KONU TESTİ ı
03330320
Vanderbilt Üniversitesinden bilim insanlarının gerçekleştirdiği
30 yıllık bir çalışmanın sonuçları, üstün zekâlı öğrencilerin sı-
nıf ortamında ne yazık ki "gözden ırak” olduğunu gösteriyor.
Araştırmanın başını çeken psikoloji ve inşan gelişimi profesörü
David Lubinşki, 300'den fazla üştün zekâlı çocuğu 13 İle 38
yaşlan arasında İzlemiş. Bu çocukların yaklaşık yarısı bugün
doktora derecesine sahip; iş adamı, akademisyen, danışman
olarak önemli pozisyonlarda bulunuyor ve iyi koşullarda yaşı-
yarlar. Çalışma; alışılagelen okul ortamlarının, en zor konulan
bile çabucak öğrenip sindirebilen bu çocukların ihtiyacına yanıt
veremediğini gösteriyor. Öğretmenler, bir konuyu sınıfta daha
İşlenmeye başlamadan İleri düzeyde kavramış bu Öğrencileri
görmezden geliyor ve konuyu öğrenmekle meşgul olan diğer
öğrencilerle ilgileniyor. Lubinski, öğrenme materyallerinin üs-
tün zekâlıların öğrenme hızlarına uygun hızda sunulması duru-
munda çocukların daha da başarılı olmak İçin motive Olduğunu
belirtiyor. Buradan yola çıkarak Şunu söyleyebiliriz: .
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdaki-
lerden hangisi getirilmelidir?
A) Bu parlak çocukların kapasitelerini yaşam boyu geliştir-
mede yetenek, motivasyon ve fırsat etmenlerinin hepsi
önemli bir rol oynuyor
B) Zeki çocukların eğitimde göz ardı edilmesi, eğitimde ve
hayatta başarılı olmalarının önünde bir engel teşkil ediyor
C) parlak bir zekâya sahip Olan bu çocukların sınıf içinde göz
ardı edilmesi, Öğrenme hızlarının giderek gerilemesine
neden Oluyor
D) Öğrenme materyallerinin öğrencilerin öğrenme hızına uy-
gun olmaması, Öğrencilerin eğitimden uzaklaşmalarına
neden oluyor
E) (Jştün zekâlı öğrencilerin eğitim ortamında göz ardı edil-
meşinin dürümü her ülkede yaşanan bir Olgu olarak karşı-
miza çıkıyor
Epeydir kafama takılan bir mesele var. Bana öyle geliyor ki yeni
kuşak yazarların bir kısmı, buradaki okurlardan ziyade başka
coğrafyalardaki, bilhassa da Avrupa ve Amerika'daki Okurları
düşünerek yazıyorlar. Kitaplarına seçtikleri adlardan Öykülerinin,
romanlarının geçtiği yerlere, mekânlara kadar bu böyle. New
Yorkla bir kafe, Berlin'de bir apartman, adı Silvia ya da David
olan kahramanlar. Aslında bir yazarın hikâyesini istediği yerde,
istediği kahramanlarla, Ğtediği kelimelerle anlatmasına itirazım
yok. Hatta romanlar hiç olmayan şehirlerde geçebilir ve tama-
men uydurma dillerde yazılabilirler. Yeter ki İngiliz romancı
ve eleştirmen Anthony Burgesş'ın bilinmedik diller, jargonlar
yarattığını ve yazma sürecinde dil bilimcilerle çalıştığını unut-
mayalım.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
7. BÖLÜM: PARAGRAFTA BOŞ BIRAKILAN YERİ TAMAMLAMA
Küçük Prens, kendini tanıma yolculuğuna atılmış insanın sem-
bolüdür. Zor zamanlarda ortaya çıkan "içsel insandır”; hayatta
İyi nedir, kötü nedir diye soran, acı çeken ve bu acının sebebini
arayan, merak eden, öğrenmek isteyen herkestir. Sokrates gibi
herkese sorular sorar; zaten sürekli soru sormak, buna karşı-
lık pek seyrek yanıt almak kitapta görülen özelliklerden biridir.
Anlamsız dünyalarda yaşayan yalnız karakterlere, varoluşsal
boşluklarının üzüntüsü İle yaşayan İnsanların gezegenlerine
seyahat eder. Uğradığı her bir gezegende tek bir yetişkin ya-
şamaktadır. Onları tanımak, uğraşlarını öğrenmek için onlara
sorular sorar. Gezegenden gezegene yaptığı yolculuk kendi
İçine yönelttiği bir bakıştır. İşte kurmaca bir yapıt okumak da
böyledir: — .
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdaki-
lerden hangisi getirilmelidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Okurken hayata dair yeni bilgiler öğrenmenin hazzını ya-
şarsınız
Okurken çevrenizdeki İnsanlarla adeta yeniden karşılaşır-
sınız
Okurken her karakterde kendinizden bir parça bulursunuz
Okurken hayal dünyanızın İkliminde yolculuğa çıkarsınız
Okurken insanlığın ortak acılarını bir kez daha duyumsarsınız
Ülkemizde ideolojik, tek yanlı, ticari bir çeviri ortamının varlı-
ğını söylemek mümkün. Örneğin bu çeviri anlayışı nedeniyle
Balkan, Türkî Cumhuriyetler, Afrika, Arap, Uzak Doğu edebi-
yatından Türkçeye çok az kitap çevrildiğini görüyoruz. Kültürel,
tarihsel yakınlığımız Olan ulusların, toplulukların edebiyatını
bilmiyoruz. Her alanda yaşanan tek yanlı hegemonya kültür
ve edebiyatta da aynen sürmekte. Arap edebiyatı örnekleri de
daha çok Arap coğrafyasında yaşamayan yazarlardan çevril-
mekte.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A)
B)
C)
D)
E)
yazar, anlattıklarını günlük dilin kalıplarını aşmadan dile
getirebilsin
yazar, dilini yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarabilsin
yazar, yaratma sürecine okuru ortak etmenin yollarını bu-
labilsin
yazar, kurgularını okura yapaylığa düşmeden aktarabilsin
yazar, anlattığı yabancı kültürün Özelliklerine hâkim Olsun
A)
B)
C)
D)
E)
Bu yüzden belli, sığ bir edebiyat çerçevesi içinde yeni
eşerler üretebiliyoruz.
Hatta Batı dünyasının edebî eserlerini de tam olarak takip
etmiyoruz.
Oysa dünya edebiyatı dediğimizde sadece Batı, ABD,
Rusya'yı kastetmiyoruz.
Ne yazık ki komşu toplumların çağdaş edebiyatından uzak
kalıyoruz.
Bu nedenle edebî ürünlerde kültürel çeşitliliğimizi artıramı-
yoruz.