@KuasarNemesis
13. Eleştirmen: Geçenlerde verdiğiniz bir röportajda genç oyun-
cuları ağır bir dille niçin eleştirdiniz?
Tiyatrocu: Oynadıkları karakterlere özgün bir kişilik
veremedikleri için.
Eleştirmen: Özgün bir kişilik derken neyi kastediyorsunuz
peki?
Tiyatrocu: Bir oyuncu önce kendisi olmalı, sonra da temsil ettiği
karaktere kendi kişiliğinden bir parça eklemelidir. Yoksa oy-
nadığı karakter gerçeklikten uzaklaşır, o karakterin özgünlüğü
kalmaz. Oyuncu da istediği karakteri tam olarak canlandıramaz.
Ortaya ne olduğu belli olmayan bir karakter çıkar.
Aşağıdaki yargılardan hangisinin bu diyalogdaki
tiyatrocunun sanat anlayışıyla örtüştüğü söylenebilir?
A) Bence sanat, gerçeği olduğu gibi vermeli; bilinmeyenden,
daha önce karşılaşılmayandan mümkün olduğu kadar
uzak durmalıdır.
B) Bir sanatçı, özgünlüğü yakalayıp geleceğe kalmak istiyorsa
hem geçmişin birikimini çok iyi değerIendirmeli hem de
kendi tarzını geliştirmelidir.
C) Bir sanatçı, yarattığı kişilere öz yaşamından bir parça yük-
lemeli; onu bambaşka bir kişilik olarak karşımıza
çıkarmalıdır.
D) Gerçek sanatçı, içinden çıktığı toplumun kültürel özelliklerini
ihmal etmeden günlük konuşma diliyle yapıtlarını
oluşturmalıdır.
E) Sanat, takipçilerine günlük yaşamının sınırları dışında ol-
dukça farklı dünya vadederse asıl amacına hizmet etmiş
olur.
278
14. 14. yüzyılın ortalarında, Osmanlı topraklarında yürütülen inşa-
at faaliyetlerinde yerel halktan Bizanslı ustaların kullanılması,
Bizans mimari pratik ve üslubunun (tuğla dizimi, dekorasyon)
Osmanlı yapılarına da aktarılmasını ve dolayısıyla görünüşte
Bizans, işlevde Osmanlı binalarının ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Bunun yanı sıra yakın çevredeki Bizans yapılarından sökülen
parçaların yeni inşaatlarda malzeme olarak kullanılması, söz
konusu aktarımı daha da güçlü kılmıştır. Osmanlıların inşaat
malzemesi ve inşaat ustası devşirmelerinde ekonomik sebep-
lerin ağır bastığı görülür. Taş çıkarma, işleme ve süsleme gibi
estetik perspektifi yok saymak, buna harcanacak zamanı or-
tadan kaldırmak, çok daha az insanla çok daha hızlı şekilde
inşaat yapmalarına olanak tanımıştır. Bu sayede, bu dönemde
Osmanlı mimari faaliyetleri devşirme işçi ve malzeme ile hızlıca
artmıştır.
Bu parçadan Osmanlı mimari anlayışı ve mimarideki
devşirme usulü ile ilgili aşağıdakilerin hangisine
ulaşılamaz?
A)
B)
C)
D)
E)
Yerli usta sayısının yetersizliği yabancı ustalara yönelinme-
sinde etkili olmuştur.
Daha çok, maliyeti düşürme düşüncesiyle ortaya çıkmıştır.
Farklı kültürlerin sentezlendiği eserler ortaya konmuştur.
Eserlerin ortaya konmasında estetik bakış açısı göz ardı
edilmiştir.
Günümüzdeki geri dönüşüm faaliyetlerini andıran
çalışmalar yapılmıştır.
15. Metrodaki Yabancı, 297 sayfalık bir ilk roman. Yazarın polisiye
türünde kurguladığı hikâye, türün tipik hatlarını çizmekle bera-
ber barındırdığı psikolojik-dramatik ögeleri ile fark yaratmayı
başarıyor. Yazar, İTÜ Gemi İnşaatı ve Makineleri Fakültesi me-
zunu. Bu yönüyle anlatımda sık sık yer bulan matematiksel,
fonksiyonel mühendislik terimleriyle birlikte verdiği nükleer
enerjiye ilişkin bilgiler üzerinden yazarın mesleki bilgisinin
gücünü de okurla paylaştığı görülüyor. Bunu kaba bir kendini
beğenmişlikle değil, yüksek bir mütevazılık örneğiyle yapıyor.
Benim gibi doğuştan sosyal bilimci bir okurun bile aktardığı
her terimsel bilgiyi hızlıca anlayıp olay örgüsüyle bağdaştırdı-
ğını düşünürsek yazarın ortalamayı yakalayabilmiş olduğunu
söylemek hatalı olmaz. Yazarın dili oturaklı, akıcı ve pürüzsüz.
Bu da okuyucuyu kendine çekiyor.
Bu parçada tanıtılan yazar ve romanı ile ilgili olarak
aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A)
B)
C)
D)
E)
Sürükleyici bir anlatıma sahiptir.
Hayatın gerçeklerini öncelemiştir.
Yapıtına mühendis kimliğini yansıtmıştır.
Farklı ögelerle özgünlüğü yakalamıştır.
Terimsel ifadeleri başarıyla kullanmıştır.