5.
6.
Kendi kendini yetiştirmiş insanların hemen hepsi yaşları
daha pek küçükken hayatın zorluklanyla karşılaşmış, onları yen-
meye girişmiş kişilerdir. Bizde birçok ana ve babanın zannettiği
gibi, çocuğun büyürken zorlukla karşılaşması bir talihsizlik değil;
tam tersine, büyük bir talih eseridir. Çocuk ancak o sayede
erken uyanma fırsatını elde etmiş olur. "Fakirlerin çocukları
mekteplerde pek güzel okuyorlar; bizimki, çok şükür hâlimiz
vaktimiz yerinde olduğu, bir dediğini iki etmediğimiz hâlde bir
türlü doğru dürüst okuyamıyor.” diye sızlanan ailelere, herhâlde
rastlıyorsunuzdur. Felaketlerin çocuklarımıza hayatı öğretme-
sine meydan vermeden biz, onları çocukluktan kurtuldukları
anda hayata doğru itelim. Emin olun ki onlara en büyük iyiliği
fazla sert gibi görünen bu hareketimizle yapmış oluruz.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) İnsanoğlunu, karşılaştığı maddi zorluklar değil; olayları doğ-
ru değerlendirememekten kaynaklanan olumsuzluklar daha
çok etkiler
B) Hayatın zorluklarını yenmekten başka çıkar bir yolu olma-
yan insanlar, doğru ve güzel bir eğitim almak durumundadır
C) Gençlerin ileriki yaşlarda karşılaşacakları problemlerin üs-
tesinden gelmeleri, çevreleriyle kurdukları doğru iletişime
bağlıdır
D) Kişi, genç yaşlarda ne kadar zorlukla karşılaşırsa o kadar
toparlanmak, kendine gelmek, hayata hazırlanmak fırsatını
bulmuş olur
E) Kendini doğru bir şekilde yetiştirmiş insanlar; olaylar ara
sında daha sağlam bağ kurmakta, olayları daha doğru
yorumlamaktadır
Modern insanlara özgü düşünce yapısı genelde akılcı düşünce-
ye boyun eğmektedir. Bu düşünce yapısında çelişkili düşünce
ve davranışlar; normal olmayan, tutarsız, yanlış vs. düşünce ve
davranışlar olarak nitelendirilir. Oysa ilkel insanların düşünce
yapısında çelişki diye bir şeye yer yoktur. Son derece karmaşık
ve mantıksal açıdan nasıl işlediğini anlayabilmenin neredeyse
olanaksız olduğu söylenebilecek bu kafa yapısı, araştırmacı-
lara göre duygulara boyun eğmektedir. Bu yüzden herhangi
bir durumda nasıl davranacağı yalnızca o andaki duygusal
durumuna bağlıdır. Dolayısıyla
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) ilkel insanın aynı koşullarda cereyan eden olaylar karşısında
farklı tutumlar sergilemesine şaşırmamak gerekir
B) ilkel insanın sıra dışı olaylar karşısında beklemeye geçmesi
yadırganacak bir davranış olarak görülmemelidir
C) ilkel insanın düşünce üretme biçimlerinde ufak farklılıkların
olması anlaşılır bir durumdur
D) ilkel insanın duygusal yönden oldukça gelişmiş olduğu
düşünülebilir
E) ilkel insanın benzer olaylar karşısında belirli duyguları öne
çıkardığı söylenebilir
7.
8.
Eskiler ne ehlikeyif, ne estetik düşkünü insanlarmış şaşıyorum!
Yürümeyi de bir sanata dönüştürmüş, bu sanatın da kendine
özgü aksesuarını geliştirmiştir. Bu konuda bir dostumun bir
rivayeti pek hoşuma gitmişti. Rivayete göre rahmetli Kaya Bilgegl
Hoca, pek üslup sahibi bir insanmış. Belagat dersleriyle övü-
nen Hoca, yürüyüşünü bile vezne uydururmuş. Bir gün, çantası
koltuğunun altında; 'fâilâtün, fâilâtün, fâilâtün, fâilün” vezniyle
Cağaloğlu yokuşundan çıkarken bir yeni yetme kendisine çarp-
mış ve çantasını yere düşürmüş. Utanmış, sıkılmış çocukcağız;
çantayı alıp Hoca'ya vermiş, Hoca'dan özür dilemiş. Hoca gayet
ciddi bir şekilde "İyi ama evladım, vezni bozdun!” demiş.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Böylece neredeyse bir yürüme kültürü oluşmuş zaman
içinde
Şimdilerde kimse adam gibi yürümüyor, sürekli bir koşuş-
turma içinde hareket ediyor
Bundan dolayı yürümenin dayanılmaz bir lezzeti, ferahlığı
olduğunu kimi insanlar kavramış
Yürüme adabını hakkıyla yerine getiren insanlar, eski kül-
türün de taşıyıcılığını üstlenmiştir
Sıkıldığınız, bunaldığınız anlarda çıkıp yarım saat yürüseniz
hiçbir şeyiniz kalmaz
Nezihe Meriç bir konuşmasında, "Yaratma sürecinde düşün-
düğüm tek şey; özgür olarak, hiçbir 'şeyle bağlanmadan, bir
dil eylemi içinde kurgulamamı gerçekleştirebilmektir. Elbette,
demek istediği şeyi vardır yazarın." der. Başka bir söyleşide
de öykü sesinden şöyle bahseder: "Yıllar öncesi Toroslarda
çan yapan ustaları izlemiş, çan sesinin en güzel tınlayışlarını
içime çekmiştim. Öykülerime yerleştirmeye çalıştığım tınlama
budur." Nezihe Meriç, özgür olarak yazmış; kendi sesini duy-
mak ve duyurmak için sürdürmüş bu edebî yürüyüşünü. Kolay
yolu seçmeden daha çok okunmak adına ne yazısında ne de
hayatında kurnazlıklar etmiş, inatla duymak istediği tınıyı
yerleştirmiştir yazısına.
Bu parçanın anlatımında özellikle aşağıdakilerden
hangisine başvurulmuştur?
A) Tartışma
C) Tanımlama
B) Karşılaştırma
D) Benzetme
E) Alıntı yapma
353