6.
7.
234
2022 ÇIKMIŞ SORULAR
(I) Modern edebiyatın zihinlerde yer etmiş tiplerinden
biri , Flaubert'in Madam Bovary romanının ana karakteri
Emma Bovary'dir. (I I) Kendisi olmayı bilmediği İçin özen-
diği hayatları yaşamak İsteyen, düşlerini gerçekleştire-
memekle kalmayıp bu düşlerin bedelini ağır bir şekilde
ödemek zorunda kalan sayısız karakterin ilk ömeğidir.
(III) Flaubert tanınmışlığını, Öteki kitaplarından çok
Madam Bovary'nin Emma'sına, çektiği acıları ve ya-
şadlğl çevreye hapsedilmişliğini derinden hissettiği bu
sıradan kadına borçludur. (IV) Bu karakter, bir kurma-
ca yapıttaki varoluşunun sınırlarından taşarak yıllar
içinde adına 'Bovarizm' denen zihniyetin bir simgesi
olmuştur. (V) Emma'mn modern edebiyatın prototip-
lerİnden biri hâline gelmesinde büyük katkısı Olan bu
görüş, öteki olma arzusuyla yapılan tercihler olarak
özetlenebilir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi dü-
şüncenin akışım bozmaktadır?
B)ll C) III
Havaalanındaki her bir Öge inşanı yolculuğa çağırır
ancak bunlar arasında en can alıcı olanı terminalin
tavanından sarkıtılan, uçuş saatlerini gösteren ek-
ranlardır.
Estetik açıdan hiç de şaşaalı olmayan bu ekranlar,
üzerlerindeki donuk fontlu yazılara rağmen çağrış-
tırdıkları duygusal anlamlan hiç yitirmezler.
III. Ruh hâlimizin gelgitleri İçinde bir o yana bir bu yana
savrulup dururken bir uçağın kalktığını bilmek, ye-
nidan başlama İhtimalini hatırlattığı İçin büyük zevk-
tır.
IV. Uçak bizi bilmediğimiz bir yere götürecektir, İnsan-
ların adımızı bilmediği, her şeye yeniden başlayabi-
leceğimiz bir yere,
V. Ekranda gördüğümüz bu sıkıcı hadler varış nokta-
lanm gösteren şehir isimlerine dönüştüğünde zorlu
yaşamlarımızın kolaylıkla değiştirilebileceğini İma
eder; tek yapmamız gereken, o koridordan geçmek
Ve 0 uçağa binmektir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin anlamlı bir
8.
9.
bütün oluşturabilmesi için
yer değiştirrnesi gerekir?
A) I ile II
B) II ne III
D) III ile V
hangilerinin birbiriyle
C) III ile ıv
E) IV ile V
(l) Duyguların denetimi üzerine düşünmek ve bir kuram
geliştirmek istendiğinde genellikle gelişmiş toplumlar
üzerine yapılan gözlemler yeterli görülür. (II) Üzerinde
çok fazla düşünülmeden yapılan bu gözlemlerde, duy-
guların her toplumda benzer Olduğu kanaatine varılır.
(III) Oysa duygu denetim modelleri ve standartlarının,
farklı gelişim aşamalarındaki toplumlarda çeşitlilik
gösterebileceğine ilişkin sayısız gözlemde bulunmak
mümkündür. (IV) Ülkelerin gelişimleri İncelendiğinde
geçmişten bugüne aktarılan İnşan deneyimlerinin be-
lirli bir yöne doğru evrildİğİ görülür. (V) Bu tür dönü-
şümler; insanın kendi toplumuna ait bireylerin eskiye
göre "uygarlaştığı", başka toplumlara ait bireylerin ise
'barbarlaştığı" yolundaki sözlerle ifade edilir. (VI) Bu
tür sözlerde bir doğruluk payı olsa da dayandırıldıkları
nesnel gerçekler yeterince belirgin değildir.
Bu parça İki paragrafa ayrılmak iştense ikinci pa-
ragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle baş-
lan
B) III
Amerika Kıtası'nın Ovalarındaki kaotik görünümün
asıl sorumlusu insandır. Daha çok kazanma hevesiyle
Amerika'ya gelenler; toprağı işlemiş, birkaç yıl sonra
tükenen topraktan yeterli verim elde edemeyince çift-
liklerİnİ toprağın daha verimli Olduğu yerlere taşımıştır.
Bu hırs, insanla toprağın birbirini karşılıklı olarak şekil-
lendirdiği binlerce yıllık alışveriş geleneğini baltalamış-
tır. Burada Tarıma açtıkları yeni arazilerde benzer
tüketim politikalarını sürdüren bu gruplar böylelikle ha-
reketli bir şerit üzerinde yaşamaya mahkûm olmuştur.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına
göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) yağmacı tarım, var olan zenginliği ele geçirip tü-
ketmiş ve daha sonra el değmemiş bölgeleri İstila
etmiştir
B) Tarım arazisini agresifçe genişletme politikası, Şe-
hirleşmeyi yavaşlatmış ve ticareti durdurmuştur
C) kaynakların sorumsuzca tüketilebileceğini görenler
geri dönme fikrinden vazgeçmiş, tarım arazilerine
yerleşmeye başlamıştır.
D) hızlı üretim stratejisi işe yaramamış, tarım alanla-
rının akılcı ve sürdürülebilir kullanımı için düzenle-
meler hayata geçirilmiştir
E) tarım alanlarının gördüğü hasar topluluklar arası
İlişkileri bozmuş, yerleşik gruplar gücünü kısa sü-
rede yitirmiştir