KAVRAYALIM
Paragrafta Konu ve Ana Düşünce
Test
2.
Bir eleştirmenin yokluğu, her şeyin başı mı diye düşündüğüm
oluyor bazen. Edebiyata karşı ilgisizlik, her şeyden önce sosyo-
lojinin alanına giriyor. Ama bu ilgisizliğin temelinde eleştirmen-
sizliğin rolü yüzde yüz. Bir dönem Bekir Sayın'ımız vardı. O ya-
şadığı sürece her yazıya, her şiire biraz da "Sayın ne diyecek?"
gözüyle bakılırdı. Artık öyle bir yazarımız yok. Belki düşüncele-
rini merak ettiğimiz, öğrenmek istediğimiz kimseler var. Ancak
konuşacağını, mutlaka bir şeyler söyleyeceğini bildiğimiz kim-
seler yok.
Bu parçanın bütününde yazar aşağıdakilerin hangisinden
söz etmektedir?
A) Günümüzde ölçüt kabul edilebilecek eserler veren sanatq-
ların yetişmediğinden
B) Yazın dünyasına yön verecek bir eleştirmenin olmamasının
yazına olan ilgiyi azalttığından
C) Kmİ baskılar nedeniyle eleştirmenlerin edebiyata Olan İlgi-
sinin azaldığından
D) Günümüzde öncü olabilecek yapıtların pek yazılmadığından
E) Eleştirmenlerin her dönem edebiyata, sanata yön veren ki-
şiler olduğundan
Kimi gazeteciler, herhâlde hızlı çalşmak zorunda olduklarından,
zaman zaman çok sorumsuz davranışlarda bulunuyorlar. Ge-
çenlerde tanımadığım biri beni aradı. Yeni qkan bir kitabı değer-
lendirmemi istedi ve ardından "Bu yıl okuduğunuz kitaplardan
en beğendiğiniz beş tanesinin adını verir misiniz?" dedi. Sanki
önceden hazırlanmışsınız da telefonun başnda onu bekliyorsu-
nuz. Belli ki dersine iyi çalışmamış, her şeyi son dakikaya bırak-
mış. Oysa bu sorular ve cevaplar sanata hizmet etmeyecek, en
fazla bir magazin haberi olacak.
Bu sözleri söyleyen bir eleştirmenin asıl yakındığı durum
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Gazetelerde kitap değerIendirmelerine yeterince yer ayrıl-
mamasından
B) Bazı gazetecilerin kitap değerlendirmelerinde gereken titiz-
İği göstermemesinden
C) Kimi gazetecilerin, yazarları magazin haberlerinde kullan-
maşından
D) Tanımadığı kişilerin, kendisinden değerlendirme yapmasını
İstemesinden
E) DeğerIendirme yapması için yeterli zamanın tanınmamasın-
3.
4.
Şiir, şairinden önemlidir zira has şiir onun gücünü, hakikati-
ni aşar. Sınırsızdır, ölçüsüzdür. Yazı da yazarından önemlidir
bence ama farklı ölçülerle. Netice itibarıyla hayatiyetini sürdüre-
bilen kelimelerden bahsediyoruz. Eğer yaşamıyorlarsa zaten bu
sorunun pek önemi kalmıyor. Ama şunu da anlamak lazım; ba-
zen okur ve yazar arasındaki korkunç uçuruma tanık olanlar bilir.
Yazı, yazarından epey uzağa düşebilir; bu yazının ya da yazarın
kıymetini azaltmaz. Yazıyı kendi bütünlüğü içinde doğru değer-
lendirmektir.
Bu parçada aşıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangi-
sidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Yazarın öncelikli görevi okuru dikkate almadan içinden gel-
diği gibi yazmak olmalıdır.
Bir metni değerli kılan, öncelikli olarak dilin kullanış biçimi
ve dile kazandırdığı Özel anlamdır.
Bir edebî metnin, yazarın yaşantısını yansıtmasını beklemek
doğru bir tutum değildir.
Yazmak, bir şeyler üretmek yazar için tutkuya dönüştüğü
sürece değerlidir.
Bir metin, oluşturulduktan sonra yazarından bağımsız ola-
rak düşünülmelidir.
Peş peşe bir sürü yeni kitap yayımlan[yor. Öyle ki kitapçıların
rafları tıka basa dolu. Ktap fuarları müşterisiz kalmıyor. Oralara
gittiğimde 0 kadar kitabi görünce "Türkiye'de kitap basılmıyor. "
diyenler buralardan habersiz mi diye düşünmekten kendimi ala-
mıyorum. Bir de kitap Okuma oranlarına bakınca bu kadar kita-
bın nasıl basıldığına hayret ediyorum. Neredeyse okurların par-
makla gösterildiği bir ülkede bunca kitabın basılması gerçekten
mucize.
Bu parçada aşıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangi-
sidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Kitap başım oranı, ülkemizdeki Okurlar İçin yeterli düzeyde
değildir.
Ülkemizde basılan kitaplara oranla okur sayısı oldukça dü-
şükür.
Ülkemizde yeterli kitap basımının yapıldığını iddia etmek yan-
Iştır.
ülkemizdeki kitap fuarlan yeteri kadar okura ulaşamamak-
tadır.
Kitapların art arda basılması okunma oranının düşmesine
neden olmaktadır.
87