@KuasarNemesis
1.
2.
13
PARAGRAF (KARMA)
Soğuk havalarda "kış kokusu" olarak adlandırabileceğimiz du-
yusal bir deneyim yaşamamız, koku alma sistemimizde yer
almayan bir sinir ile ilişkilendirilebilir. Trigeminal sinir adındaki
bu yapı; yüzümüzdeki dokunma, sıcaklık ve ağrı gibi uyaranların
algılanmasından ve kasların kontrol edilmesinden sorumludur.
Ancak trigeminal sinirin diğer sinirlerle iç içe bulunması, ilettiği
sinyallerin koku alma duyumuz tarafından sıra dışı algılanması-
na yol açabilir. Güneşli bir alana çıkan bazı insanlarda havadaki
koku moleküllerinin durumuna göre hapşırma refleksinin tetik-
lenmesi; nanenin soğuk, biberinse sıcak olarak algılanması ve
benzeri durumlar bu sinirin neden olduğu algısal garipliklerden
bazılarıdır. Bir diğeriyse düşük sıcaklık ve nem gibi koşulların
birleşimiyle uyarılan trigeminal sinirin ilettiği sinyallerin beyni-
mizde var olmayan bir kokuya aitmiş gibi hissedilmesidir.
Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
A) Hava sıcaklığının artması gaz moleküllerini hızlandıracağı
için koku bileşenlerinin yayılımı kolaylaşır, koku alma du-
yumuz daha aktif hâle gelir.
B) Sıcaklığa bağlı koku algısı, havadaki koku moleküllerinin
içeriğine ve koku alma duyumuzun işleyişine göre farklılıklar
gösterebilir.
C) Kokunun kaynağı olan kimyasallar, nemle daha uzaklara
taşınmakla kalmaz; aynı zamanda havada bulunma süreleri
de uzar.
D) Havadaki moleküllerin içeriği, bu moleküllerin yayılım bi-
çimi; doğrudan sıcaklık ve nem gibi faktörlerden etkilen-
diğinden koku algımızı değiştirmez.
E) Mevsimsel ısı değişimleri, koku algısının farklılaşması dışında
diğer duyularımız için de her zaman gariplikleri beraberinde
getirir.
Geçen hafta okul çıkışı Beyoğlu Caddesi'ndeki meşhur Atlas
Sinemasının önünden geçerken gözlerim film afişlerine takıldı.
Çok başarılı bulduğum bir yönetmenin yeni film afişini görünce
mutlu oldum ve hemen bir gün sonrasının akşam seansına iki
bilet aldım. Heyecanla beklediğim vakit gelmişti ve arkadaşımla
salondaki yerimizi almıştık. Filmin henüz ilk dakikalarıydı ki ar-
kadaşımla göz göze geldik. Biz bunu önceden izlemiş miydik,
gibisine baktık birbirimize. Film, sanki yıllar önceki bir filmin
tekrarıydı. Olay zinciri, kişilerin özellikleri hatta mekânlar bile
aynıydı. Başarılı bildiğim yönetmen de sınırların içinde kalmış
ne yazık ki! Büyük bir düş kırıklığıyla filmin sonunu getirmeden
çıktık salondan.
Bu parçada söz edilen filmle ilgili anlatılmak istenen
aşağıdakilerden hangisidir?
3.
4.
Şiddetlenen iklim değişikliği ve büyüyen su kriziyle bir-
likte su varlıkları kirleniyor ve temiz suya erişim kısıtlanıyor.
Dünyada 1 milyara yakın insan temiz suya, 4 milyara yakın
insan ise suya kesintisiz olarak erişemiyor. Hâl böyle olunca
su krizi, salt bir su kıtlığı meselesi gibi algılanmamalı. Suya
erişim sorununu kısa bir zaman dilimine kadar çözecek ba-
sit iyileştirme çalışmaları değil; su arzını artırıcı, uzun vadeli,
yeni ve köklü teknolojiler gündeme gelmeli.
Temiz su elde etmek için kullanılan bir yöntem, deniz suyu-
nu tuzundan arındırarak tatlı su üretmek. Deniz suyundan
içme, sulama, kullanma amaçlarıyla saf su elde edilmesine
desalinasyon deniyor. 2013 yılı itibarıyla dünyada 17 bini
aşkın desalinasyon tesisi bulunuyor. Bunların tatlı su elde
etme kapasiteleri günde 80 milyon metreküpü aşmış
durumda.
Bu iki parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi
söylenebilir?
A)
B)
C)
D)
E)
Farklı anlatım teknikleri kullansalar da bir konunun aydın-
latılmasında klasik çözümler sunmaktadırlar.
Bir konuda savunulan karşt düşüncelerin aslında birbirini
desteklediğini göstermektedirler.
İki farklı konuya ilişkin ortak bir değerIendirme ölçütü kul-
lanılması gerektiğini vurgulamaktadırlar.
Aynı konuyu değerIendirip o konuda yenilikçi bir çözüm
önerisine ulaşmaktadırlar.
Aynı konudaki tutarsızlıkları göstermeye yönelik farklı bakış
açıları sunmaktadırlar.
A)
B)
C)
D)
E)
Sürükleyici olmaması
Sıradan olayları anlatması
Heyecan uyandıracak nitelikte olmaması
Teknik açıdan zengin olmaması
Senaryonun özgün olmaması
(l) Ütopyanın bir tür olarak edebiyattaki başlangıç noktası, pek
çok kaynağa göre MÖ 380 civarında Platon tarafından yazılmış
olan Devlet adlı eserdir. (II) Devlet'te Platon, hocası Sokrates'i
konuşturur ki bu daha sonrasında "Sokratik Diyalog," ya da
"Sokratik Yöntem" olarak da bilinen felsefi sorgulama yönte-
minin de adı olmuştur. (III) Eser; adından anlaşılacağı üzere
devlet ve devleti oluşturan tüm bileşenleri yani felsefe, sosyoloji,
politika, hukuk ve sanat gibi kavramları incelerken adalet, ahlak,
mutluluk üzerine düşündürür; özünde ideal devletin nasıl olması
gerektiğini anlatır. (IV) On kitaptan oluşan eser, birinci kitaptan
itibaren adalet ile ilgili sorular sormaya başlar. (V) Bu bağlamda
Platon, sorular üzerinden ilerleyen diyaloglarında ideal devlet
düzeni arayışlarının tohumlarını atmış olur.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin
akışını bozmaktadır?
C) III
D) ıv