9
9)
II. Yavaşça Süzüdû Kışa bir kOtHOt•u geçip
72 ulaştı. Bif masaya oturdu. Biraz Sait Falk thudu. Yan
maşa, sürekli gülüşüyordu. Şİİdİ Ve duygulu hikâye
yarım kaldı. Öykünün serimi de düğümü de bitmişti oysa.
Bu prçadakl sözlorla İlgili değerlendirmoler•
hangisi yanlıştırl
A) "Kısa" SÖZE* nicel anlarrüldlt.
B) "Şiirli ve duygulu" sözcükleri nitel anlamlıdır,
C) "Sait Faik' ve "yan masa" sözleri rrwcazrnûrsel örneği-
dlr.
D) "Süzüldü' sözcûğü, gerçek anlanüdır.
E) Terim anlamlı sözcük yer akmıştır.
İZ (l) Tanınmış yazarların nasıl yazdıklarını, ne tür kalern-
har4i zamanlarda, nerelerde yazmaya başladıklarını
merak eder Insanlar. (II) Bazılarının bu merakının altında
yazarlığın çileli yollarının nerelerden geç%ini
vardır. (III) Bu *iler, bir yazar athyı en kıymetli hazi•
(IV) Müzisyen, o nasıl beşteler', c
görüntüleri nasıl resme dönüştûrûr; romancı, 0
nasıl böylesine etkkyhl anlatır? (V) Bu scmar, bir genç
sanatçının beyninl kemirir durur.
Bu parçadaki numaralanmış
mecazlı söyleyişe
B) l. vev.
q)
MUTLULUĞUN Gizi
Bir tüccar, *Muüuluğun Gİzİ'ni öğrenmesi İçin Oğlu-
nu İnsanlarm en bikesinin yanına yollamış.
Delikanlı, bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, so-
bir tepenin üzerinde bulunan bir şatoya
VanmŞ. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş. Bir ennİŞle
karştlaşnlayı bekleyen bizim kahraman, *İrdiği salonda
hummah bir manzarayla karşılaşmış:
Tüccarlar girip çıkıyor, İnsanlar bir köşede sohbet edi-
"r, bir orkestra tatlı eqgiltT çalıyormuş; dünyanın dört
bir yanmdan selmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa
da varmış. Bilge şırayla bu İmanlarla konuşuyonnuş
bizh•n delikanlı, kendi Sırasının ,ÇelmeSİ İçin İki saaİ bek-
lemek zorunda kalnuş.
Delikanlmm ziyaret nedenini açıklmnasını dikkatle
dinlemiş bilge, ama *Mut.İu114Şun Gizi*ni açıklayacak Za-
mam olmadqğnn söylemiş una. Gidip sarayda dolaşma-
kendisini İki saat görmeye gelmesini salık
bir ricada eklemiş
Delikanlınm eline kayk Sonra bu kaşığa İki
damla sm yqğ koymuş.
— Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yqğt
Delikanlı saraym merdivenimini inip çıkmaya başla-
mıŞ, gözünü kaşıktan ayırnnyvnnuş. İki Sual sonra
nin huzuruna çıkmış.
— Güzel, denriş bilxe, peki yemek salomandaki Acem
halılarını gürümüz mü? Bahçıvanbaşl'nm oluştunnak
için cm yıl çalış4ğı bahçeyi gördünüz 'nü? Kütüphanem-
deki güzel par*İmenlcrİ fark etliniz mi?
D) II. veııı.
E)lV.veV.
ŞİMDİDEN ÖĞREN
Bir sözcüqİiin ohamçuzu omm karşıtı yani zıt anlamhs•l
değildir. Örneğin : "Ölmek * sönüğün karşıt anlamlım,
"ölmemek' değil, "doğmak* ya da 'yaşamak*br.
Bir sadece nasıl olduğunu bildirip
Ölçülemeyen, tartılamayan ve miktar belirtmeyen sözler
nitel anlmnhdır: xğggl kız, saç, İyi admn,
baba. „
'Ihazi, metre, tennomebe gibi ölçü — tarh aletleriyle
ölçülebilen özellikler İle miktar sayı bildiren sözler
nicel anlamlıdır@kitap, ki öğrenci, yol,
dağ.
9)
Utanan delikanlı, hiçbir Şey xijrernedğİnİ İtiraf el-
mek zı.mmda kalmış. Çünkü bİlxenİn kendisine verdiği İki
damla yağl dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat
— Öyleyse git, evrenhnİn harikalarmı tam- demiş
eina bilge. *Otunh4ğu evi tanımadan bir insana güvene-
mezşİn.
İçi rahatlayan dclİkanh, kaşığı alıp gezme-
çıkmış. Bu kez, duvarlara asıhtnş, tavanlan süsleyen
sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri, çaredeki
dqğlan, çiçeklerin gün•llüini, bulundukları FTltTe Fiki-
Şan sanat yapttlmmn zarafetini xijnnİİş. Bilgenin yanma
dönünce xördüklerini bütün aynnblanyla anlabnış.
— peki, sana emanet etliğim İki damla yqğ nt•redc?
scmnuş bilge.
Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yqğm dökülmüş
olduğunu Ünmüş. •pcki* demiş bunun iizc7'İne bilgelcT
bilgesi...
— Sana verebileceğim lek bir öğüt var:
GİZİ', dünyanm bütün harikalamn gör-
mektİr ama kaşıktaki İki damla unutmadan.„
16