C ARI
- 16
Ritim Denemeleri
q
5.
6.
Felsefeci, bilme ve anlama merakını sorduğu sorularla geliştirii
Felsefecinin sorduğu sorular; günlük, bilimsel, sanatsal ve din-
sel sorulardan farklıdır. Felsefe soruları, diğer sorulardan yalnız-
ca kökleri itibarıyla ayrılmakla kalmaz; bir felsefe sorusunun ya-
nıtlanma biçimi de farklılık gösterir. Örneğin "Hafta sonu ne yap-
mayı düşünüyorsun?" biçimindeki bir günlük soruya yanıt ver-
mek için kişinin düşüncesini dile getirmesi yeterlidir. Fakat "Dü-
şünme nedir?" sorusuna yanıt vermek için pratik bir yönelim ge-
rekli değildir. Bu soruyu yanıtlamak için yapıp etmelerin ötesin-
de, düşünmek ve sorgulamak gerekmektedir. Felsefe sorusunun
cevabı, doğrudan düşünceden geçmektedir.
I. Birey edimlerini yönlendirme özelliği gösterir.
II. Bilimsel gelişmeleri hızlandırıcı nitelik taşır.
III. Cevaplanma şekliyle diğer soru türlerini andırır.
IV. Düşünme ve sorgulama odaklı bir anlayışı içerir.
Bu parçaya göre felsefe sorularıyla ilgili olarak yukarıdakiler-
den hangileri söylenebilir?
Muhabir:
Yönetmen:
— Çok kişiseldi. Köklü bir sinemacılık arzusuyla girmedim bu iş-
lere. Bir karikatüre, mizah yazısına sığmayacak bir konuyu fark-
II bir mecrada anlatma isteği oluştu bende. İlk sinema maceram-
dan sonra film yapma ya da filmi oluşturan parçaların bir yerin-
de olma düşüncesi iyice belirginleşti.
Muhabir:
Yönetmen:
— Bir hikâye kurmak, diyalog yazmak, ortaya seyirlik bir şey q-
karmak... En başından beri ilgimi çeken buydu. Senaryoyu da
oynayarak yazıyorum. Doğal, insanların konuştuğu gibi yazma-
ya çalışıyorum. Böyle olunca bu yönüm daha ağır basıyor.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi Si-
rasıyla getirilmelidir?
A) Yalnız I
B) Yalnız IV
D) II ve IV
C) ive III
E) III ve ıv
Hayatlarını uçsuz bucaksız bozkırlarda geçiren Orta Asya inşan-
ları, içinde bulundukları sert doğa ile bütünleşirken hayvanları,
ağaçları, uğuldayan rüzgârı, şırıldayan suyu kutsal kabul etmiş-
lerdir. Bu kabullenişten de dünyada neredeyse eşi benzeri olma-
yan bir şey ortaya çıkmıştır: hömey (khöömei), bir diğer adıyla
"gırtlak müziği". Tuva Türkleri ve Moğollar, doğadan duydukları
sesleri taklit ederek bu sıra dışı müziği yaratmışlardır. Hömey vo-
kalleri, doğadan aldıkları sesleri gırtlaklarında şekillendirerek
çok farklı bir teknikle ruhani diyebileceğimiz tınıları müziğe dö-
nüştürür. Vokalin yanı sıra ağız kopuzu, davul, dombra, ıklığ gi-
bi çalgıların da eşlik ettiği bu geleneksel müzik, dinleyici için ben-
zersiz bir deneyime dönüşmektedir.
Bu parçadan hareketle "gırtlak müziği" ile ilgili olarak aşağıda-
ki yargılardan hangisine varılamaz?
A)
B)
C)
D)
E)
A)
B)
C)
D)
E)
Doğadaki seslerin taklidi yoluyla oluşturulmuştur.
Dinsel ve ruhani bir değer içinde gelişmiştir.
Müzik dünyasında özgün bir yere sahiptir.
Farklı enstrümanlar eşliğinde icra edilmektedir.
Geleneksel törenler başlatılırken çalınmaktadır.
PRRRGRRFın
RITffll
I. Karikatürü bırakıp sinemaya yönelmeniz sanat dünyasın-
da nasıl karşılandı?
II. Film çekmeden önce senaryo çalışmalarına ağırlık ver-
mekle neyi amaçladınız?
I. Karikatür yeteneğiniz varken sinema gibi farklı bir alana
geçmek sizi zorladı mı?
II. Bir filmin beğenilmesinde senaryonun çok daha önemli
olduğunu mu düşünüyorsunuz?
I. Karikatüristlikten vazgeçip sinemada karar kılma süreciniz
nasıl gerçekleşti?
II. Sinema serüveninizde senarist kimliğinizin daha baskın
olması konusunda neler söylersiniz?
I. Karikatürde orijinal eserlere imza atarken birden sinema-
ya geçmek nasıl bir duygu?
II. Karikatürü bıraksanız da senaryolarınıza çizerlik yetene-
ğinizin katkısı oluyor mu?
I. Sizi karikatürden koparıp sinemaya götüren düşünce na-
sıl ortaya çıktı?
II. Senaryo uyarlamalarınızda karikatür sanatının incelikle-
rinden yararlanıyor musunuz?
301