Örnek Soruyu Değiştir

HİKÂYE TÜRLERİ VE HİKÂYENİN YAPI UNSURLARI HİKÂYEDE VE ROMANDA KULLANILAN ANLATIM TEKNİKLERİ GÖSTERME (SAHNELEME) Diyalog İç konuşma Bilinç akışı ANLATMA (TAHKİYE ETME) Kişi tanıtımı Olay anlatımı Geriye dönüş iç çözümleme Özetleme Gösterme (Sahneleme): Olaylar, kişiler ve varlıklar doğrudan okuyucuya sunulur. Anlatıcı, okuyucu ile eser arasına gir- mez, bu sayede okuyucunun dikkati eser üzerinde yoğunlaşır. Kişilerin konuşmaları ve hareketleri yansıtılarak okuyucu- nun kendisini eserin kurmaca dünyasında hissetmesi sağlanır. Gösterme tekniği, diyalog, iç konuşma veya bilinç akışı şeklinde olabilir. Diyalog: Kahramanların karşılıklı konuşmalarına dayanan bir anlatım tekniğidir ve metne akıcılık kazandırır. ÖRNEK Omer Seyfettin, Gizli Mabet eserinde: Kendimi tutamadım. Öyle bir kahkaha attım ki (...) Dik dik yüzüme bakıyorlardı. Frenk sordu: — Neye gülüyorsun? — Ayol, sen gizli mabede girmemişsin, dedim. — Ya nereye girmişim? — Sütannemin sandık odasına! — Sandık odası mı? — Bizim evlerde kornod, aynalı dolap filan yoktur. Eşyalarımız birer sandıkta, sandıklar da birer odada durur. O mezar zannettiğin demir çemberli ceviz tabutlar, bizim çamaşır sandıklarımızdır. İç Konuşma: Kahramanların içsel konuşmalarını aktarmaya dayanan bir anlatım tekniğidir. Kahramanın duygu ve dü- şünceleri sesli düşünme şeklinde yansıtılır. Bu teknikte kahraman, karşısında biri varmış gibi kendi kendine konuşur. ÖRNEK Sait Faik Abasıyanık, Son Kuşlar hikâyesinde: "Ağaçtan ağaca serilmiş beyaz çamaşırlar bu kadar durgun, güneşsiz, ıslak bir şekilde ılık havada hiç kurumayacaklar. Bu kedi, tahta masanın üstüne çıkmış, köpeğime durmadan homurda- nacak mı? Deniz, Bozburun'a doğru başını almış gidiyor. Uzaklarda görünen, İstanbul'un neresi kim bilir? Sesler neden gelmiyor?" Bilinç Akışı: Bu teknikte de iç konuşmada olduğu gibi kişilerin iç dünyaları, zihinlerinden geçirdikleri düşünceler doğrudan verilir. Ancak iç konuşmadan farklı olarak, cümleler arasında mantık ilişkisi zayıftır. Düşünceler serbest çağrışımla bir konudan diğerine atlar. ÖRNEK Bilge Karasu, Odalarm Biri hikâyesinde: 'Param var. Nüfus cüzdanım yanımda değil. O gerekli sanırım. Adama, Sa- rıkumluyum da diyemem, evine gitseydin der, inanmaz da kapının sürgülenmesi hikâyesine, kuşkulanır. En iyisi açıkça yanıma almadım, demek. Balığa çıktık derim. Lâf olsun diye zaten birer balık çektik Suat'la. O, eli boş dönmesin diye aldı yanına. Eve götürür, tel dolabının orta yerine yerleştirir. Ailece paylaşacak olsalar, bir tadımlık bile düşmez her birine." TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT MEBİ KONU ÖZETLERİ 103