@KuasarNemesis
9. Aşağıdaki parçalardan hangisi "Edebî bir yapıt, yazarın kendi
yaşamından bağımsız bir şekilde oluşmuşsa okurda istenilen
etkiyi yaratmayacaktır." düşüncesine uzak düşmektedir?
A) Orhan Kemal, Hanımın Çiftliği romanında doğup büyüdüğü
Çukurova'yı çok iyi yansıtmıştır. Muzaffer Bey ve Güllü ka-
rakterleri çerçevesinde dönemini etkili bir şekilde anlatmayı
başarmıştır.
B) Refik Halit Karay'ın Sürgün romanında okuyucu, yazarın
neler çektiğine bizzat şahit oluyor. Romanın kimi yerinde
gülüyor, kimi yerinde ağlıyor. Yazar kendi yaşadıklarını ro-
mana çok iyi aksettirdiği için olaylar okura yabancı
gelmiyor.
C) Ebubekir Hazım Tepeyran, Küçük Paşa romanında çocuklu-
ğunun geçtiği Niğde'nin bir köyüne odaklanmıştır. Bu nedenle
köyü öyle güzel betimlemiştir ki okuyucu romanı okurken
kendini âdeta romanın bir parçası hissetmektedir.
D) Latife Tekin, SevgiliArsız Ölüm adlı romanında Aktaş ailesi-
nin köyden kente göçünü, yaşama çabalarını, korkularını,
aile bireylerinin giderek yalnızlaşmasını fantastik bir kurgu
içinde okuyucusuna sunmuş, okuyucu bu büyülü atmos-
fere kendini kaptırmıştır.
E) Tarık Buğra, çok yakından tanıdığı Akşehir'i Küçük Ağa ro-
manına mekân olarak seçmiştir. Kahramanlarla mekânlar
arasında çok iyi bir uyum sağlamıştır. Bu durum romanın
oldukça gerçekçi bir yapıya bürünmesine vesile olmuştur.
10. Odamıza astığımız bir resme yıllarca bakmaktan bıkmadığımız
gibi, sevdiğimiz şiirleri, mısraları da ezberden söyleyebiliriz. Her
söyleyişimizde de bir dost yüzü gibi ona bakmaya doyamayız.
Yazık ki çoğu şair şiirde asıl bu erdemin aranması gerektiğini
unutuyor. Şiirin, birtakım konular üzerinde söz söylemek oldu-
ğunu sanıyorlar. Ben asıl şiir diye kitaplardan çıkan, okuyanların
bir daha dillerinden düşmeyecek kadar hayatlarına karışan,
sözden kurulmuş şekillere derim. Bunun içindir ki şiirin konu-
suna da eskisine yenisine bakmam. Bir şiirin özüyle şeklini
birbirinden ayırabildim mi, şeklinden ayrı olarak özünü ya da
özünden ayrı olarak şeklini düşünebildim mi bence artık o bir
şiir değildir.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine karşı çıkılmaktadır?
A)
B)
C)
D)
E)
Şairlerin duygu ve düşüncelerini hep aynı anlatım yolları
içinde dile getirmelerine
Şairlerin ele aldıkları temaların büyük ölçüde benzerlik
göstermesine
Şairlerin şiirlerinde gerçek yaşamla bağı olmayan konuları
ele almalarına
Şiir adına ortaya konan ürünlerin okurun düş gücünü zor-
layan bir niteliğinin olmamasına
Şairlerin içeriğe odaklanıp biçem unsurlarını arka planda
bırakmalarına
11. Cem Yılmaz, Karakomik Filmler serisinin bir ustalık eseri oldu-
ğunu deklare ediyor neredeyse her fırsatta. Oldukça iddialı olan
bu çıkışı, Cem Yılmaz'ın sinema kariyeri göz önüne alındığında
kabul etmek pek mümkün görünmüyor. Hüzne de mizaha da
ustalıkla can verebilen performansı, olgunluk çağında Cem
Yılmaz'a daha bir usta işi eserlere imza atması için ciddi bir
olanak sunuyor. Hokkabaz'ın naifliği, Gora'nın fantastik dünya-
Si, İftarlık Gazoz'un samimiyeti ortada dururken Cem Yılmaz'ın
iyiden iyiye nostaljik ögelerle dolup taşan son dönem filmleri,
daha çok geçmişe saygı bağlamında değerIendirilebilir. Kaldı
ki bu minvalde ilerleyen filmlerin gişedeki hayal kırıklıkları da
ortada. Meseleyi sadece gişeye indirgemek tam manasıyla
doğru olmasa da popüler kültür ürünleri için evet, gişe ne yazık
ki fazlaca önemli.
Bu parçada Cem Yılmaz ile ilgili eleştirilen durum
aşağıdakilerin hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
200
Henüz beklenen yetkinlikte bir film çekememiş olması
İzleyicinin beklentilerine uygun filmler çekerek kolaya
kaçması
Geçmişe duyduğu özlemi filmlerinde işlemeye devam
etmesi
Son filminin önceki filmleri kadar ilgi görmemesi
Filmlerinin gişede yeteri derecede gelir getirmemesi