DENEME 19
Dünyanın hiçbir dili, son elli yıl içinde Türkçenin geçirdiği de-
ğişiklikleri geçirmemiştir. Öyle ki her nesil, bir öncekinin yaz-
dıklarını yadırgar olmuştur. Hele bugün yeni yetişenlerin, ge-
çen yüzyılda yazılanları anlamaları, Fransızca bilmeyenlerin
Hugo'yu anlamaları kadar imkânsızlaşmıştır. Ama buna karşı-
lık Hugo'nun şiirleri bugün yazılmış gibidir; onları yeni yetişen
Fransızlar yüzyıl önceki yaşıtları gibi anlıyorlar. Çünkü yazılan-
lar bugünün Fransızcası ile yazılıyordu. Bize gelince öyle mi?
Dilimizi içinden çıkılmaz bir hâle getirenlerse asıl yazarlar, ede-
biyatçılar olmuştur. Bugün divan edebiyatının anlaşılmamasını
tabii bulalım. Haydi, bir Namık Kemal'in, bir Abdülhâk Hâmid'in
dillerini, divan edebiyatından bir anda kopmanın kolay olma-
dığını, işe ilkin konulardan, nazım şekillerinden başlamanın
gerektiğini düşünerek hoş görelim. Ama bir Ahmet Mithat'ın,
bir Hüseyin Rahmi'nin sade bir dille yazdıkları bir devirde, Ha-
lit Ziya'nın veya Tevfik Fikret'in terkipli, ağdalı dillerini nasıl İyi
karşılayabiliriz?
Bu parçada vurgtdanmak İstenen hangisidr7
A) Dünyanın her edebiyatında OldUğU gibi bizim edebiyatl-
mızda da anlaşılmaz bir dille yazan sanatçılar olmuştur.
B) Fransız edebiyatına ait eşerler, başka milletlerin diline
çevrildiğinde bile anlaşılacak kadar yalın bir anlatıma şa-
hiptir.
C) Günümüzde birçok edebî eserin anlaşılmaz bir dille yazıl-
maşının nedeni, divan edebiyatının etkisinden kurtulama-
mızdır.
D) Bazı edebiyatçılarımızın yanlış dil tercihleri, yapıtlarının
günümüzde zor anlaşılmasının en temel nedenidir.
E) Her edebiyatta Olduğu gibi bizim edebiyatımızda da farklı dil
anlayışına sahip sanatçılar aynı dönemde eser vermiştir.
PARAGRAF DENEMELERİ
17 ve 18. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Pakistan'ın Haydarabad kentinde büyüdüm. Arkadaşlarım min-
yatürün yaratıcı bir alan olmadığını düşündüğü için başta resim
bölümüne girdim. Sonra hocamın yönlendirmesiyle minyatür
derslerine katıldım. Çalışmalarımı çok beğendi ve "Kesinlik-
le minyatür okumalısın." dedi. Lahor'daki National College of
Arts, 0 dönemde dört yıllık minyatür eğitimi veren tek Okuldu
ve orada minyatür okumaya karar verdim. Minyatür okumayı,
eski resimleri kopyalamaya devam etmek için değil, duygu ve
düşüncelerimi kalpten İfade etmenin bir aracı olarak gördüğüm
için seçtim. Minyatür bir teknik, bir şeylere farklı biçimde bak-
manin bir yolu. İçerik ve fikirler ise size ait olmalı, sanat zaten
budur. Eğitimim şırasındaki en büyük zorluğun İse hocam Ol-
duğunu söyleyebilirim. Çok gelenekçi ve katı biriydi. Yaptıkla-
rımdan hiç hoşnut değildi. Ama karşıt fikirler her zaman iyidir,
tartışmaya olanak tanır ve gelişmenizi sağlar.
Bu parçada kendini tanıtan sanatçı İle İlgili aşağıdakiler-
den hangisi
A)
B)
C)
D)
E)
Çevresinden etkilenen
Kendini iyi tanıyan
Ne yaptığının bilincinde Olan
Eski düşüncelere karşı Olan
Farklı sanat dallarıyla uğraşan
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yek!!!?
A)
B)
C)
D)
E)
Okuyucunun kanılarını değiştirme
Düşünceleri belli bir sıra ile anlatma
Düşüncelerini gerekçeleri İle açıklama
Doğrudan anlatımdan yararlanma
Yanlı bir söyleme başvurma