Örnek Soruyu Değiştir

8. 9. Eğitimde fırsat eşitliğini yakalamak açısından, insanlık olarak olağanüstü bir zaman diliminden geçiyoruz. Bir zamanlar ulaşıl- maz olan veya ulaşılması için olağanüstü çabalar gerektiren bil- gi ile aramızdaki yegâne "engel” içimizdeki öğrenme arzusuna ve internet bağlantısı olan bir bilgisayara indirgenmiş durumda. Google'ın, Wikipedia'nın ve YouTube'un parmaklarımızın ucuna getirdiği dünyanın bilgisine, son günlerde dünyanın en parlak beyinlerine sahip MİT, Harvard ve Stanford gibi üniversitelerin profesörlerinin verdiği dersler de eklendi. Dijital devrimin en güzel yanı ise bu paha biçilmez bilgi akışının bedava olması. Eğitimdeki bu değişimin, uygarlığın çok daha hızlı ilerlemesini sağlayacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu parçada asıl anlatılmak istenen düşünce aşağıdakilerin hangisidir? A) Teknolojik imkânlarla birlikte bilgiye ulaşmanın son derece kolaylaştığı B) Bilgisayara bağlı teknolojilerin insandaki öğrenme arzusunu kamçıladığı C) Kitle iletişim teknolojilerinde görülen gelişmenin insanları birbirine yaklaştırdığı D) Eğitim sisteminde uygulanan modern yöntemlerin, insanlann bilgi düzeyini artırdığı E) İnsanlar arasında bilgi elde etme ve işleme konusunda bir yarış olduğu (l) Çamaşırların arasına ya da yastıkların içine yerleştirdiğimiz lavantaların işlevi yalnızca çevrelerine güzel koku yaymaları değil. (II) Lavanta, uyku üzerindeki olumlu etkisi bilimsel ça- lışmalarla da kanıtlanmış bir bitki. (III) Otuzdan fazla farklı türü olan bu çiçekli bitkiden lavanta kolonyası ve banyoda ya da masaj sırasında kullanılan lavanta yağı gibi ürünler elde edilir. (IV) Lavanta yağının başlıca bileşenleri linalol ve linalil asetattır. (V) Daha rahat bir uyku sağlayan bu kimyasal maddeler de- rimiz tarafından hızla emilip kana karışır. (VI) Öyle ki lavanta yağı masaj yoluyla vücudumuzun belli bir bölgesine uygulan- diktan sadece 19 dakika sonra kandaki en yüksek seviyesine ulaşır. (VII) İnsanlar üzerinde yapılan bilimsel çalışmalara göre bu kimyasal maddelerin uyku kalitesini artırdığına ve kaygıyı azalttığına dair bulgular elde edilmiş. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar? 10. Çoğu insan bazen daha önce gördükleri yüzleri tanımakta güç- lük çeker ancak bu, o insanda "yüz körlüğü hastalığı" olduğu anlamına gelmez. Çünkü yüz tanıma yeteneği, normal kişilerde büyük ölçüde değişkenlik gösterebilir. Bazı insanlar olağanüstü derecede iyi yüz tanıma özelliğine sahip iken bazıları yüz ta- nımada zorluk çeker. Çoğu insan bu aşırı iki uç arasında bir yerdedir. Oysa yüz körlüğü hastalığı olan kişiler, daha önce bir yüzü görüp görmediklerini bilmekte zorlanır ve çoğu zaman karşılaştıkları yüzleri tanımakta zorluk çeker. Aşırı durumlarda ise bu kişiler, eşleri ve çocukları gibi en çok birlikte oldukları insanları bile tanımakta zorlanır. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir? A) B) C) D) E) Yüz körlüğü yaşayan insanlar, diğer insanlara göre yaşama daha az tutunur. Yüz körlüğü hastalığı, kişi farkına varmadan insanda gelişim gösterebilir. İnsanların daha önce gördükleri bir yüzü hatırlayıp hatır- lamamaları yaşadığı sosyal çevreyle ilgilidir. Bir insanın yüzünü hatırlayamamak her zaman bir rahat- sızlık belirtisi değildir. İnsanlar yüz körlüğü hastalığına yakalanmasa bile bu has- talığa ait tüm belirtileri taşıyabilir. 11. Tolstoy'un kapı komşusu olan Bibikov, sevdiği kadını aldatır ve başka bir kızla evlilik planları kurar. Kız, bunu öğrenince evden kaçar ve kendini bir trenin altına atarak intihar eder. Bibikov'a geride bıraktığı notta "Katilim sensin.” der. Bu olaydan çok etkilenen Tolstoy, unutulmaz eseri Anna Karenina'yı 1877de bu olay üzerine kaleme alır. Roman meşhur olduktan sonra birçok gazeteci kendisiyle röportaj yapar ve romanın genel olarak ne anlattığını sorar. Tolstoy'un bu sorulara cevabı ise "Buna cevap vermem için romanı son cümlesine kadar okumam gereklidir.” olur. Bu parçadan hareketle Tolstoy'la ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? A) B) C) D) E) A) II B) III c) ıv E) vı Anna Karenina'nın sıradan cümlelerle değerlendirileme- yecek bir karakter olduğunu ortaya koymuştur. Sıradan olayların güçlü bir romana nasıl dönüşeceğini göz önüne sermiştir. Kaleme aldığı eserini bir çırpıda özetleme olanağının ol- madığını dile getirmiştir. Bir eseri kaleme almakla okumanın aynı şeyler olmadığını vurgulamıştır. Anna Karenina karakteri sayesinde şöhrete kavuştuğunun bilinciyle hareket etmiştir. 165