Örnek Soruyu Değiştir

DENEME 20 JİİJ İhsan Oktay Anar'ın yeni romanı Yedinci Güdün "Baba" adlı ilk bölümünde perde, Abdülhamit Han'ın münasebetsiz bir sinek tarafından uykusundan uyandırıldığı sahneye açılıyor. İstanbul'un, önde gelen şahsiyetleri hedef alan cinayetlerle sar- sıldığı günlerdeyiz. Peşin hüküm verip "Tamam, işte Anar'dan beklediğimiz tarihî polisiye!" derseniz, yanılırsınız. Yazar, ci- nayetlerin peşine düşmek yerine, tıpkı Kitabü'l Hiyetde yap- tığı gibi mucitler ve akıl almaz icatlarıyla ilgilenecek. Yedinci Gün'ün Anar'ın kalem kıvraklığını ve bilgi derinliğini konuştur- düğü bir lisan ziyafeti niteliğinde olduğunu belirtelim. Kendi hikâyesini anlatmadığından mıdır, önceki romanlarında bilgiç- lik olarak durmayan bilgi derinliği ve genişliği, Yedinci Gün'de sanki yirminci yüzyılın başında okutulmuş ders kitaplarının, jurnallerin değerli nüshalarından seçilmiş ayrıntılar toplamı iz- lenİmİ veriyor. Yine etkileyici arna 0 yükseltilmiş beklentiyi kar- şllamıyor. Ancak yazarın, kitabın sonunda kurduğu Şu cümleyi nasıl anlamak gerektiği açık değil: "Yazdırırken muhterisleri de düşündü ve bu kitabındaki kusurları, rastlayınca sevinip tatmin olsunlar diye onlara sadaka olarak verdi." Bu cümle yazarın Okura tepeden bakmasını, kibrini açığa vurmuyorsa ne anlama geliyor? Kitabı okurken gözümüzün İçine giren hataları Anarsın sadakası hatırına görmezden gelmek mi gerekecek? Bu parçada sözü edilen sanatçı ve eseriyle İlgili aşağıdaki- lerden hangisine ulaşılamaz? PARAGRAF DENEMELERİ Romanda tasvirin estetik önemi, on dokuzuncu yüzyılın ortala- rına doğru, doğal ve sosyal çevrenin insan üzerindeki etkileri incelendikten sonra anlaşılmıştır. İnsanı soyut fikirler, salt duy- gular dünyasında yaşayan bir varlık gibi görmeye hiçbir surette imkân yoktur, insan her zaman dış çevrenin etkisindedir. Bu etki kişiliğin silikliği oranında kendisini duyurur. Çevrenin insan üzerindeki bu etkisine karşılık, insanın da çevre üzerinde etkisi vardır. Bu da kişiliğin büyüklüğü ölçüsünde güçlüdür. Bugün iç dünya ile dış dünyay artık birbirinden ayrılmaz bir bütün ola- rak görüyoruz. Dıştan içe, içten dışa giden yollar birleşiyor. Bir insanın konuşma tarzından, ileri sürdüğü fikirlerden dış çev- resini anlamak, kurmak mümkün olduğu gibi; içinde yaşadığ çevreden, odasından, odasının döşenişinden, eşyanın düze- ninden iç çevresini anlamak da öylece mümkündür. İnşan; için- de yaşadığı çevre İle aydınlandığına, tamamlandığına göre, bir romanda bu çevrelerin yer almaşından daha doğal ve daha gerekli bir Şey olamaz. Bu parçada vurgulanmak İstenen aşağıdakilerden hangisi- diri A) B) C) D) E) Okurunda bir hayal kırıklığı oluşturduğuna Bilgi konuşunda aşırıya gitme tutumunu sürdüğüne Yazarının bazı kusurları bilerek oluşturduğuna Anlatım bakımından estetik bir nitelik taşıdığına Tek bir bölüm hâlinde yazıldığına A) B) C) D) E) Romandaki çevre betimlemeleri on dokuzuncu yüzyılın İkinci yarışında Önem kazanmıştır. Romandaki İç ve dış çevrenin bir bütün olarak ele alınması romanla İlgili en doğru yaklaşımdır. Romandaki çevre betimlemelerinin karakterlerin kişiliğini yansıtmada Önemli bir rolü vardır. Romanın gelişmesi gerçekçilik anlayışına uygun olarak yapılan betimlemelerle olmuştur. Romandaki karakterlerin İç ve diş dünyaları arasında Önemli bir bağ kurulmalıdır.