DENEME ı
Gazeteci:
Yazar:
Yazmayı şair ya da yazar kendi sonlandırır, yoksa yazmak
sonu gelen bir Şey değildir. Niye kendisi son verir? Birincisi;
kişinin artık isteği, arzusu, hayali kalmaz ve "Yeteri kadar
yazdım." der ve sonlandırır. İkincisi de kendisini geliştirmez,
okumaz, yeni şeyler öğrenmez, Olduğu yerde kalır. İki şekil-
de şair ya da yazar kendisini geriletir ve neticesinde yazma-
ya son verir.
Gazeteci:
Yazar:
En Önce kişiliktir. Kişiliği olmayan adam yazsa ne olacak
ki? Gencin kuralları, prensipleri, İnancı olacak. Hercai, ya-
nardöner olmayacak. Neye inanıyorsa sağlam inanacak,
ayağı sağlam basacak. paraya pula eywallah etmeyecek,
menfaatlerin peşine düşmeyecek. En Önemlisi de kalemini
başkalarının emrine vermeyecek.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangi-
si şırasıyla getirilmelidir?
Yazma eylemi size göre sonu Olan bir Şey midir?
II. Genç yazarların, İlerleme yolunda dikkat etmesi gere-
ken noktalar nelerdir?
Yazarlıkta bıktığınız veya uyandığınız durumlar Oldu mu?
II. Usta bir yazar olmak İçin hangi aşamalardan geçmek
gerekir?
. Yazarın kendisini dinç tutması neye bağlıdır?
II. Yazarlık İçin disiplin ne Ölçüde Önemlidir?
Sürekli yazma heveslisi olmak için tavsiyeleriniz nelerdir?
I. Belli ilkelere sahip Olmak yazarlık mesleğinde ne Ölçüde
etkilidir?
Rekabet, yazarlıkta üretkenliği tetikler mi?
II. Gençlerin yazar Olma hayalleri hangi şekilde gerçeğe
dönüşür?
PARAGRAF DENEMELERİ
İnsanoğlunun rastgele şekillerden mana çıkarmak gibi zevkli
bir uğraşı vardır. Bulutların şekillerine bakıp da balık, inşan,
çiçek vb. figürler görmeyen yoktur. Hatta 2004 yılında, 10 yıl
boyunca özenle saklanmış bir dilim kızarmış ekmek, 28 bin do-
lara alıcı buldu. Peynirli sandviç yapmaya niyetlenen Floridalı
bir kadın, kızarmış ekmeğin üstünde Meryem'in yüzünü andı-
ran bir figür görmüş; bundan çok etkilenmiş ve on yıl boyunca
ekmek dilimini özenle saklamıştı. Aslında sahip olduğumuz bu
Özellik yani baktığımız her yerde bir anlam ve İlişki arama eği-
limimiz, en temel bilişsel becerilerimizden biridir. Evrimimizde
ve türümüzü devam ettirmemizde, kalıpları ve örüntüleri fark
etme kabiliyetimizin çok büyük bir önemi vardır. İnsansı (hami-
nid) atalarımız, kalıp tanıma özellikleri sayesinde yiyecek bu-
labilmiş ve aynı zamanda yırtıcılardan kaçmayı başarmışlardır.
Örneğin çalıların hışırtısının rüzgârdan mı yoksa avına pusu
kurmuş aç bir yırtıcıdan mı geldiğini bilmek, ölümle yaşam
arasındaki çizgiyi belirlemiştir. Benzer şekilde S şeklindeki bir
ağaç kökünü gördüklerinde bunu yılan görüntüsü İle birleştir-
meleri de hayat kurtarıcı bir Özelliktir.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşıla-
bilir?
A)
B)
C)
D)
E)
İnsanın ayırt etme kabiliyeti, kendisini doğada her zaman
üstün konuma sokmuştur.
Hayatta kalma içgüdüsü insanları tarih boyunca birçok ya-
nılsamaya sürüklemiştir.
Nesneleri olduğundan farklı görme, İnsanın diğer canlılar-
dan ayrılan yönüdür.
Kalıpların dışına çıkmış bir inşan, dünyayı değiştirecek
güce de sahiptir.
İnsanoğlunun, yaratılışı gereği doğayı anlamlandırma ça-
bası, çeşitli şekillerde kendisini göstermiştir.
Makineler artık insanların yapabildiği çoğu işi yapabilirken in-
sanlar ise sadece monoton metropol yaşamında popüler kül-
türe itilerek sanatı unutmuştu. Makineler ise insanlardan daha
çok "inşan" olmaya başlamıştı. Şiir, senaryo, müzik ve resim
yapabilen robotlar; sanatın hemen her dalına girmeye başla-
mıştı. Dijital bir çağda sanatın da dijitalleşmesi kaçınılmazdı.
Derin anlam barındıran sanat eserleri artık kasetçalar veya
tuval üzerinde boya olarak kalmıyor, sanatın dijitalleşmesi ile
birçok teknolojik hamle ortaya çıkmaya başlıyordu.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine
A) Gelişen teknolojiyle birlikte insanların sanat anlayışında
değişim Olmuştur?
B) Her şeyi yapabilen makinelerin İcat edilmesi, büyük şehir-
lerde insanların hareket alanını kısıtlamıştır.
C) Dijital teknoloji, sanat eserlerinin maddi malzemeleri kul-
lanmaşının önüne geçmiştir.
D) Sanatın birçok alanına hükmeden robotlar, yaratıcılık ge-
rektiren dallarda da kendini göstermektedir.
E) İnsanların farklı bir kültür anlayışına sürüklenmesi, sanat-
sal üretimde kısır döngüye sebep olmuştur.