Örnek Soruyu Değiştir

@KuasarNemesis 1. 2. Eleştirel düşünme, başıboş bir düşünsel faaliyet değil; sorun- ların özüne inen, çeşitli açılardan sorunları irdeleyen, anlamaya çalışan bir düşünme biçimidir. Bu bakımdan eleştirel düşünmede düşünebilme özgürlüğü, salt bana ait bir olgu olmaktan çıkıp sosyal bir işlev kazanıyor. Eleştirel düşünme; düşüncenin en gelişmiş, en ileri biçimidir çünkü saplantısız, nesnel ve derinle- meşine düşünme anlamına geliyor. Eleştirel düşünme yoluyla nitelikliyi niteliksizden, doğruyu yanlıştan ayırt edebiliyoruz. Böylece yaşamda daha içten, daha bilgece duruyoruz. Eleş- tirel düşünme etkinliği; sürekli bir kişisel devinimi ve gelişimi koşulluyor, içimizdeki öğrenme güdüsünü çoğaltıyor. Bu parçadaki gibi düşünen bir yazar, aşağıdakilerden hangisini söylerse kendi tutum ve düşüncesiyle çelişmiş olur? A) Eleştirel düşünce, kişisel özgürlüğümüzü toplumsal so- rumlulukla özdeşleştirmemizi sağlar. B) Eleştirel düşüncede, duygunun düşünceye hâkim olması kişisel beğeni ölçütlerimizi geliştirir. C) Eleştirel düşünme; okuduğumuz, gördüğümüz, duyduğu- muz her şeye objektif bakma yetimizi geliştirir. D) Eleştirel düşünce, değerli ile değersizi ayırmamızı sağlayan bir süzgeç işlevini görür. E) Eleştirel düşünme, her konuda yetkin olmamızı ve daha iyiye ulaşmamızı sağlar. Çevrildiği dilde tam karşılığı olmadığı halde çevirmen tarafın- dan satırlara iliştirilmiş sözcükler vardır. Bunlar, akvaryumdaki minik turuncu balıklar arasındaki büyük gri balıklar gibi göze çarpar. Okur, bu iğreti sözcüklere bel bağlayan çevirmenin uygun sözcüğü bulamadığını sezer hemen. Böyle durumlarda genellikle doğru sözcük adayları okurun kafasında boy göster- meye başlasa da okur, hiçbir zaman çevirmen gibi o sözcüğün tam karşılığını bulamaz. Çünkü konuşulan dil ile çevrilen dil arasında ulusların kültür birikimi ve o dillerin teşekkülünde yaşa- nan tecrübe aynı değildir. Bu parçadan çıkarılabilecek en genel yargı aşağıdakilerden hangisidir? A) Çevirmen, çevireceği yapıtı bütün anlamlarıyla vermek için o dilin tüm kurallarını bilmelidir. B) Dillerin yapısal ve anlamsal özelliklerine hâkim olan çevir- menler, nitelikli ürünler ortaya koyarlar. C) Çeviriyi salt sözcüklere karşılık bulmaktan ibaret sayan çe- virmenler, çeviride başarı sağlayamaz. D) Her dilin kendine özgü kodlu özellikleri olduğundan çevir- men, çeviri sırasında zorlanabilir. E) Dillerin oluşum süreci farklılık gösterdiği için çeviride bazı sözcükler tam anlamıyla karşılanmaz. 3. 4. Uçmayla ilgili ilk girişimlerden birini 9. yy.da Abbas İbn Firnas yaptı. Firnas, ipek ve kartal tüylerini kullanarak uçmaya yarayan büyük kanatlar geliştirdi. Kollarına taktığı kanatlarla bir tepeye çı- karak uçmayı deneyen Firnas, bir süre havada kalsa da başarısız oldu. 15. yüzyılda İtalyan bilgin Leonardo da Vinci çırpan kanat denilen ve insanın sırtına bağlanarak kullanılması öngörülen bir makine tasarımı çizdi. İnsanların gerçek anlamda gökyüzüne yükselmesiyse balonlarla mümkün oldu. Montgolfier kardeşler, 1783'te kâğıttan bir balon yapıp içini sıcak havayla doldurarak başarılı bir uçuş gerçekleştirdiler. ABD'li Wright Kardeşler, çok sayıda planörü inceleyerek 1903 yılında kendi hava araçlarını yaptılar ve bu uçak, deneme sırasında 40 metre uçarak güvenli bir şekilde yere indi. Bu parçanın konusu en doğru biçimde aşağıdakilerin hangisinde belirtilmiştir? A) B) C) D) E) Tarihsel süreçte uçak teknolojileri geliştirilirken karşılaşılan zorluklar İnsanların uçma ihtiyacı duymasının tarihsel ve bilimsel kökenleri Bilimsel gelişmelerin uçak teknolojisi üzerindeki etkileri İnsanın keşfetme duygusunun bilimin gelişmesinde oynadığı rol Uçma fikrinin ortaya çıkışı ve tarihsel süreçte uçak teknolojisindeki gelişmeler (I) Dondurmanın içinde ne var diye bize sorulsa aklımıza ilk gelen herhâlde süt ve süt ürünleri olur oysa dondurmanın asıl ana bileşeni havadır. (II) İçindeki hava sayesinde gözenekli bir yapıya sahip olan dondurma, güzel tadını bu görünmeyen bile- şenine borçludur. (III) Çünkü yiyeceklerin yapısı, dil üzerindeki reseptörleri harekete geçiren tat veren moleküllerin ağızdaki salınımını etkiler. (IV) Bu nedenle erimiş bir dondurmayı tekrar dondurduğumuzda içindeki hava yok olduğundan dondurma- nın sadece hacminin değil lezzetinin de azaldığını görürüz. (V) Karmaşık bir yapıya sahip dondurmadaki hava, süt, krema, su gibi bileşenlerin tek faz hâlinde durmasını sağlamak için farklı maddeler kullanılır. (VI) Birbirine karışmayan maddeler, kuvvetli çalkalandığı zaman tek fazda durabilse de tıpkı zeytinyağı ve su karışımında olduğu gibi kısa bir süre içinde birbirinden ayrılır. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar? B) III c) ıv 149