayı andıran, gülmeceye dayalı eleştirel
öyküler kaleme alması
C) Metinlerarasılık yöntemine dayalı çok yönlü metinler
kurgulaması
D) Kara mizahı öykülerinin merkezine yerleştirerek özgün bir
anlayış geliştirmesi
E) Edebiyat, hayat ve felsefeyi bir potada eritmeyi başarabilmesi
24, Aşağıdakilerin hangisi bu parçada söz edilen sanatçı
tarafından yazılmış olabilir?
A) Alnımda bir doktor elinin kaygan gölgesi. Kendimde miyim,
onunla mıyım, uykuda mıyım yoksa sağa sola savurduğu
parmağının rüzgârında mıyım, bilmiyorum.
B) Sütlü kahve kaynamaya devam ediyor. Annemin bakarken
derin düşlere daldığı pencerenin ardında bir arı, içeri girmek
için kanat çırpıyor. Havalar iyiden iyiye soğudu. Sinekler,
arılar artık dışarıda üşüyor.
C) Kasabaya güneşli bir günde iki tahta çantasıyla bir adam
geldi ve handa bir oda kiraladı. Aynı gün oraya babasıyla
beraber yeni gelmiş olan bir çocukla ahbap olduk.
D) Gözlerimiz hemen şoföre döndü. Onun telaş ile yerinden
kımıldadığını ve bir eliyle gözlerini ovuştururken ötekiyle sım-
sıkı direksiyonu kavradığını gördük.
E) Okulda ilk öğrendiğim gerçeklerden biri de babamın- sonra
peder oldu- beni yanlışlıkla mektep yerine okula gönderdiği
oldu. Önümüze alfabe adında anlaşılmaz bir kitap koydular.
Okulla babamı uzlaştırmaya imkân yoktu.
25—26. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Çamlıhemşin üzerinden Ayder, ardından Kavrun Yaylası'na ula-
şıyorum. Burası, deniz seviyesinden hemen hemen 2250 metre
yükseklikte. İlk defa, yirmi iki yıl önce ailece gelmiştik buraya. O
zamanlarda yayla evlerinin çok olmadığını anımsıyorum. Şim-
di baktığımda fark ediyorum ki evlerin sayısı kat kat çoğalmış,
hayvanlann sayısı azalmış. O zamanlar, boyunlarındaki çıngırak-
larıyla ses çıkaran inekler, koyunlar her tarafa yayılırdı. Şimdi yal-
nızca belirli bir yerde, bir arada otlayan yirmi civarında hayvan
görüyorum. Bu sürede doğada zaman geçiren insanlar azaldı,
evlerine kapananlar çoğaldı. İnsanoğlu doğayla fiziksel, ruhsal
ve manevi bağını kaybetmeye başladı yavaş yavaş. Burada mis
gibi bir hava var, çağlayarak akan derenin sesi ve otların ara-
sından görünen sarı kantaron çiçeğiyle orkideler... Sırt çantamla
dağlara doğru yol alıp Kavrun, Avusor ve Dübe'nin olduğu va-
dilerden geçerken buraların kalbimde yer etmiş olduğunu his-
sediyorum. Gittiğim, gördüğüm hiçbir yerde bulamadığım ve
avucumun içinde sımsıkı tuttuğum bir sırrı var bu toprakların.
25, Bu parçada Ayder ve Kavrun ile ilgili aşağıdakilerin
hangisine değinilmemiştir?
A)
B)
C)
D)
E)
Havası ve doğasıyla güzelliğini koruduğuna
Yayla evlerinin sayısının zamanla arttığına
Önceleri ziyaretçilerine daha fazla huzur verdiğine
Fiziksel ve coğrafi bazı özelliklerine
Dağlara çıkıldıkça vadilerde gizli bir yaşamın olduğuna
26. Bu parçadaki altı çizili cümlede görülen anlam olayı
aşağıdakilerin hangisinde vardır?
A)
B)
C)
D)
E)
Çocuğun masmavi gözlerinden, hüzünler damlıyordu al
yanaklarına.
Adam; köşede ikiye katlanmış bir hasır parçası üstüne
uzanmış, yatıyordu.
Bu kavurucu sıcakta dolaşmak, bizim güneşle aramızı
bozacaktı.
Yalnız başına dolaşan mutsuz insanların hâline üzülürdü
büyük şair.
Bir bülbül, derenin kenarındaki çiçeklerin üzerinde
şakıyordu durmadan.
25