DENEME ı
Nijerya'da Makoko toplumunun yerel mimarisi ile yenilikçi
teknolojilerini bir araya getiren "yüzen okul" projesi, böl-
gedekİ eğitim problemlerine çare bulmaya çalışıyor. Okul
olarak kullanılacak olan bu üç katlı yapı, 256 plastik varilin
üzerinde duruyor ve üçgen prizmalar şeklinde tasarlanı-
yor. Malzeme olarak tahta kullanılıyor ve yapıların ihtiyacı
olan enerji, güneş panelleriyle sağlanıyor. Bu okulda yak-
laşık 100 öğrencinin eğitim alması amaçlanıyor.
Japonya'da öğrenciler okullara girerken ayakkabılarını
çıkarıyorlar. Öğrencilerin okullarda ayakkabılarını çıkar-
malarının birkaç sebebi var. Birinci sebep elbette temizlik.
Japon okullarında Kore'de Olduğu gibi hademe bulunmu-
yor ve temizliği öğrenciler yapıyorlar. Kendi okulunu temiz-
leyen Öğrenciler kirletmemenin de yolunu arıyorlar. Bu gibi
durumlar öğrenciler arası eşitlik kavramını da geliştirmiş
oluyor.
Bu İki parçayla İlgili olarak aşağıdakilerden hangisi şöyle-
nebilİr7
A) Farklı görüşlerin aslında birbirini desteklediğini göster-
mektedirler.
B) İki farklı konuya İlişkin ortak bir görüş Olduğunu vurgula-
maktadırlar.
C) Aynı olguyu farklı yönleriyle değerlendirip ele almaktadırlar.
D) Aynı düşünceyi pekiştirmeye yönelik farklı örnekler Sun-
maktadırlar.
E) Farklı üsluplar kullansalar da konuyu benzer nedenlerle
açıklamaktadırlar.
Aklınız ve tutkunuz, denizlere açılmış ruhunuzun dümeni ve
yelkenleridir. Yelkenleriniz ya da dümeniniz parçalanırsa oraya
buraya savrulup sürüklenmekten ya da denizin ortasında ha-
reketsiz kalmaktan başka bir şey gelmez elinizden. Çünkü tek
başına hükmeden akıl, kısıtlayıcı bir güçtür; başıboş bırakılmış
tutku İse kendisini yok edene kadar yanan alevdir.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşıla-
bilir?
8.
PARAGRAF DENEMELERİ
Ebbinghaus'a göre bilinç kadar incelenmesi gereken bir di-
ğer konu da öğrenme ve hafıza gibi zihinsel süreçlerdir.
Ebbinghauş'un çalışmaları, bugün bile hafıza hakkında bildik-
lerimizin temelini oluşturmaktadır. 1912'de Max Wertheimer,
Kurt Koffka, Wolfgang Köhler gibi diğer Alman psikologlar
Wundt'un inşan deneyimlerini ve bilincini parçalara bölerek İn-
celeme fikrine karşı çıkmışlardır. Almancada bütün anlamına
gelen "Geştalt" kelimesi bu psikologların oluşturduğu akımın
İsmi olmuştur. Geştalt akımına göre bir deneyimin bütünü,
onun parçalarının toplamıyla aynı değildir. Bilinci anlamanın
yolu, parçaları değil; tüm deneyimi bir bütün olarak çalışmak-
tan geçmektedir.
Bu parçadan çıkarılacak en kaosamll yargı aşağıdakiler-
den hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Birçok kuramcı bilincin ve hafızanın işleyişi konusunda fi-
kir ayrılığına düşse de sonuçta ortak bir sonuca ulaşmıştır.
Bilinci meydana getiren unsurlar hakkında ortaya atılan
her fikir bir Öncekini şiddetle reddetmiştir.
Yöntemleri ve kuramları farklı olsa da birçok bilim insanı
bilinci anlama konuşunda araştırmalar yapmıştır.
Bilincin çalışma İlkesi, tarih boyunca herkesin merak ettiği
bir konu olmuştur.
Psikolojide bütüncül ve parçacıl yaklaşım, her konuda Ol-
düğü gibi bilinci anlama noktasında da uygulanmıştır.
"İyi bir gramerin gayesi çocukları dilin tarih İçinde kazanmış
olduğu anlatış yollarının hepsine alıştırmak olmalıdır.” diyen
bir yazar; dil bilgisi öğretiminde bilginin beceriye, davranışa
dönüşmesinin Önemini şöyle anlatır: "Bir kelimenin İşim, sıfat,
fiil veya ortaç olduğunu bilmek İçin gramer dersi almaya İhti-
yaç yoktur; bir haywanın tazı veya tavşan, bir çiçeğin gül veya
karanfil Olduğunu Öğrenmek İçin zooloji veya botanik dersi al-
maya ihtiyaç olmadığı gibi. En münasip isim veya sıfatın, en
uygun fiil veya ortacın kullanılışında usta olmak dil bilgisinin
son dileğidir."
Bu parçada aşıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangi-
sidir7
A)
B)
C)
D)
E)
Akıl ve tutku birbirinden ayrılmaz bir bütündür.
Düşünülmeden yapılan hiçbir İş amacına ulaşmaz.
Tutku hiçbir zaman aklın Önüne geçmemelidir.
Tutku ve akılla yapılan işler başarıyla sonuçlanır.
Aklın eremediğine tutkuyla bağlanmak gerekir.
A)
B)
C)
D)
E)
Dil eğitiminde dil bilgisi kuralları Öğretilirken dilin tarihî şü-
reçteki değişimleri vurgulanmalıdır.
Bir dilin gelişmesi, ancak 0 dili konuşanların İcat edeceği
ürünlerle sağlanabilir.
Bir dilde yer alan sözcüklerin türünü öğrenmek için çok iyi
bir eğitim almaya gerek yoktur.
Dil Öğretiminde kullanılacak yöntemler Önceden bilinme-
den doğru bir eğitimden söz edilemez.
Bir sözcüğün anlamlarını bilmeden onu yerli yerinde ve
kurallarına uygun kullanmak İmkânsızdır.