5. Harfler, seslerin işaretleridir. Sözcükler ise seslerden oluşur. Ya-
zılı veya sözlü işaretlerle, göz önünde bulunmayan her şeyi göz
önüne getirebilir; ağaçları konuşturabilirsiniz. Bu, büyü değil de
nedir? Kendimizi bir an bu yazınsal araştırmanın bireyi olarak
düşünelim. Güzel bir romanı okurken Maksim Gorki'de olduğu
gibi kitap, kağıt, harf ortadan kalkar; gitmediğimiz şehirlerde
dolaşır, tanımadığımız insanlarla tanışır, onların ruhlarının içine
gireriz. Dile büyük gücü veren nedir? Kendiliğinden çalışan
bir şartlı refleks mekanizması, dolayısıyla dilin varlığın yerine
geçişi! Ünlü Rus bilgini Pavlov, yaptığı denemelerle köpekler-
de yapay olarak çeşitli şartlı refleksler yaratmayı başarmıştı.
Köpeğe acıktığı zaman et verilirken bir de zil çalınır. Bu hareket
tekrarlanınca köpeğin ağzından, sadece zil sesi ile de salyalar
akmaya başlar. Tabi ki zil sesi karın doyurmaz ama etin haya-
lini uyandırır. İnsanoğlunun hayatında sözcükler de aynı rolü
oynar, gösterdikleri eşyanın hayalini göz önünde canlandırırlar.
Hayat boyunca öğrendiğimiz sözcükler, bizim belleğimizde,
onların hayaliyle birlikte, gözle görünmez bir dünya yaratır.
Bir hikâyeyi dinler veya okurken ses ve yazı, belleğimizdeki
hayalleri canlandırır. İyi bir sanatçı, dilin bu canlandırma gü-
cünden yararlanarak asıl dünyaya benzer veya ondan daha
zengin veya değişik bir hayal dünyası yaratır.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine kesin olarak
ulaşılabilir?
A) Şartlı refleks mekanizması, köpekler ve insanlar üzerinde
farklı yollardan da olsa etkilidir.
B) İnsan davranışlarını ölçmek için kullanılabilecek en iyi
yöntem ona bir metin okutmaktır.
C) Gorki ve Pavlov, canlıları analiz etmede aynı metodu
kullanmışlardır.
D) İnsanı harekete geçiren güç, sözcüklerin oluşturduğu
ahenktir.
6.
2000 yılında yapılan bir araştırmada, 80-90 desibellik bir ses
düzeyinin işitme organı üzerindeki etkileri saptandı. Bu ses
düzeyine bir konserde maruz kalan insanlarda önemli bir za-
rar oluşmazken aynı düzeyde sesten etkilenen konfeksiyon
fabrikası işçilerinde ciddi işitme kayıpları oluştuğu tespit edildi.
Bu durumun sebebini ilk bakışta anlamak zor olsa da işitme
kaybının ortalama ses seviyesinden değil fabrikalardaki ani ve
yüksek sesten olduğu biliniyor.
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Genellikle pek çok kişi tarafından karıştırılan ses ve gürültü
arasındaki farklar, aslında oldukça kolay bir şekilde ayırt
edilebilmektedir.
Ancak sesin rahatsız edici bir yanı yoktur çünkü insanların
katlanabileceği belli bir desibel seviyesi bulunmaktadır.
Kalabalık şehirlerde yaşayanlar veya yüksek sesli ortam-
larda çalışmak zorunda olan kişiler, maruz kalan kişiler
olarak bilinmektedir.
Çok yüksek enerjiye sahip bu sesler, iç kulaktaki ses ay-
gıtlarına zarar vererek işitme kayıplarını telafisi mümkün
olmayan bir düzeye doğru götürebilir.
Gürültünün bulunduğu bir ortamda kalma süresi oldukça
kısadır çünkü bu ortamda meydana gelen gürültü, insanları
rahatsız eder.
E) Nitelikli sanatçı olabilmek için Pavlov ve Gorki'nin uyguladığı 7
metodu özümsemek gerekir.
19
. İkinci Yeni şiirinin temel özelliklerinden biri de zihinsel karma-
şadır.
Geleneksel anlayışta ise bunun tam tersi, zihinsel
bütünlük mevcuttur. Bunun örneklerini klasik dönem İslam
bilginlerinde de görürüz. Söz gelimi İbn-i Sina hem ilim hem
musiki hem de tasawufla uğraşmıştır. Ya da İbn Rüşd hem
büyük bir tıp bilgini hem de astronomi bilginidir.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Garip şiirinin halk şiiri ve folklordan yararlanmasına kapı-
larını kapatmışlar, "folklor şiire düşman" sloganını
geliştirmişlerdir
B) Modernist akımların birçoğunda göreceli bir olgu olarak
düşünsel bütünlüğün yok olduğunu, yerini zihinsel karma-
şaya bıraktığını söylemek mümkündür
C) Modern bir şiir olan İkinci Yeni şiirinde soyut kavramlar,
imgeler, içten geldiği gibi yazma sıkça hissedilir; anlık dü-
şünce ve görüntüler ön plana çıkar
D) Çağrışımsal bir şiir olan İkinci Yeni şiirinde, kübik resimler-
de olduğu gibi kompozisyonun, alışılmış formların dışına
çıkıldığını görmek çok olağandır
E) Bilinçaltı otomatizmine yönelerek şiiri; aklın, ahlaki endişe-
lerin, yasaların ve alışılmış her türlü baskıcı düzeneklerin
dışına çıkarmak istemişlerdir