Örnek Soruyu Değiştir

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ 23 ARİ DERS OT Budun (millet) akraba boyların bir teşkilat etrafinda toplanması ile meydana gelmekteydi. Başında "kağan, han, il-teber, yabgu, şad, erkin" gibi unvanlar taşıyan bir başkan bulunmaktaydı. Türkler, kışın korunaklı vadilerdeki kışlaklarda, yazın da otlakların yer aldığı yaylalarda yaşarlardı. Yaylaklarda çadır, kışlaklarda ise genellikle kerpiçten yapılan evler bulunurdu. Eski Türk toplulukları, bayramlarını ilkbaharın gelişi olan mart ayında kutlamaktaydılar. Bu ay aynı zamanda yeni yılın ilk ayıdır. Bundan dolayı Türkler bu aya "baş ay" adını veriyorlardı. Bayram yapılan gün, Türk toplulukları arasında "yeni gün" (yengi kün) şeklinde adlandırılıyordu. Bu kelime Fars- ça "nevruz" kelimesinin tam karşılığıdır. Türklerin hayat tarzlarına çok uygun olan pantolon ve ceketleri vardı. Türklerin bu askerî kıyafeti Avrupa'da ve Bizans'ta askerlere giydirilmiş, böylece bütün dünyaya yayılmıştı. Kemer, kemer tokası ve düğmeyi ilk kullananlar arasında Türkler de vardı. Romalılar, keten gömlek giymeyi Türklerden öğrenmişlerdi. Çiçekli Uygur kumaşları çok meşhurdu. Türklerde kara renkli kumaştan yapılan elbiseler yas tutarken giyilirdi. Ak renkli kumaş ise uğur sayılırdı, DİNÎ İNANIŞ Eski Türk topluluklarının dinî inanışlarına göre, Gök Tanrı tek yaratıcı olarak görülmekte ve din sisteminin mer- kezinde yer almaktaydı. Türk toplumlarında kendisine kurban sunulan varlıkların başında ve hepsinin üstünde Gök Tanrı vardır. Ayrıca yıldız, Ay ve Güneş bu dönemde önemli bir yere sahipti. Gök Tanrı inancına göre; Tanrı tektir ve en yüce varlıktır. Sonsuz bir hayata sahip ezelî ve ebedî olan Tanrı, kâinatın yaratıcısı ve hâkimidir. Ahiret inancı olan bu inanç sisteminde iyi insanların "uçmağ"a (cennete), kötülerin ise "tamu"ya (cehenneme) gideceklerine inanılırdı. Ülgen, Kuday, Kayra Han eski Türk mitolojisinde iyilik tanrısı, doğaya hâkim tanrı anla- mında kullanılmış terimlerdir. Toplumsal yapıda özel bir statüsü olmayan din adamlarına "şaman, kam ya da baksı” adı verilmekteydi. Türkler, tabiatta bulunan birtakım varlıkların ruhu olduğuna ve ölümden sonraki yaşama inanmışlardır. Bu yüz- den ölen kişinin eşyaları "kurgan" adı verilen mezara konulmuştur, Mezarlarının başına da kişinin hayattayken öldürdüğü düşman sayısı kadar, Ubalbal" adı verilen taşlar dikilmiştir. Ölen kişinin ardından yapılan törene "yuğ" adı verilmiştir. Türklerin asıl dini Gök Tanrı dini idi. Eski Türkler tabiatta birtakım gizli kuvvetlerin varlığına da inanıyorlardı. Türkler gök, Güneş, Ay, yer-su için kurban keserlerdi. Toplumda ölen kişilere ve atalara ait hamalar kutsal sayılırdı. Ataların ruhlarının kendilerini koruduğuna inanılır, onlar için kutsal mağaralar önünde kurban kesilirdi. Atalara ve onların mezarlarına yapılan saldırılar savaş ne- deni olabilirdi. Türkler arasında Gök Tanrı inancından başka dinler de kabul görmüştü. Uygurlar, Budizm ve Manihaizm inanç- larını benimsedi. Macarlar, Bulgarlar, Kumanlar ve Peçenekler ise Hristiyanlığı kabul ettiler. Hazarlarda ise Mu- sevilik, Hristiyanlık ve İslamiyet kabul edilen dinlerdendi. Ancak bu dinlerin yayıldığı dönemlerde bile Türkler eski inançlarını kaybetmemişlerdi. Örneğin Mani dini et yemeyi yasak etmişti. Fakat bu dinin en kuvvetli savunucusu durumunda olan Uygurlar, et yemeye devam etmişlerdir. Türkler ölümden sonraki yaşama ait dinî inanışları sebebiyle "kurgan" adı verilen mezarlar yapmışlardır. Mezar odasına ölen kişinin eşyaları ve bazı hediyelerle, atı da yakınına kuyruğu kesilmiş veya düğümlenmiş bir şekilde gömülürdü. www.dizgikitap.com YALÇIN