İLK MÜSLÜNL4N TÜRK DEVLETLERİ
Gazneli Mahmut Dönemi (998-1030) (Yemînu'd-DevIe ve Emîrü'l-MilIe)
Gazneli Mahmut zamanında, devlet en parlak devrini yaşamıştır.
ARİ
DERS
OT
Gazneli Mahmut, devletin sınırlarını hızla genişletir, Samanoğullarına karş Karahanlılarla ittifak kurarak bu dev-
letin topraklarını paylaşır; Samanoğullarının elinde kalmış olan Buhara, Horasan, Herat, Belh ve Kâbil'i alır.
Gazneli Mahmut İran'da bulunan Şii Büveyhoğullan üzerine sefer düzenleyerek Abbasi halifesini Şii tehlikesine
karşı korur. Bu hizmetine karşılık Abbasi halifesinden "Sultan" unvanını alır. Sultan unvanını kullanan ilk Türk
hükümdarı olan Sultan Mahmut, Abbasi halifeleri adına para bastırarak hutbe okutur. Böylece Selçuklular ve
Osmanlılar dönemlerinde de sürdürülecek olan İslam dünyasının lideri ve koruyuculuğu politikasının temelini
atmış olur. Sultan Mahmut, Hindistan'a on yedi büyük sefer düzenlemiştir.
Bu seferlerin sebepleri şunlardır;
Hindistan'ın yer altı ve yer üstü kaynaklarının zengin, ikliminin elverişli olması
Hindistan'da İslamiyet'i yaymak istemesi
İslamiyet'in bütünlüğünü tehdit eden bölücü mezhep (karmati) mensuplarının faaliyetlerine son vermek
İstemesi
Hindistan'ı ele geçirerek güçlenmek ve İslam dünyasının liderliğini ele geçirmek istemesi
Hindistan'a yaptığı seferler sonucunda Kuzey Hindistan'ı topraklarına katarak bu bölgede Müslümanlığın yayıl-
masım sağlar. Bu seferler sırasında büyük ganimetler ele geçirir. Gazneli Mahmut'un elde etmiş olduğu ganimet-
lerle Gazne şehri; parklar, bahçeler, zafer abideleri, camiler gibi mimari eserlerle süslenir. Ayrıca Belh, Nişabur
gibi büyük şehirler de o devrin en güzel ve bakımlı beldeleri olur, fethedilen Kuzey Hindistan, Türklerin uzun süre
hüküm sürdükleri bölgelerden biri hâline gelir.
Sultan Mahmut'un Hint Seferlerindeki başarısını takdir eden Abbasi Halifesi Kadir Billah (991-1031) gönderdiği
bir mektupta sultanı tebrik etmiş ve ona Seyfü'd-Devie ve'l-İslam unvanını vermiştir. Sultan ise bu zaferden do-
layı şöhreti yüzyıllarca devam eden efsanevi bir kahraman olmuş ve halk tarafından çeşitli efsane ve hikâyelere
konu edilmiştir.
Gazneli Sultan Mahmut ve daha sonra Hindistan'da kurulan Müslüman Türk sultanlıklarının çalışmaları sonu-
cunda İslamiyet Hindistan'da geniş bir alana yayılarak günümüzde Pakistan, Afganistan, Bangladeş Devletleri-
nin ortaya çıkmasında etkili olmuştur.
Kâbil'in doğusunda Lamgan bölgesinde Hintliler'in elinde bulunan birkaç kaleyi ele geçirdikten sonra Gazne'ye
döndü. Sultan Mahmud'un ikinci seferi Vayhand Racası Caypal üzerine olmuştu. Mahmud, Hintliler'e karşı ka-
zandığı bu zaferden sonra Hindûşâhî hânedanının merkezi Vayhand (Und) şehrini zaptetti ve Gazne'ye döndü.
Bu başarışından dolayı kendisine "GâzÎ" lakabı verildi.
Onun Hindistan seferlerinin bir amacı da Sünniliği korumak ve güçlendirmekti. O sırada Mültan'ın idaresini elin-
de bulunduran Karmatî Ebü'I-Fütûh Dâvûd'un bâtıni düşünceleri yaymaya çalışması Mahmud'un oraya bir sefer
düzenlemesine sebep oldu. Mültan'l fethederek buradaki Karmaöler'i cezalandırdı.
Mahmud yeni hâkim olduğu bölgelere İslâmiyet'i tebliğ için din âlimleri gönderdi ve camiler yaptırdı. Halife
Kâdir-BiIlâh bu başarısından dolayı kendisine "Nizâmeddin" lakabım verdi.
Mahmud'un Hindistan'a yaptığı en önemli seferlerden biri Sûmenât (Somnât) seferidir. Sûmenât, Hindistan'ın
ban sahilinde Kathiavar yarımadasında bir şehirdi. Mahmud, 30.000 atlı ve pek çok gönüllüden oluşan ordusuy-
la Gazne'den hareket etti. Gazneli ordusu Somnât Kalesi'ni fethetti. Halife Kâdir-BilIâh bu başarısından dolayı
kendisine "Kehfüddevle ve'l-İslâm" lakabını verdi.
ö Sultan Mahmud Hindistan'a son seferini, kendisine saldıran bölgenin yerli halkı Câtlar'l cezalandırmak ve yol gü-
venliğini sağlamak için yaptı. İndus nehrinin iki yakasına hâkim olan Câtlar aynı zamanda usta gemicilerdi. Mah-
mud, onlarla savaşabilmek için Mültan'da 1400 gemiden oluşan bir nehir filosu yaptırdı. İndus nehri üzerindeki
savaşta Câtlar mağlûp edildi. Sultan Mahmud, bu seferleriyle Hint ülkesinde yüzyıllarca sürecek olan Türk-İslâm
hâkimiyetinin temellerini atmış, onun hâkimiyeti altındaki bölgelerde İslâm dininin yayılması, 1947'de kurulan
bağımsız Pakistan Devleti'nin teşekkülünde birinci derecede etken olmuştur.
www.dİzgİkİtap.com
43
SebLYALÇIN