DİN VE LAİKLİK
Her birey yaşamını sürdürürken bir çok
İnanç, kanı ve bilgiye sahip Olur, Bireyin
davranş ve düşüncelerini, neleri değer-
li görüp, neyin peşinden koşacağını bu
İnanç, kanı bilgileri belirler.
İnanç bir sanı ya da kanıya dayanarak
oluşturulup benimsenen görüşlerdir.
inançta, inanma yani scxgulamadan kabul
etme vardır. Bu nedenle dinsel inançlar in-
sanların davranışları dolayısıyla yaşamları
üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir.
Din, içerdiği değerler ve kurallarla bir ta-
raftan İçinde yer aldığı toplumun etkiler-
kan diğer taraftan da toplumdaki
şimlerden, siyaset, ekonomi, *itim gibi
kurumlardan etkilenir.
Din kurumunun toplum en yoğun biçimde
etkilediği, yaşamın her alanında belirleyici
olduğu dönem Orta Çağ'dır.
Avrupa'da Hristiyanlık Orta Çağ'ın sonla-
nna kadar her alanda etkili olmuştur. Orta
Çağ'a dangasını vuran özellikwjn başın-
da Kihsenin tekelinde "teokratik" bÇimde
örgütlenmiş bir siyasal iktidar ve Hristi-
yağın dünya görüşü gelir.
Bu dönernde Kilise ile ruhbanlar (din
adamları sınıfı) dini kurallar aracılığıyla
toplum ve bireyler üzerinde katı bir disip—
lin, ahlak kwallanyla da sıkı bir denetim
kurmuştur. Tüm erk kilisenindir.
Kilise özgür düşünceye, bilime, inşan hak-
lanna karşı katı bir tutum sergiler. Papa
hem dini lider hem de siyasi iktidann ba-
şldır. Küse vergi toplayan, toprak sahibi
ekonomik güçlü bir kurumdur.
Bu durum siyasi otoritelerle kiliseyi karşı
kMşya getirir. Bu karşı karşıya gelişte dö-
nemin bir kısmı kilisenin
yanında bir kısmı da siyasi otoritenin ya-
nında yer alır.
"Evrensel düzende bir hiyerarşinin bu-
lunduğunu, bu içerisinde ruhun
maddeye üstün olduğu gibi, ruhani alanın
da dünyevi alana üstün olduğunu" Made
eden Colonna felsefi olarak Kilisenin üs-
tünlüğünü temellendirmeye çalışır,
Marsilius ise, Hz. İsa'nın "Benim krallığım
yeryüzü krallığı değildir." ve "Tanrı'nın hak-
kını Tanrı'ya Sezar'ın hakkını Sezar'a ve-
rin" sözlerini esas olarak, Kilise'nin dünye-
vi ve güç taleplerine karşı çıkar.