KONU TESTİ 24
• Türk edebiyatının en zengin damarlarından birisi tekke
edebiyatı olarak da bilinen tasavvuf edebiyatıdır. Bu ede-
biyat İçinde Alevi - Bektaşî inancıyla ortaya konulmuş bin-
lerce şiir vardır. Söz konusu şiirlerde Ehl-i Beyt sevgisi, On
İki İmam, Kerbelâ olayı, BektâşÎIİkle İlgili İnançlar, erkân
ve âdetler konu edilmiştir. Bu alanda en çarpıcı şiirleri
Nesimi, Fuzulî, Hatayî, Pir Sultan, Viranî, Yeminî ve Kul
Himmet ortaya koymuştur. Bu bakımdan bu şairler, yedi
büyük Alevi - Bektaşî şairi olarak nitelendirilmiştir. Bu şair-
lere yedi kutuplar adı da verilir.
Kul Himmet'i yetiştiren Alevi - BektâşÎ edebiyatının, "tekke
edebiyatı” olarak bilinen edebî anlayış içerişinde, ondan bazı
yönleriyle ayrılan bir edebiyat anlayışı olduğu söylenebilir. Bu
edebiyatta Hz. Ali, Ehl-İ Beyt ve On İki İmam'a bağlılık Ön
plana çıkarken söylemlerde Allah - Muhammet -Ali üçlemesi
Önemli bir söz kalıbı olarak yer alır. Hiçbir şiir İnşan sine-
sine dokunmadan, onu dost bağına götürmeden amacına
ulaşmaz. Özü, İslamiyet ve binlerce yıllık Türk kültürü İle
yoğrulmuş Olan Aleviliğin, Türk İnanç sisteminin vazgeçil-
mez unsurlarından biri olduğu açıktır. Alevilik, Anadolu'da
yaşayan, Özünü sözünü, binlerce yıllık Türk töresi ve gele-
neğinden alıp sürdüren milyonlarca yüreğin şeşidir.
Bu İki parçayla İlgili olarak aşağıdakilerden hangisi şöyle-
nebilİr?
A) Farklı görüşlerin aslında birbirini desteklediğini göster-
mektedirler.
B) İki farklı konuya İlişkin ortak bir görüş Olduğunu vurgula-
maktadırlar.
C) Aynı olguyu farklı yönleriyle değerlendirip ele almaktadırlar.
D) Aynı düşünceyi pekiştirmeye yönelik farklı örnekler Sun-
maktadırlar.
E) Farklı üsluplar kullansalar da konuyu benzer nedenlerle
açıklamaktadırlar.
Bu parçalardan hareketle aşağıdakilerden hangisi şöyle-
nebilİr7
15. BÖLÜM: BİR PARÇAYA BAĞLI BİRDEN ÇOK SORU
02E90448
Ham bir elmasın pırlantaya dönüştürülmesi kolay olmazmış,
günlerce onun bir şeylerle tıraş edilmesi gerekirmiş. Belli ki
herkesin söylediği gibi, yaşamda da her Şey kolay elde edi-
lemiyor; özellikle duygularımızın olgunlaşması... Yaşama baş-
[arken sık sık kullandığımız "bana göre" sözcüğü bu törpülen-
meden sonra "bize göre"ye dönüşüyor; "ben demiştim", "ben
bilirim", "ben zaten anlamıştım” sözcükleri anlamsızlaşıyor.
Olgunluğa ulaşmak kolay olmuyor, hayattaki yükselişler ve
düşüşler, zor aşılan dönemeçler bu Olgunluğu hızlandırıyor.
Sonunda kendi dünyamızın küçüklüğünü anlarken çok garip
bir şeyi de öğreniyorsunuz, kendi varlığımızın göz ardı edilme-
meşi gereken değerini. Zamanın ne kadar kıymetli Olduğunu
öğreniyoruz buralara kadar gelirken. Başka şeyler de öğretiyor
bu yaşam bize: Yaşadıklarımızın kazandırdığı bir duyguyla, bir
zamanlar sert tepki gösterdiğimiz, 0 gün anlamlı ancak bugün
anlamsız şeylere alçak gönüllülükle gülmeyi Öğreniyoruz.
Bu parçadan yola çıkılarak aşağıdakilerden hangisi söyle-
nebilir?
A)
B)
C)
D)
E)
İnsanın kendine ait düşüncelerden vazgeçmesi, onu mut-
suluğa itecektir.
İnsanların hayatlarındaki en büyük engel, samimi olmayan
dostluklardır.
İnsanların olgunlaşması İçin kendi İstek ve arzularından
vazgeçmesi gerekir.
İnsanların duygusal bir yetkinliğe ulaşması, çektiği sıkıntı-
lara bağlıdır.
Hayatta aşırı anlam yüklediğimiz değerler, zamanla deği-
şebilir.
A)
B)
C)
D)
E)
Halk edebiyatı zaman İçinde birçok farklı kola ayrılmıştır.
Tekke edebiyatı zengin bir kültürel birikimin ürünüdür.
Alevi - Bektaşi anlayışı bağımsız bir edebiyat olarak geliş-
miştir.
Türk edebiyatının en baskın kolu tekke edebiyatıdır.
Türk edebiyatında duygusal konular ağırlıklı olarak işlenir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine baş-
vurulmuştur?
A) Tanık gösterme
C) Öyküleme
E) Açıklama
B) Tartışma
D) Betimleme