@KuasarNemesis
ı.A
TEST 37
5.
6.
Mitomani, yalan söyleme hastalığıdır. Bu hastalık, ilk kez 1891
yılında Alman Doktor Anton Delbrueck tarafından tanımlanmış-
tır. Gelişimi 15-16 yaş gibi ergenlik çağından başlar ve tedavi
edilmezse erişkinlik dönemine kadar devam eder. Mitomani
hastaları, yalan söylediklerinin farkında değildir. Hayal gücüy-
le ürettikleri düşüncelerin gerçekliğine inanır. Normal insanlar
yalan söylediklerinde utanç ve suçluluk duyabilirler ancak mi-
tomanlarda böyle bir durum yoktur. Mitoman kişi; sürekli hayalî
senaryolar, olaylar ve kişiler uydurur ve söylediği bu yalanlara
kendisi de inanır. Bu tip insanlar, tüm hayatını bir yalanın üzerine
kurar. Mitomani hastaları üzerinde yapılan gözlemlerde bazı-
larında epilepsi olduğu, kafa travması geçirdiği ve aile içinde
psikiyatrik hastaların bulunduğu gözlenmiştir.
Bu parçadan mitomani hastalarıyla ilgili aşağıdakilerden
hangisine ulaşılamaz?
A)
B)
C)
D)
E)
Belli başlı belirlilerle ortaya çıktığından tedavisinin mümkün
olduğuna
Kendi yalanlarına bir süre sonra kendilerinin de inandığına
Yaşamlarının neredeyse bütününü yalan söyleyerek
geçirebildiklerine
Z
Yalan söylediklerinde kendilerini suçlu hissetmediklerine
Ergenlik çağında başlayıp yetişkinlik dönemine kadar
devam edebildiğine
7 — 8. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Kent soylu; köylü, işçi veya soylu sınıfına dahil olmayıp sosyal
statüsünü ve gücünü eğitimden, işveren konumundan alan
kentli kişidir. Dünya üzerinde gerçekleşen birçok tarihî ola-
yın arkasında kent soyluluğun olduğu bilinmektedir. Özellikle
mülkiyet hakkına büyük önem veren kent soylular, bu hakkı
güvenceye alabilmek için tarih boyunca diğer sınıflarla hep
çatışmışlar pek çok ülke de bu durumlara ortam sağlamıştır.
Kent soylu toplum düzenine ilk geçen ülke İngiltere'dir. Roma-
nın bu ülkede doğuşu bundan dolayı bir rastlantı değildir. Bu
türün Fransa'da kök salması daha sonradır. Üstelik romanın
bu ülkedeki gelişmesi de uzun zaman almıştır. Çünkü roma-
nın büyük ustalara sahip önemli bir sanat türü olması için bu
ülkede kent soylu düzenin tamamlanması gerekmişti. Ülkemiz
için de böyle bir durum söz konusudur. Tanzimat'a kadar bizde
de roman yazılmadı, kaldı ki bu düzene yöneldikten sonra da
roman yazılması kolay olmadı, birçok koşul tam olarak hazır
değildi henüz.
Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı olabilir?
A)
B)
C)
D)
E)
Romanın özel ayrıcalıklardan yararlanan bir toplum düzeni
ile ilişkisi nedir?
Roman türünün dünya uluslarındaki tarihî gelişimi nasıl
olmuştur?
Romanın asıl konu alanının kent soylu insanlar olduğu
doğru mudur?
Romanın diğer türlerden daha çok ön planda olmasına
zemin hazırlayan olaylar nelerdir?
Edebiyatımızda roman türünün belli bir ilerleme göstere-
memesini neye bağlıyorsunuz?
Bu yayınevi kültürel yayıncılık yapan, insanımızın gelişimine
katkı sağlayacağını düşündüğü eserleri, kârlılığını çok da ön
plana almadan yayımlayan, beklenti itibariyle de ticarethane
olarak görülmeyen bir okul. Yayımladığı kitaplar, popüler kültü-
rün ve eğilimlerin beklentileriyle çok çakışmıyor. Dolayısıyla hep
belirli bir sayıda basılıp, zamana yayılmış şekilde "hep" satan
kitapları var. "Çok satan" kitap peşinde değil. Belki ticari açıdan
bakıldığında olağanüstü gelirler elde etmiyor ama sektördeki
bir krizden de en az düzeyde etkileniyor. Buna karşın popüler
kültüre sırtını yaslayan, "proje yazar" üretip muazzam paralar
kazanan veya üstlendiği risk sebebiyle büyük borçlar altına giren
yayıncılar sıkıntı yaşayabiliyor.
Bu parçadan sözü edilen yayıneviyle ilgili olarak
aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
8.
Bu parçaya göre roman türünün Türk edebiyatına geç
girmesi aşağıdakilerin hangisiyle açıklanabilir?
A)
B)
C)
D)
E)
Roman yazabilecek kültür birikimine sahip yazarların
olmamasına
Toplumu etkileyebilecek düşüncelerin romanla anlatılma-
sının mümkün olmamasına
Yazarların yaşadıkları dönemde siyasi baskılardan çekinmiş
olmalarına
Büyük sanatçıların roman dışındaki türlere ilgi duymuş
olmalarına
Roman için gerekli olan sosyal zeminin uygun olmamasına
A)
B)
C)
D)
E)
Ticari bir kaygı taşımadığı
Nitelikli kitaplar yayımladığı
Risk almadığı
Ciddi ekonomik kayıplar yaşamadığı
Bilimsel kitapların yayımlanmasına öncelik verdiği
139
2.
B
3.
B
4.
c
5,
A
6.
7.