Örnek Soruyu Değiştir

KONU TESTİ 5 OFAFOC61 Kunal Basu'yu keşfim, yıllar evvel girdiğim bir kitapçıda, 'en az okunanlar' olarak tabir edilecek bir rafla Oldu. Minyatürcü, kitabını alıp eve gittiğimi ve hemen hevesle okumaya başla- dlğımı anımsıyorum. Romanın kurgusundaki olağanüstü de- taylar, tarihin toz sarı görüntüsü ve burnum yerine dimağıma nüfuz eden kokuları bir kenara bırakırsak bu romanı hakkıyla idrak edebilmek için Hindistan tarihini çok iyi bilmem gerektiğini anlamıştım. Bu sayede Babür İmparatorluğu'na dair kapsamlı okumalara girişmiştim. Kunal Başu'nun eserlerini keyifle Oku- mak İçin Hindistan'ın hem uzak hem de yakın tarihini İyi Özüm- semek gerekiyor. Özellikle Minyatürcü romanı için konuşacak olursak üstünde durmamız gereken isim, tebaası tarafından 'Ekber' sıfatıyla anılan Celaleddin Ekber Şah'tır. Mağrur Ekber, resme yani eşkinin tabiri ile nakşa pek düşkündür. Öyle ki, et- rafına uzak diyarlardan getirdiği en İyi nakkaşları toplamış ve bu nakkaşları tabiri caizse altına boğmuştur. Okuma yazması olmayan Ekber Şah, doğunun kadim mesnevilerini de ezbere bilmektedir. Zira nakkaşlarınca yapılan birbirinden müstesna minyatürler, öylesine özenle çizilmişlerdir ki süsledikleri mes- nevi kitaplarında cereyan eden hadiseleri okuması olmayan- lara bile anlatabilmektedirler. Ayrıca kitapta 16. yüzyıl Agraşı; nakışlı evleri, filli sokakları, harikulade bahçeleri, kara İncili Oğ- 'anları, rengârenk kumaşlar İçinde şehla bakışlı güzelleri, ya- semin kokulu salonları ile ete kemiğe bürünmüş şekilde tarihin iplerine dolanmadan karşımızdadır. Ayrıca Moğollar, Türkler, Persler, Afganlar; Müslümanlar, Hindular, Hristiyanlar ve diğer topluluklarıyla Hindistan; avcumuza sığacak kadar küçülmüş- tür. Yazar, İyilikle kötülüğü, bilgelikle cehaleti, İman İle küfrü, korku İle cesareti birbirleriyle mayalamış; bu karışımı düş ve gerçekten yonttuğu kaba koymuştur. Bu parçada sözü edilen sanatçı ve yapıtı İle İlgili aşağıda- kilerden hangisine 15. BÖLÜM: BİR PARÇAYA BAĞLI BİRDEN ÇOK SORU İnsana dair yapılan tanımlarda sürekli olarak onun akıl sahibi Olma ve düşünebilme özellikleri vurgulanmaktadır. Ancak inşan yalnızca rasyonel bir varlık değildir, o aynı zamanda duyguları da olan, hisseden bir varlıktır. Sahip olduğumuz bu duygular bize hem yaşadığımızı duyumsatır hem de diğer insanlarla ve nesnelerle ilişkilerimizde belirleyici bir rol oynar. Bu gerçeğe rağmen ideal insan tasvirlerinde akıl mutlaklaştırılırken duy- gularımızın hayatımızdaki yeri ve önemi hafife alınmakta veya görmezden gelinmektedir. Bu tavır, insanı bütüncül bir şekilde ele almadığı için kusurlu bir yaklaşımdır. Sevgi, merhamet, se- vinç, üzüntü, keder, minnet, Öfke gibi duyguların yaşanmadı- ğ' bir hayat hemen herkes tarafından zenginlik ve canlılıktan yoksun olarak görülebilir. Buna rağmen Özellikle bazı filozoflar tarafından insanlardan irrasyonel saydıkları duygularını baş- tırmaları İstenmektedir. Özellikle ahlak alanında kendisini du- yuran bu talep, ahlakiliği duyguların hiçbir etkide bulunmadığı eylemlere indirgemektedir. Bu parçadan hareketle aşağıdaki nitelendirmelerden han- gişİne ulaşılabilir? A) B) C) D) E) inşan, evrende kendisi olmayı reddeden ilk ve tek varlık olarak biriciktir. İnşanın gerçek değeri, kendi İsteklerinden uzaklaşmasıyla ortaya çıkar. İnşan aklıyla bilinir çünkü her inşandan öğrenilebilecek bir Şey vardır. İnsanlar, her çağda yeterince anlaşılamamaktan şikâyetçi olmuştur. İnşan, hem ruh dünyası hem de maddi dünyasıyla bütün- sel bir varlıktır. A) B) C) D) E) Edebiyat dünyasında pek tanınan bir yazar olmadığına Anlamak için tarihî bilgilere gereksinim duyulduğuna Kahramanının, nakış sanatının ustalarından biri olduğuna Anlatılanların gerçekçi bir bakış açışıyla kaleme alındığına Farklı etnik unsurlara ait özelliklerin bir arada işlendiğine Bu parçada "düş ve gerçekten yonttuğu kaba koymak” sözüy- le anlatılmak İstenen aşağıdakilerden hangisidir? Bu parçada aşıl karşı çıkılan durum aşağıdakilerden han- gİsİdİr? A) B) C) D) E) Anlatışında gerçek hayat hikâyelerinden yararlanmak Anlattıklarını kendine Özgü bir düşsel dünyada kurgulamak Okura, anlatılanların kurmaca bir dünya olduğunu hisset- tirmek Gerçek hayattan aldıklarını kendi hayal gücüyle birleştirmek Kendinden önceki sanat geleneğini çağına uyarlamak A) B) C) D) E) İnşana dair açıklamaların yansız bir tutumla yapılmaması İnsana ait tanımlamaların tek taraflı bir bakışla sınırlandı- rılmaşı Ahlak konuşunda filozofların bir görüş birliğine varamaması İnsana ait duygularının felsefi anlayışlarda hafife alınması Duyguların olmadığı bir hayatın daha çok yüceltilmesi