İLK MÜSLÜM4N TÜRK DEVLETLERİ
ARİ
DERS
0
Kudret ve ihtişamı onu bizzat gören Venedikli sewah Marco Polo tarafindan "inşan, toprak ve hazine bakı-
mından dünyanın en güçlüsü" ve "Âdem'den bugüne kadar hiç görülmedik ölçüde güçlü" şeklinde tasvir edil-
miştir. Kubilay Kağan, Moğol İmparatorluğu'nun son büyük hükümdarıdır. Onun ölümünün ardından İlhanlı ve
Altın Orda hükümdarlarının büyük hana olan tâbiiyet bağları yavaş yavaş kopmuştur. Moğol İmparatorluğu'nu
Çin'den yönetme teşebbüsü, Yüan hânedanının son hükümdarı Togan Temür'ün Çin'i terketmek zorunda kal-
maşıyla 1368 yılında son bulmuştur.
c. İlhanlılar Devleti: (1236-1336)
Kurucusu Cengiz Han'ın torunu Hülâgû'dur. Moğol Büyük Hanı Mengü (Möngke) 1253 yılında kurultay kararı ile
kardeşi Hülâgû'yu İran, Irak, Suriye, Mısır, Kafkasya ve Anadolu'yu ele geçirip buraları kendisine tâbi bir "ilhan"
(il+han "bölge hükümdarı") olarak idare etmek üzere görevlendirdi. Bu suretle başşehri Tebriz olmak üzere
İran'da kurulan devlet, Hülâgû'nun taşıdığı ilhan unvanına nisbeten İlhanlılar adıyla anılmıştır.
Hülâgû yaklaşık 130.000 kişilik ordusuyla Karakorum'dan yola çıktığında planı, o güne kadar Sultan Melikşah
ve Hârizmşah Alâeddin Tekiş dahil birçok hükümdarın alamadığı Alamut Kalesi'ni almak ve arkasından Abbâsî
Devleti'ni yıkmaktı. Önce ele geçirdiği şehirlerde Büyük Han Mengü adına para bastırıp Moğol hâkimiyetini
yaydığını, 1256'da Alamut Kalesi'nin zaptından sonra ise bastırdığı paralara kendi adını da koydurup ilhanlığını
kurduğunu dünyaya duyurdu.
1258'de Bağdat'ı zaptederek Abbâsî hilâfetini ortadan kaldırdıktan sonra Irak, Azerbaycan ve Suriye'yi ele geçir-
di; ayrıca 1243 Kösedağ Savaşı'ndan itibaren Moğol hâkimiyeti altına girmiş olan Anadolu'yu da daha sıkı biçim-
de baskı altına aldı. Ancak ağabeyi Mengü'nün ölümü münasebetiyle Karakorum'a gittiği sırada Ketboğa Noyan
kumandasındaki ordusu Filistin'de Aynicâlût Savaşı'nda Memlük Sultam Kutuz tarafından bozguna uğratıldı (3
Eylül 1260) ve Fırat kıyılarına kadar çekilmek zorunda kaldı. Böylece görülmemiş zulüm, katliam ve yıkımlarla
gerçekleşörilen İslâm dünyasını istilâ hareketi Mısır ve Kuzey Afrika'ya ulaşamadan sona erdi; Suriye, Filistin ve
Kuzey Irak da tahliye edildi.
Hülâgû öldüğü zaman (8 Şubat 1265) İlhanlı Devleti'nin sınırları Amuderya'dan Fırat'a ve Kafkasya'dan
Belûcistan'a kadar uzanıyor, Anadolu Selçuklu Devleti ile küçük Ermenistan Krallığı da bağımlı devletlerini oluş-
turuyordu.
Hülâgû'nun ölümünden sonra yerine İlhanlı Kurultayı tarafindan büyük oğlu Abaka seçildi; ancak ilhanlığı Büyük
Han Kubilay tarafindan onaylanıncaya kadar beş yıl süreyle resmen tahtına oturamadı. Abaka da babası gibi
Budist olmakla beraber siyasî amaçlarla hıristiyanlara yaklaştı ve Avrupa ülkeleriyle ilişkilerini geliştirdi; müca-
delesini ise doğuda Çağatay, batıda Altın Orda ve müttefiki Memlük devletleriyle sürdürdü. Memlük Sultanı l.
Bayba«ın Anadolu'ya girmesi ve Elbistan Savaşı'nda İlhanlı ordusunu yenmesi üzerine (1277) çıktığı Anadolu
seferinde, Baybars'ı davet eden Selçuklu ümerâsına olan kızgınlığı sebebiyle binlerce insanı öldürtmüş, büyük
dedesi Cengiz ve babası Hülâgû gibi müslümanların hâfızalarında yıllarca silinmeyen bir iz bırakmıştır.
İlhanlılar iç karışıklıklar sonucu 1336 yılında yıkılmıştır. Ebû Said'in vâris bırakmadan ölümü İlhanlı Devleti'nin
parçalanmasına ve yerini mahallî hânedanlann almasına yol açtı. Ümerâdan Bağdat Hatun'un eski kocası Hasan-1
Büzürg ve Emîr Çoban'ın oğlu Hasan-1 Kûçek, şehzadeler arasındaki taht kavgalarından faydalanarak dilediklerini
tahta çıkarmaya başladılar. Sonunda İlhanlı Devleti'nin hâkim olduğu topraklarda Celâyirliler, Karakoyunlular,
Muzafferler, Horasan Serbedârîleri ve Eretnaoğulları gibi hânedanlar kuruldu.
Gâzân Han zamanına kadar İlhanlılar'da Cengiz yasası geçerliydi. Bu tarihten itibaren müslüman tebaanın şer'î
işlerine kadılar, hukukî, siyasî, idarî, örfi ve askerî mahkeme işlerine de Moğol şehzade ve emîrleri arasından
seçilen "yarguci"ler bakardı. İlhanlı hükümdarlarından Hülâgû, Abaka ve Argun Budist idiler. Ahmed Teküder'in
kısa süren hâkimiyetinde İslâmiyet halk arasında yayılmaya başlamışsa da ancak Gazân Han zamanında resmî
din olarak kabul edilmiştr.
Osmanlılar'ın kullandığı "defterdar" tabiri de aslında bir İlhanlı terimidir.
www.dizgikitap.com
35
şdomYALÇIN