Örnek Soruyu Değiştir

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU 2 ABSÜRT TİYATRO Hayatın anlamsızlığı, yabancılaşma, iletişimsizlik, umarsızlık, dünyanın korku ve kaygılar yüklü güvensiz oluşu, toplumsal-politik sorunlar absürt tiyatronun temalarıdır. Geleneksel tiyatronun olay örgüsünde yer alan serim-düğüm-çözüm gibi unsurlar absürt oyunların olay örgülerinde ya yer almazlar ya da mantıksal bir dizgeye oturtulmazlar. Geleneksel tiyatronun kahraman imgesine karşın absürt oyun kişileri herhangi bir eyleme başvurmazlar ve içinde bulundukları durumdan kurtulmak için herhangi bir arayışa girmezler. İnsanın çevresine ve kendisine yabancılaşması, kişiliğinin yitirilmesi; yalnızlık, umarsızlık, korku, kaygı gibi duyguların boyunduruğu altında olması absürt oyun kişilerinin temel davranış özellikleridir. Geleneksel söylem biçimlerindeki mantıklı bir dizgeye oturtulan diyaloglar ve konuşma örgüsü, absürt tiyatroda yerini parçalanmış, anlam üreten değil, anlamsızlığı yansıtan bir yapıya bırakmıştır. Gerçeküstücü, düşsel biçimler, uyumsuz seslerle seyirciyi tedirgin ederek aslolan gerçeği anımsatarak seyirciyi rahatsız etmeyi amaçlar. Absürt tiyatronun Türk edebiyatında en bilinen örneği Güngör Dilmen'in Canlı Maymun Lokantası eseridir. EPİK TİYATRO Toplumsal ve politik konuları ele alan, seyircinin bu konular üzerinde düşünüp fikir yürütmesini, yargıya varmasını sağlayan bilgilendirici, eleştirel-gerçekçi bir tiyatro anlayışıdır. Benoit Brecht'in ortaya koyduğu epik tiyatro anlayışı Almanya'da 1930'lu yıllarda görülmeye başlanmıştır. Türk tiyatrosunda ise 1960'larda etkisini göstermiştir. Epik tiyatroda sahnedekinin bir oyun olduğunu seyirciye hatırlatmak, izleyiciyi gözlemci yaparak onu etkin konuma sokarak bir yargıya varmak istenir. Bertolt Brecht, "Burası bir tiyatro sahnesi ve sizler de izleyicilersiniz." diyerek seyirciyi oyunun dışında tutmuştur. izleyicilerin de sahnede aktarılan sorun üzerine eleştirel bir tavır takınmasını esas amaçtır. Bu yüzden seyircinin, oyunun akışına kendini kaptırmasının önüne geçmek için yabancılaştırma efekti kullanılır. Oyunun her unsurunda ortaya konan yabancılaştırma efektinin en belirgin yansımalarından biri sahnedeki oyuncunun seyirciye dönerek onunla konuşmasıdır. Haldun Taner'in Keşanlı Ali Destanı, Türk tiyatrosundaki ilk epik tiyatrodur. 1950 SONRASI CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK TİYATRO YAZARLARI Haldun Taner (1915-1986) Tiyatro: Günün Adamı, Dışardakiler, Ve Değirmen Dönerdi, Fazilet Eczanesi, Keşanlı Ali Destanı, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Eşeğin Gölgesi, Zilli Zarife, Sersem Kocanın Kurnaz Karış/ ve Ayışlğında Şamata, Vatan Kurtaran Şaban, Bu Şehr-jstanbu/ ki Hikâye: Yaşasın Demokrasi Tuş, Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu, Ayış/ğında "Çalışkur", On İkiye Bir Var, Konçinalar, Sancho'nun Sabah Yürüyüşü, Kızıl Saçlı Amazon Orhan Asena (1922-2001) Tiyatro: Korku, Tanrılar ve İnsanlar, Hürrem Sultan, Kocaoğlan, Tohum ve Toprak/Alemdar Paşa, Gecenin Sonu, Fadik Kız, Simavnalı Şeyh Bedrettin, Atçalı Kel Mehmet, Karagöz Emekli, Şili'de Av, Ölü Kentin Nabzı, Ölümü Yaşamak/Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe Refik Erduran (1928-2017) Tiyatro: Karayar Köprüsü, Ayı Masalı, Bir Kilo Namus, Cengiz Han'ın Bisikleti, Tamirci, Yemenimin Uçlan, Bahçemdeki TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI - AYT MEBİ KONU ÖZETLERİ 161