EDEBİ AKIMLAR
KLASİSİZM
Fransa'da ortaya çıkan bu akım, özellikle 17. yüzyılda etkili Ol.
muştur.
İlkeleri Fransız sanatçı Boileau (Buvalo) tarafından belirlen-
miş, akıl ve sağduyuya değer verilmiş; insanın doğası ve iç
dünyası önemsenmiştir.
Sanatın kural ve ilkelerine şıkı sıkıya bağlılık esastır.
Eski Yunan ve Latin edebiyatları örnek alınmış, • Sanat, sanat
İçindir. • benimsenmiştir.
Konular, tarihten ve mitolojiden alınmıştır.
Üslup kusursuzluğu önemsenmiş, kaba ve çirkin sözlere yer
verilmerniş, soylulara özgü bir dil kullanılmıştır.
Kahramanlar soylu kişilerden seçilmiş, şıradan İnsanlara yer
verilmemiştir.
En çok tiyatro (trajedi, komedi), şiir ve fabl türlerinde eserler
verilmiştir.
Kişisel duygu ve eğdimler değil inşanın değişmeyen Özellik-
leri yansıtılmak istenmiştir. Bu nedenle kahramanlar karakter
değd tip özelliği gösterir.
Sanatçılar, eserlerinde kişiliklerini gizlemişlerdin
Konu değil konunun nasıl ele alındığı önemsenmiş, aynı ko-
nu farklı sanatçılar tarafından birçok kez işlenmiştir.
TEMSİLCİLERİ
Dünya Edebiyat
Moliere, Corneille, Racine, La Fontaine, La Bruyere, Boileau,
Madam De La Fayette, Fenelon (Fransız); John Milton (İngiliz)
Türk Edebiyatı
İbrahim Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Direktör Âh Bey
ROMANTİZM (COŞUMCULUK)
-j 18. yüzyılın ikinci yansında klasisizme tepki olarak ortaya çık-
mıştr.
İkeleri Victor Hugo tarafından, Cromwell adlı eserin ön sözün-
de belirlenmiştir.
Kişiler, toplunun her kesiminden seçilmiş; doğal ve toplum-
sal çevrelerinden soyutlanmadan ele alınmıştır.
—j Doğa betimlemelerine ve kahramanların sosyal çevrelerinin
Miatılmasına önem verilmişür.
Günlük konuşma dili kullanılmış, üslupta soyluluk aranmamıştır,
Akıl ve sağduyu yerine duygu ve hayal Önemsenmiştir,
Sanatçılar, eserlerinde kişiliklerini gizlememişler; kahraman-
lar ve olaylar karşısında taraflarını belli etmişlerdir,
Klasisizmin şekilci ve kuralcı yapısına karşı çıkılmıştır.
Konular; Hristiyanlıktan, millî tarihten ve günlük olaylardan şe-
Çimiştir. Din duygusu önemsenmiş; millî destanlar, efsaneler
sıkça işlenmiştir.
"Toplum İçin sanat" anlayış benimsenmiştir.
Güzel-çirkin, iyi-kötü, doğru-yanllş, hayal-hakikat gibi
karşıtlıklardan yararlanılmıştır.
Daha çok şiir, tiyatro, roman gibi türlerde eser verilmiştir,
Tiyatroda dram türü bu akımla ortaya çıkmıştır.
Tesadüflere ve olağanüstülüklere sıkça yer verilmiştir.
Aşk temasına geniş yer verilmiş; aşkı yüzünden hasta Olan,
vereme yakalanan kişiler sıkça işlenmiştir,
TEMSİLCİLERİ
Dünya Edebiyatı
Voltaire, Jean Jacques Rousseau, Lamartine, Victor Hugo,
Aleksandre Dumas Pere, Alfred de Muşset (Fransız); Puşkin
(Rus); Lord Byron (İngiliz); Goethe, Schiller (Alman)
Türk Edebiyatı
Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Abdülhak Hamit Tarhan,
Şemsettin Sami
REALİZM (GERÇEKÇİLİK)
Romantizme tepki olarak 19, yüzyılın İkinci yansında Fran-
sa'da ortaya çıkmıştır.
Pozitivizm felsefesini esas alan realizmde somut gerçeklik ve
nesnellik Ön plandadır,
Yazarlar, eserlerinde kişiliklerini gizlemiş; olay ve kişilere tarafsız
bir bakış açışıyla yaklaşmışlardır.
Gözlem ve belgeye önem verilmiştir,
Kişiler, yaşadığı çevreyle uyumlu olacak şekilde konuşturul-
muştur.
Özellikle roman ve hikâyede etkili Olmuş, "sanat İçin sanat”
anlayışı benimsenmiştir.
Betimlemelerde nesnel bir tavır takınılmıştır.
Betimlemeler işlevseldir; bunun nedeni toplumsal ve doğal
çevrenin kişilerin davranışları ve karakterleri üzerinde etkisi
olduğuna inanılmasıdır.
45