ı.
GELİŞME TESTİ 9
PARAGRAFTA YARDIMCI DÜŞÜNCELER
ıınıt -
5.
6.
Doğrusu ben, yeni olsun diye uğraşıyor değilim. Bir
şeyi nasıl yazacağım diye düşünürüm. Yaza boza, nasıl
yazılması gerektiğini düşünüyor isem ki bu fazla bir şey
demek değildir, o hâle getirmeye çalışırım. O hâle
getirdiğim zaman, ben yenilik olsun diye yapmış
değilimdir bunu ama birtakım alışılagelmiş anlatı ya da
anlatım biçimleri bana yetmemiştir ya da onların dışına
çıkmak İstemişimdir. Olabilir. Ama yenilik Olsun diye
değil, yapmak istediğim bir şeyi yapmaya çalışıyorum.
Böyle düşünen bir yazar için,
I. Metinlerinin yeniliği, farklılığı bir yenilik, farklılık
arayışından doğmamıştır.
II. Metinleri okurun çok dikkatli olmasını gerektiren
nitelikler taşır.
III. Yazmak istediklerini en iyi ifade edecek anlatım
türlerini, yollarını bulmaya çalışır.
IV. Yeniliği, yenilikçi olmak için yapmaz.
yargılarından hangileri şğyJpnempz?
7.
8.
Yazın bilimciler, "amaç, dilin kullanımı, içeriksel ve
biçimsel doku" gibi kimi ölçütlere bağlı olarak yazılan
türlendirirler. Kimileri de "işlevsellik"ten yola çıkarak
bunları ayırma ve kümelendirme yoluna gider. "öğretici
ve bilgilendirici boyutlu yazılar", "sorgulayıcı ve
yargılayıcı boyutlu yazılar." Deneme türü, ikinci küme
içinde, sorgulayıcı ve yargılayıcı yazılar arasında yer alır.
Bu sorgulama ve yargılama, insana ve yaşama
dönüktür.
Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi ç!kgmgmgg?
A)
B)
C)
D)
E)
Denemenin sorgulayıcılığı İnşan ve yaşam odaklıdır.
Öğretici yazılar, inşan üzerinde daha etkili bir iz
bırakır.
Yazın bilimciler, yazıları farklı ölçütlerle
değerlendirirler.
Yazınsal türlendirmede amaç ve dilin kullanım
biçimi de ölçüt olarak kabul edilmiştir.
Bazıları, yazılan işlevine göre, türlere göre
ayırmışlar.
A) Yalnız II
B) Yalnız IV
E) ıııveıv
Öykü tarihsel süreç içerisinde sürekli kendini yeniler ve
çağının dilini konuşur. Kalıcı öyküler, gerçeğin "yeni
dili"ni bulan metinlerdir. Yaşayan hikâyeler, her çağda
hakikatin sesi olmaya devam eden hikâyelerdir. Ama
her dönemde hakikatin şeşinin tonu, rengi, biçimi
değişir. Bu çağcıl sesi yakalayan anlatılar yeniden,
yeniden doğarlar. Bu yüzden hikâyeler, çağa, zamana,
koşullara göre hep yeniden biçimlenir. Okuyan,
dinleyen ile anlatanın, yazanın buluştuğu yer, yaratılan
yeni bir dünya, var olma bilinci ve hakikat evrenidir.
Bu parçadan,
l. Her yazar yazdıklarında içinde bulunduğu
toplumdan bir iz, bir koku, bir tat taşır.
II. Öykücüler toplumun, okurun, pek çok anlayışın
değiştiği bir ortamda yeni bir dil, yeni bir biçim
bulmak zorundadır.
III. Öykü düşsel, imgesel olanın sonsuz
çağrışımlarından yararlandı mı ölümsüzlüğü yakalar.
yargılarından hangileri
Nâbî, Arapça ve Farsçayı çok iyi bilen bir âlimdir.
Sadece bu dilleri değil bu dillerin edebiyatlarına da
hâkimdir. Bu âlim yanını mensur eserlerinde çok fazla
görüyoruz. Yalnız bu bilgisi, onun dilini de
ağırlaştırmıştır; âlim olarak düşüncesi sadece bir
dilden, yapmacıksız ve söz oyunlardan uzak bir dil
kurmak olsa da şiirlerinde ve nesirlerinde kolay
anlaşılan bir dil yoktur. Bunun nedeni de muhtemelen
aldığı eğitimlerdir.
Bu parçada Nâbi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi
cıkarılamaz?
A)
B)
C)
D)
E)
Arap ve Fars edebiyatlarını iyi bildiği
Manzum ve mensur alanda eserler verdiği
Eserlerinde ağır ve süslü bir dil kullandığı
Nesirlerinde daha sade bir dil kullandğ
İyi bir eğitim aldığı
Çözdüğünüz süre
A) Yalnız I
D) I ve III
B) Yalnız II
Doğru
Yanlış
C) Yalnız III
E) II ve III
288