@KuasarNemesis
1.
2.
PARAGRAF (KARMA)
Çeşitli bilim dallarının terimlerinde yabancılaşma, Türkçe terim-
lerdeki çeşitlilik, terimlerde birlik sağlama gibi konuları işlerken
sanki birileri "Siz önce kendi alanınızdaki terimlere, kelimelere
bakın." diye beni uyarıyor. Gerçekten de meslektaşlarım uzun
zamandır bu konuya eğilmiyor, dil bilgisi terimlerinde bir birliğe
gitme konusunda herhangi bir çaba gösterilmiyor. TDK'de dil
bilgisinin tartışmalı konuları üzerinde toplantılar düzenlenirdi.
1 990'lı yıllarda yapılan bu toplantılarda terimler de gündeme
gelirdi. Aftık bu tür toplantılar yapılmıyor. Şimdi her dilci, kendince
uygun gördüğü terimi kullanıyor. Örneğin TDK'nin benimsediği
'Çokluk” terimini bir dilci kullanırken öteki 'Çoğul” terimini tercih
ediyor. Şimdi çoğul, tekil kelimelerini kullananlar; çokluk, teklik
terimlerini kullanmaya yanaşmıyor.
Bu parçada yazarın yakındığı durum aşağıdakilerin
hangisidir?
A) TDK'nin uzun süre kullanılmayan terimlerin yerine yeni
karşılıklar bulamaması
B) Türk dil bilimcileri arasında dil bilgisi terimleri ile ilgili bir
birlikteliğin olmayışı
C) Dil bilgisinde kullanılan terimler üzerine yapılan tartışmaların
uzmanlar arasında rekabete yol açması
D) TDK'nin dil bilgisi terimleri üzerine yapılan çalışmalara
kayıtsız kalması
E) Türkçe terimler üzerine yapılan araştırmaların devamlılık
arz etmemesi
Çoğumuz için hayat, bir maça benzer. Düdük çalar ve bir mü-
cadeleye atılırız. Etrafımız, tıpkı bizim gibi, aynı mücadeleye
atılan insanlarla doludur. Sonra önümüze bir sürü hedef çıkar.
Bir hedefe ulaşırken diğeri önümüze dikilir. Okul, iş, evlilik,
kariyer... Bir gün bir bakarız ki tüm bu hedeflere ulaşmak is-
terken ideallerimize vakit ayırmadan ve elimizdekilere kıymet
vermeden tükenip gitmişiz. Güneş pırıl pırıl ışıklarıyla dünyayı
aydınlatırken özlemlerimizle gerçekler arasındaki acımasız
uçurum karşımıza çıkar. Hayat artık geriye dönemeyeceğimiz
ve yeniden başlayamayacağımız kadar ilerlemiştir. Bu noktada
hayaller de işe yaramaz, geriye sadece pişmanlıklar kalır.
Bu parçada sözü edilen duruma düşmemek için yapılması
gereken aşağıdakilerin hangisidir?
3.
4.
Yazınsal yaratı; dilsel bir ürün olduğu gibi, insan elinden çıkmış
bir yapıttır da. Doğal olarak yaratıcısının, dokusuna vurduğu
damgayı taşır. Bu damga, kimi yapıtlarda oldukça gizlenmiş,
örtük bir nitelik kazanır. Yetkin bir okur, yazarın yapıtına vurduğu
damgayı bulup ortaya koymaya çalışır. Bu yönde yoğunlaştırır
çabalarını. Dahası anlama süreci içinde yeniden üretir o yapıtı.
İşte Vladimir Nabokov'un 'ürperme” ve "insanlığın ulaşabildiği
en yüksek heyecan” diye nitelendirdiği estetik tat da bu yeniden
üretim aşamasında gerçekleşir. Bir yazınsal yaratıyı, okuma
süreci içinde yeniden kurgulayıp üretme, anlama edimine bağ-
Ildır büyük ölçüde. Anlama da okurun birtakım temel bilgilerle
donanımını gerektirir. Okunan metni değişik açılardan değer-
lendirip yorumlayabilecek bilgiler toplamıdır bunlar. Terimsel
bir söyleyişle yorum bilgisi...
Bu parçaya göre okurun estetik tada ulaşabilmesi
aşağıdakilerin hangisine bağlıdır?
A)
B)
C)
D)
E)
Yetkin yapıtların mesajını doğru anlayıp yeni yeni anlamlar
çıkarmasına
Yorum bilgisini en üst seviyeye çıkararak yapıtın satır
aralarına odaklanmasına
Yapıtı yeniden kurgulama sürecinde yetkin okumalar
yapmasına
Metni değişik açılardan değerlendirirken geleneksel anla-
yışlardan uzak durmasına
Belli gayret sonucunda yeni bir yaratım süreci içine
girmesine
A)
B)
C)
D)
E)
106
Gerçekleşmesi mümkün olan hayaller peşinde koşmak
Kendinin ve sahip olduklarının değerini bilmek
Hayatta sadece acil olan iş ve durumlar için çalışmak
Az gayretle çok kazanç sağlayacak işlere yönelmek
Çalışma hayatında her pozisyona gereken önemi vermek
(l) Kişiler arası etkileşimde ilk izlenim, her zaman sürecin devam
edip etmeyeceğini belirleyen önemli değişkenler arasında yer
almaktadır. (II) İletişimin ilk dakikalarında kişi, muhatabı hak-
kında bir hükme varmakta ve onu "Çok tatlı bir inşan, hemen
kanım kaynadı.”, "Burnu Kafdağı'nda, hiç hoşlanmadım.", "İşe
yaramaz bir insan olduğu belliydi." gibi yargılarla etiketlemek-
tedir. (III) İşte bu etiketler, ya iletişimin kesilmesine ya gönülsüz
sürdürülmesine yol açar ya da devam etmesini sağlar. (IV) Bir
bakıma iletişimin ilk dakikaları, iletişimin kaderini belirler ve
bunlar zamanla değişebilecek peşin hükümler olarak da de-
ğerlendirilebilir. (V) Bu nedenle iletişim sadece bir bilgi alışverişi
olmaktan çıkar ve içinde duyguların, kişilerin dünyalarının bir
yansımasına dönüşür. (VI) Dolayısıyla iletişim, kişinin muhata-
bıyla kurduğu bir eyleme dönüşür ve bu eylem sözlü ve sözsüz
iletişimin birlikte işe koşulmasıyla gerçekleşen bir bütünlük arz
eder.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra
"Ancak ön yargılar çabuk değişim gösteren bir özelliğe
maalesef sahip değildir. ” cümlesi getirilebilir?
A) II
B) III
c) ıv
E) VI