Örnek Soruyu Değiştir

@KuasarNemesis Paragrafta Anlam - 4 Dostoyevski yolda bir işçi görüyor. Yanında bir çocuk var. İkisinin de yüzleri asık, elbiseleri bakımsız, konuşmuyorlar. Bu kadarı yeterli, roman başlıyor: Bu çocuğun annesi geçenlerde öldü. Babası bir matbaada çalışıyor. Bir tavan arasında oturuyorlar. Bugün pazar. İşçi, çocuğu akrabalarından birine götürüyor, ihtiyar teyzesine. Bu teyze herhalde küçük bir zabit ile evlidir. Şakacı bir adam. Kışlanın alt katında bir odaları var. Baba oğul içeri girdikleri zaman teyze semaveri getiriyor... Ve Dostoyevski kendini bu hayatın akışına bırakıyor. Sanat kimbilir nerede kaldı? Bırakın romancıyı alabildiğine gitsin... Üslup ayaklarına dolaşmasın. Aşağıdakilerden hangisi, sanat konusundaki görüşlerini böyle dile getiren bir yazarın romanını yazarken yapacaklarından biridir? BÖLÜM 01 Test 52 A) B) C) D) E) Etkileyici bir konu seçmek Güçlü karakterler oluşturmak Üslup kaygısından uzak durmak Toplumsal sorunları gündeme almak Okurun yorum yapabilmesine izin vermek 2. 3. 4. Fransa'ya ilk gidişimde Fransız şiiri ile daha yakından ilişki kurmuş, bu yabancı dili iyice değilse bile bir nebze öğrenebilmiştim. İkinci Paris yolculuğumda işin dibini karıştırdım. Özellikle gerçeküstücülük akımını kurcaladım. O zaman gördüm ki Garipçiler'in yaptıkları, bu akımı Türkçeye aktarmaktan ibarettir. Bir kere gerçeküstücülüğü başlatan Freud'u bilmiyorlardı. İkincisi Türk şiirinde onların davranışlarını bağlayabilecekleri doğru dürüst bir liman yoktu. Kısacası hareketleri şiirde imgeyi yıkıp işi düz bir alay düzeyine indirmekten öteye geçmiyordu. Bu parçada yazarın altı çizili cümledeki düşünceye varmasının nedeni Garipçilerin, l. Şiirdeki yeni çalışmalarıyla dikkat çekmeleri, II. Savundukları akımın içeriğinden habersiz olmaları, III. Akımın tanıtımından öteye gidememeleri özelliklerinden hangisiyle ilgilidir? A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III z 3 Yeni yaşam biçimi olarak adlandırılan şey, insanların giderek Batı dünyasının üretim ve tüketim koşullarını kabullenmesinden ibarettir. Bu koşullar insanların yaşamını belirlemekte, insanlara nelerden zevk alınması gerektiğini dayatmaktadır. Gazetelerde, televizyonlarda nelerin moda olduğu, nelerin moda olmaktan çıktığı, insanlara dayatılmaktadır. Örneğin öteden beri yenilen patlamış mısır yerine, sinemalarda ve marketlerde satılan, ithal malı mikrodalga fırınlarda hazırlanan patlamış mısır ön plana çıkartılmaktadır. Reklamlarda ayaküstü yemek türlerine övgüler düzülmekte, sağlığa ne kadar uygun olduğu tartışmalı ürünler, iştah açıcı görüntüler sunulmaktadır. Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır? E) II ve III Şiir yönünden oldukça zengin olan Türk edebiyatında, dizelerin kahramanıydı o. Gençliğinde sürdüğü bohem yaşamın ardından, içindeki coşkun suları tasavvufun ışığıyla sakinleştirdi. ölüm temasına hakim şiirleriyle tanınıyordu, Necip Fazıl Kısakürek ve aynı dizelerle tutunuyordu yaşamaya. 1980 yılında "Türkçenin yaşayan en büyük şairi / Sultan-üş Şuara” unvanını alması da tesadüf değildi. Dönemin gazete ve dergilerinde kaleme aldığı şiirleriyle toplumsal ve politik olaylara da göndermeler yapan Necip Fazıl, kelimeleriyle resim çiziyor ve sanatçı tavrını her durumda ortaya koymayı başarıyordu. Annesinin arzusuyla araladığı şiir kapısından girip bir daha asla geri dönmeyen Necip Fazıl 109 Kısakürek, şiir dünyasına izini, ince bir çizgi hâlinde bırakıp gitti aramızdan.” Bu parçadan Necip Fazıl Kısakürek ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? A) B) C) D) E) Batı dünyasının yaşam biçimiyle gündemde kalmasından Batı'nın üretim ve tüketim koşullarını insanlara dayatmasından Patlamış mısır tüketiminin sağlıksız olmasından Sağlıklı beslenmenin gençler arasında yaygın olmamasından Modaya uygun giyinmenin son yıllarda gündemde olmasından A) B) C) D) E) Aldığı unvanı hak ettiği Zaman içinde düşünsel değişiklik geçirdiği Şiirlerinde siyasi tavrını ortaya koyduğu Şiirdeki başarısını öteki türlerde de gösterdiği ölüm temasını başarıyla yansıttığı