Örnek Soruyu Değiştir

C ARI TEST - 62 Paragraf ı. 2. Edebiyatın kökü olan "edep" sözcüğünün bir anlamı da haddi aşmamaktır. O yüzden şiirde haddimi aşmamayı edep bildim ben. Şiirin haddi, sözcüklerin yüklendiği manadadır zaten. Anla- şılacağı kadar değil, şairi yansıtacağı kadardır sözcük. İmgenin yaptığı şey de budur aslında. Bir tek sözcük değil, bir tek harf karşılıyorsa eğer şairin demek istediğini, o zaten yeterlidir; geri- si israf. Sanatın her dalında böyledir bu. Bir tane taş bile fazlay- sa o mimari eser, tek çekiç darbesi bile fazlaysa o heykel, tek fir- ça vuruşu bile fazlaysa o resim aslında eksiktir. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağı- dakilerden hangisi getirilmelidir? 3. 4. Kumkuma'da Samipaşazade Sezai, Halit Ziya, Mehmet Rauf, Yah- ya Kemal, "sarı saçlı çocuk" Nazım Hikmet gibi edebiyatçılara da yer verdim. Bu edebiyatçılar Abdülhak Hamid'in zihninin karan- lık koridorlarında en "kırılgan" hâlleriyle boy gösteriyorlar. Her birinin "ulu şair" tarafından ayrı ayrı yerin dibine sokuluşuna şa- hit oluyoruz. Onun oburluğu, bunun paraya düşkünlüğü, şunun yeteneksizliği... Gerçi Tarhan bu edebiyatçılar için bu kadar kö- tü şeyler düşünmemiş de olabilir, öyle değil mi? Belki sadece be- nim iblisliğimdir ona mmanda bunları düşündüren. Belki ben Abdülhak Hamid aracılığıyla aslında kendimi anlatmışımdır. Hep denir ya Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağı- dakilerden hangisi getirilmelidir? A) B) C) D) E) Sanata yücelik katan, sanatçının edebidir Sanat, fazlalıklarla değil, yeterliklerle oluşur Sanatta aranan en önemli şart, kusursuzluktur Sanatın değeri, kullanılan dilin zenginliğiyle ölçülür Sanatın bir yüzü geleneğe, diğer yüzü geleceğe bakar A) B) C) D) E) roman topluma tutulan bir aynadır her roman gerçeğe açılan kapıdır romanlar yazarının çocuğu gibidir roman bittiği anda yazarın olmaktan çıkar her roman biraz otobiyografiktir Ne dediklerini ve ne diyeceklerini bilmeyenlerle beyinlerinde ortaya dökecek düşünce sermayeleri olmayanlar, işi kelime ve söz oyunlarına dökerler. Böyleleri zihinleri karıştırır; ne bir şey anlar ne de bir şey anlatabilirler. Gidecekleri yolu aslında onlar da tam olarak bilmezler de bu yola başvururlar; çaresizdirler bel- ki de. Kafasında anlatacak bir şeyi olanlar ise bildiklerini sade, açık, akıcı bir dille bildirirler. O hâlde Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağı- dakilerden hangisi getirilmelidir? A) düşünce sermayenizi göstermek istiyorsanız söz oyunlarına başvurmalısınız B) insanlığa anlatacak bir şeyi olmayanlar, dilin öneminden söz etmeyi de bıraksınlar C) bir şeyler söyleme gereksinimi duyanlar, onları anlaşılır ve akıcı bir dille ortaya koysun D) dili sade, açık ve akıcı olarak kullanmak suretiyle sanat yap- Dünyadaki gelişim ve değişime paralel olarak romanın öyküle- me teknikleri ve karakter tipleri yenilenmiştir. 18. yüzyıl roma- nında filozofik, doğaya yönelen, duygusal ve olanaksız aşklarla uğraşan kişiler, 19. yüzyılda yazarlarının öykülemede gösterdik- leri ustalıkla daha gerçekçi bir görünüme bürünmüştür. 20. yüz- yılda ise II. Dünya Savaşı'nın etkisiyle insanın dünyadaki yerinin yeniden sorgulanmasıyla roman kişilerinin konumu yeniden ele alınmış ve bunun sonucu olarak çağdaş romancılar, kişinin anla- t'daki işlevini belirleme çabasına girişmişlerdir. Dolayısıyla Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağı- dakilerden hangisi getirilmelidir? E) TUR/ tığınızı düşünmekten vazgeçin kelime ve söz oyunlarına değer verenler, düşüncelerini ak- tarmak istediklerinde de bu yola başvurmalılar RİTmı A) B) C) D) E) roman olduğu sürece, olay da romanın temel ögelerinden biri olarak varlığını sürdürecektir insanın, dünyadaki durumuna göre roman anlatısındaki ye- ri ve işlevi de değişecektir önümüzdeki yüzyıl romanı yepyeni gelişmelerin beklediğini söylemek bir hayli güçtür roman, çağlar boyunca büyük değişimlere uğrayan türlerin başında gelir okur, roman kişileriyle ilgili daha çok ayrıntı öğrenmek iste- yecektir 197