KONU TESTİ 2
Kimse yer çekimi yüzünden düşüp de ölmüş birini hiç duyma-
dığını söyleyemez. Her yıl dünyada yüzlerce hatta binlerce kişi
yer çekimi yüzünden ölüyor. O hâlde yer çekimi çok tehlikeli.
Dihidrojen oksit adlı kimyasal, yeryüzündeki en yaygın mad-
delerden biri; üstelik tıpkı yer çekimi gibi pek çok ölümün so-
rumlusu. Hayvanlar ve bitkiler onunla yapamadığı gibi, onsuz
da olamıyor. Varlığı ölüme yol açabiliyor, yokluğuysa mutlak
ölümle sonuçlanıyor. Bu tehlikeli madde, "su"dan başkası de-
ğil. Dolayısıyla dünyadaki her şey tehlikeli. Ne yer çekimini ne
de suyu tehlikeli görüyoruz çünkü bu tür tehlikeler, doğrudan
algılanabilir risk kapsamında. Yer çekiminin beraberinde ne tür
bir risk getirdiğini tartabilmemiz için herhangi bir biçimde bilim-
sel bilgiye gereksinimimiz yok. Durumu kafamızda tartarak ne
ölçüde risk taşıdığını bulmak hiç de zor değil.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşıla-
bilir?
A) İnsanlar bazı gerçeklerin sebep olduğu olumsuzluklara
rağmen normal yaşamlarına devam eder.
B) Bazı durumların sebep Olduğu olumsuzluklar doğrudan
gözlenemez.
C) İnsanların doğrudan gözlemlediği olgular bilimsel verilerle
desteklenir.
D) Bilimsel verilerle İnsanların düşünceleri arasında çakış-
malar olabilir.
E) Varlığı ve yokluğu tehlikeli Olan kimi olgulara İnşanlar her
zaman İhtiyaç duyar.
Sanatçının basireti ve İdrakiyle güçlü, kavrayışıyla küşUrşUZ,
zevkiyle estetik olması gerekir ki söylemleri halk nezdinde kar-
şlllk bulabilsin. Halkın, sanatçının entelektüel seviyesine çık-
mak gibi bir derdi ve zorunluluğu yoktur ama sanatçının halkı
belli bir düşünce ve analiz etme bilincine ulaştırmak gibi top-
lumşal bir görevi vardır. Onu toplumdan ayıran Özellik onları,
onların düşündüklerinin Ötesinde düşünmektir. Bakış açılarını
farklılaştırmaktır. Çarkın dişlilerine takılanlar 0 dişlilerin lehine
çalışmaya başlarlar. Böylesi bir durumda maalesef kimliklerini
de yitirirler. Onların düşündükleri gibi düşünmekle kalmaz, şa-
natçı düşüncesinde de alaşağı olurlar. Onlardan biri gibidirler
artık, her ne kadar kendilerini 0 aynada görseler de...
Aşağıdakilerden hangisi bu parçada savunulanları destek-
ler niteliktedir?
A) Sanatçının halk tarafından benimsenmesi, ortaya koydu-
ğu anlayışın ve zevkin gücüne bağlıdır.
B) Toplumu kendisiyle birlikte belli bir seviyeye taşımayı
amaçlayan sanatçı, gerçek anlamda görevini yerine getir-
miş sayılır.
C) Toplumun beklentilerinden çok, kendi hayallerine ve gele-
ceğİne odaklanan sanatçı bir zaman sonra tekrara düşer.
D) Sanatçı olabilmek, toplumla aykırı düşünme cesaretini
gösterebilmekle mümkündür.
E) İnsanların düşünce sistemlerini değiştirmek, sanatını top-
luma adamış sanatçılar için en zor durumdur.
12 BÖLÜM: PARAGRAFTA ANA DÜŞÜNCE
OD8A0922
Harfler, seslerin işaretleridir. Kelimeler ise seslerden örülüdür.
Yazılı veya sözlü işaretlerle göz önünde bulunmayan her şeyi
göz önüne getirebilir, Ölüleri diriltebilir, ağaçları konuşturabilirsi-
niz. Bu büyü değil de nedir? Güzel bir romanı okurken Maksim
Gorki'de olduğu gibi kitap, kâğıt, harf ortadan kalkar; gitmedi-
ğİmİz şehirlerde dolaşır; tanımadığımız insanlarla tanışır hatta
onların ruhlarının içine gireriz.
Bu parçada vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Edebî eserler, okuyucuyu kendi büyülü atmosferine çeker.
Herhangi bir eser, yazarından mutlaka izler taşır.
Yazının etkileme gücü, edebî eserlerde daha da belirginleşir.
Yapıtları gerçek hayattan ayrı düşünmek zordur.
Yazarın dünya görüşünü eserlerinde bulmak mümkündür.
Altıncı Brandenburg Konçertosünu dinlemekleyim. Alto solist-
[erin polifonisi; konservatuvarın salonunun yırtılmış yer halıla-
rını, yıpranmış duvar kaplamalarını görmeme engel olmamak-
tadır. Arna birdenbire her Şey silinmektedir. Artık ne şalon ne
diğer insanlar vardır. Sadece Bach'ın kendi varlığı demek olan
şeşin varlığı vardır. Yalnız değilim. Ortada beni varlığın dış ko-
şullarından alıp uzaklara götüren bir diyalog vardır. Salona ne
oldu? Artık o benim İçin mevcut değildir çünkü maddi olan her
Şey uçup gitmiştir. Plotinoş, olağanüstü güzel bir biçimde şöyle
demekteydi: "Mimari, taşlarını ortadan kaldırdığımızda bina-
dan geri kalan şeydir." Çalgıcılara ilişkin görsel algım, çalgı
aletlerine İlişkin İşitme duyum, köklü bir değişimle beni kendi-
min üstüne çıkaran bir duyguya, coşkuya dönüşmüştür.
Bu parçada anlatılanlara göre sanatın tanımı aşağıdakilerden
hangisi olabilir?
A)
B)
C)
D)
E)
Varlıkların maddi unsurlarını geri plana iten ve güzellik
duygusunun ruhumuzu eşir ettiği bir alandır.
Duygu ve düşüncelerin herkeste aynı oranda Özgün ve
etkileyici biçimde ifade edilmesidir.
Yaşanılan çevrenin somutlaştırma yoluna gidilerek yeni-
den yorumlanmasıdır.
Bir duygunun veya tasarının anlatımında kullanılan üstün
yaratıcılıktır.
Güzelliğin ve duyguların maddesel olarak İfade edilmesini
sağlayan bir araçtır.