@KuasarNemesis
12. Kimi yayınevleri; herhangi bir kalite kaygısı gütmeden çok sata-
cak eserlerin yayımlanmasını istedikleri için genellikle özensiz,
dikkatsiz, alan bilgisi olmayan çevirmenlerle anlaşırlar. Anlaştık-
lan çevirmenler, yaptıkları işleri de çok aceleye getirdikleri için
bir eserin tamamını çevirmeye genellikle yeltenmezler, sadece
ilgi çekebilecek kısımlara odaklanırlar. Hatta bazen de editör
ve çevirmenler, yayımlamak istedikleri kitapta kendi hayat gö-
rüşlerine uygun sözleri bulamayınca kendi inançlarına göre
sözleri değiştirirler. Bu durum, çeviri ahlakına ve düzeyine hiç
uymadığından ortaya çok yetersiz çeviriler çıkıyor. Yayıncıların
da çevirmenlerin de yorumcuların da bu rahatlıkları, genişlikleri
ve kendilerini sorgulanamaz "otorite" konumuna yerleştirmeleri;
kalite yoksunu binlerce kitabın ortalıkta cirit atmasına neden
oluyor.
Bu parçada yazar, özellikle aşağıdakilerin hangisinden
yakınmaktadır?
A) Yayınevlerinin çeviri işine tam olarak hâkim olmayan
çevirmenlerle çalışmasından
B) Çevirmenlerin maddi kaygıları her zaman ön planda
tutmalarından
C) Yayınevlerinin ve çevirmenlerin yanlı tutumlarından dolayı
yetkin olmayan çevirilerin artmasından
D) Kendini otorite kabul eden çevirmenlerin yayınevi
beğenmemelerinden
E) Çeviriye kendi dünya görüşünü aktarmanın oldukça yanlış
bir tutum olduğundan
13. (l) Günümüzde akıllı telefonlar ve internete bağlı eşyalar sa-
yesinde film izlemek, yürümek, uyumak, araba kullanmak, ko-
nuşmak, yazmak gibi neredeyse her eylem veri üretiyor. (II)
Sanal ortamlarda üretilen verilerin büyük veri merkezlerinde
toplanmasıyla oluşan veri yığınlarına büyük veri deniyor. (III)
Yapay zekâ için en sık kullanılan yöntemlerden olan makine
öğrenmesinin etkili olabilmesi için bu verilere hatta çok fazlasına
ihtiyaç var. (IV) Örneğin Tesla'nın otonom sürüş konusunda,
Google gibi dev bilişim firmalarına göre en büyük avantajının
bugüne kadar sattığı ve sürekli internete bağlı otomobillerden
topladığı devasa sürüş verisi olduğu söyleniyor. (V) Bu bağlam-
da değerlendirildiğinde veriye ulaşmak ve bu veriyi işleyecek
yapay zekâya sahip olmak, ticari işletmeler ve hükûmetler için
öncelikli hâle gelmiş durumda.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin
akışını bozmaktadır?
14. Bir akademisyene yöneltilen aşağıdaki sorulardan
hangisi verilen yanıtla uyuşmamaktadır?
A) — Osmanlıca metinlere ilginiz ne zaman başladı?
Sanırım lise yıllarında. Ancak bu ilgi üniversitede benim için
dezavantaj oldu. İlk yarıyıl Osmanlı Türkçesi derslerinde çok
sıkıldım, bir süre sonra da derslere devam etmeyi bıraktım.
Bunun bedelini transkripsiyon alfabesini geç öğrenmekle
ödedim. İkinci yarıyılda vaziyeti tekrar lehime çevirebildim.
B) — Master ve doktora konularınızı seçerken akademiye
geri dönme düşünceniz var mıydı?
O arzu, lisansüstü öğrenim gören pek çok kişide vardır.
Bizde de vardı muhakkak. Yüksek lisansta tez hocam Gü-
nay Kut'tu. Bölüm başkanıydı aynı zamanda. Ondan çok
etkilendim. Hep onunla birlikte akademide çalışmayı arzu
etmiştim.
C) — Osman Reşer nasıl ve ne zaman çıktı karşınıza?
Almanya'da kütüphanede araştırma yapıyordum. Bizimki-
lerin el yazısına benzemeyen bir yazıyla ve Almanca olarak
bir kitabın notuyla karşılaştım: "Raf numarası bu kodlarla
başlayan yazmalar Oskar Rescher (Osman Reşer) aracılı-
ğıyla Türkiye'den alınmıştır.” Sonra Osman Reşer isminin
peşine düştüm.
D) — Bugüne kadar Osman Reşer adına kayıtlı kaç yazma
eser listeleyebildiniz?
Bin yüz doksan iki! Asıl Reşer yazmaları onlardı işte. Kimse-
nin bundan haberi yok. İlgililer 1974'te satın alınan yazma-
ların Reşer Koleksiyonu olduğunu sanıyor. Bunların Reşer'le
doğrudan ilgisinin olmadığı da benim çalışmalarımla ortaya
çıkmış oldu.
E) — Osman Reşer yazmalarını bu kadar önemli hâle
getiren durum nedir?
Reşer öldükten sonra biri kütüphaneye gelmiş ve "Os-
kar Rescher'in şahsi kitaplığındaki yazmaları almak ister
misiniz?” demiş. Altı yüz kadarı Türkçe, gerisi Arapça ve
Farsça. Kütüphane yetkilileri Reşer'in önemli bir müsteşrik
olduğunu bildikleri için gözü kapalı kabul etmişler teklifi.
Yazmaların vaziyetini görünce oradaki yetkililere "Burada
bir sorun var.” dedim.
C) III
D) ıv
348