11. DÜNYA SAVAŞI
DERS
OT
maşını istedi. Türkiye'nin savaşa katılması hâlinde galip devletler yanında yer alarak barış görüşmelerinde elinin
güçlü olacağını, aksi takdirde savaş sonrası gelişmelere seyirci kalacağını ifade etti.
1944 yılı içerisinde Türkiye, Müttefiklerle olan ilişkilerini düzeltmeye çalıştı. Bu amaçla 20 Nisan 1944'te
Almanya'ya yapnğı krom sevkiyatını durdurdu ve Alman gemilerinin Boğazlardan geçmesini engelledi,
Müttefiklerle ilişkileri daha da düzeltmek amacıyla TBMM'nin 2 Ağustos 1944'te aldığı kararla Almanya ile dip-
lomatik ve ekonomik ilişkilerini kesti.
Türkiye 23 Şubat 1945'te savaş sonrası düzenin oluşturulacağı San Francisco Konferansı'na katılabilmek için ve
Yalta Konferansı kararları uyarınca Birleşmiş Milletler Teşkilatının asil üyeleri arasında yer alabilmek için Alman-
ya ve Japonya'ya resmen savaş açt fakat bu savaş ilanı politik bir ifade olarak kaldı.
II. Dünya Savaşı'nda Türkiye'de içsiyasi gelişmeler
İsmet İnönü döneminin büyük bir kısmı II. Dünya Savaş içinde geçti. Türkiye savaşa katılmadı fakat savaşın
yükünü önemli ölçüde üstlendi. En verimli dönemlerinde olan genç kuşaklarını yıllarca silah altında tuttu. Do-
layısıyla II. Dünya Savaşı dönemin bütün politikalarını etkiledi.
II. Dünya Savaşı, 1929 Ekonomik Buhranı'nın Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz yansımalarının derinden
hissedildiği 1930'lu yılların üzerine geldi.
Savaşan ülkeler Türkiye'ye yaptıkları ihracatlarını durdurmak zorunda kaldılar. Bunun yanında Almanya 1941 'de
Yunanistan ve Oniki Ada'ya yerleşip Ege Denizi'ni mayınlayınca İstanbul ve İzmir limanları dış ticarete kapandı.
Dış ticaretin kesintiye uğraması ithalat ve ihracatı durgunlaştırdı.
İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hayata geçirilmesini engelledi. Demir, çelik, çimento, kâğıt, cam ürünleri, şeker
ve pamuklu dokuma gibi sektörlerde üretim düştü.
Uygulanan savaş ekonomisi sürecinde bütçenin %60” askerî harcamalara ayrıldı. Devlet bir milyon kişilik ordu-
nun masraflarını üstlenmek zorunda kaldı.
Askerî seferberliğin en çok etkilediği kesim köylüler ve tarım sektörü oldu. Köylü nüfusun büyük bir kısmının
silah altına alınması onların üretimden uzaklaşmasına neden oldu.
1941'de halkın temel besin kaynağı olan ekmeğin ham maddesi olan buğday üretimi yaklaşık %40 oranında
azaldı.
17 Nisan 1940'ta Köy Enstitüleri Kanunu'nu çıkarıldı.(MilIi Eğitim Bakanı Haşan Ali Yücel) Büyük toprak sahipleri
de savaş döneminde kâr etmenin yollarını buldular. 1942 ve 1943 yıllarında tanm ürünlerinin fiyatlarının yük-
selmesi, ürünlerini piyasada arz edebilme imkânlarına sahip büyük toprak sahipleri için bol kazançlar sağlayarak
savaş zenginlerini ortaya çıkardı.
Savaş yıllarında Türkiye'hin aldığı tedbirler
Hayat pahalılığı, temel gıda ve tüketim maddelerinin yetersizliği ve ihtikâr (karaborsa) uygulamaları toplumsal
sorunları beraberinde getirdi. Hükümet narh sistemi, fiyat denetimi ve karne uygulaması gibi çeşitli yollarla
ekonomiye müdahale ederek savaşın yarattığı olumsuzlukları gidermeye çalıştı.
ö 18 Ocak 1940'ta çıkan ve 1942'de değişikliğe uğrayan "Millî Korunma Kanunu" alınan tedbirlerin dayanak nok-
tası oldu.
Millî Korunma Kanunu, hükümete ekonomik hayatı düzenleyici çok geniş imkânlar sağlamaktaydı. Bu kanun ile
üretim, dağıtım ve tüketim ilişkileri tümüyle devlet kontrolü altına alındı.
Millî Korunma Kanunu'nun 6. maddesine dayanarak Petrol Ofisi, Et ve Balık Kurumu gibi bazı kurumlar oluştu-
ruldu
1942'de büyük kentlerde karne uygulamasına geçildi. Ticaret Ofisi ve İaşe Müsteşarlığı gibi yeni kurumlar oluş-
turuldu. Bu kurumlar, temel tüketim mallarının karne ile dağıtım kontrolünün yanı sıra iç ve dış ticarette fiyatları
tespit etme gibi görevleri de üstlendi.
www.dİzgİkİTap.com