C ARI
q
Q
- 14
15. Editör:
Ressam:
Ritim Denemeleri
13.
14.
3)
Alberto Manguel, Okumanın Tarihi'nde kitaba adını veren tarih,
sel süreçle ilgili en önemli gelişmelerden birinin, sessiz okuma-
ya geçiş olduğunu anlatıyor. Batı dünyasında 10. yüzyıldan ön-
ce sıra dışı kabul edilen bu durum yaygınlaşana dek okumak,
sesli yapılan bir eylem. Bu da özellikle kutsal metinlerde gerçek
kavramanın yalnızca gözlerle değil bedenin de devreye girme-
siyle gerçekleştiği kabulünden geliyor. Yani okumanın performa-
tif katılımı talep eden (onun performansını gösteren) bir yanı da
var. Bu doğrultuda yazarken de büyük harf ve küçük harf gibi ay-
rımlar gözetilmiyor, noktalama işaretlerine dikkat edilmiyor.
Bu parçaya göre bir zamana dek büyük harflerin kullanımının
ve noktalamanın önemsiz görülmesinin nedeni aşağıdakiler-
den hangisidir?
A) Okumanın uzun süre boyunca bireysel bir eylem olarak al-
gılanmaması
B) Yüksek sesle okuma eyleminin birkaç kişi arasında dönüşüm-
lü olarak gerçekleştirilmesi
C) Okumanın normal konuşmadan daha yüksek bir sesle ger-
çekleştirilmesine alışılması
D) Sesli okumanın geniş kalabalıklar içinde gerçekleştirilen bir
eylem olarak görülmesii
E) Okumanın, çoğunlukla sesli yapılan bir iş olarak kabul gör-
müş olması
Yerebatan Sarnıcı'nın kapısından girip merdivenleri indiğinizde
ansızın İstanbul'dan hatta neredeyse tüm dünyadan kopuyor,
güzellikler ülkesinde gezinti yapıyorsunuz. VI. yüzyılda inşa edi-
len bu sarnıç İstanbul'daki en büyük kapalı su toplama merkezi
ve içeride toplam 336 sütun yer alıyor. Bu sütunlar sebebiyle
geçmişte halk burayı saray olarak anmış. Sarnıçtaki iki sütunun
altına ters olarak Medusa başları yerleştirilmiş. Bunların eski bir
pagan manastırından getirildiği sanılıyor. Bir görüşe göre de bu-
rayı inşa ettiren I. Justinianus, eseri korumaları için bu Medusa-
ları özellikle yerleştirmiş. Fetihten sonra burası Topkapı Sara-
yı'nın bahçelerini sulamak için kullanılmış. 1987'den sonra ise
belediye tarafından temizlenip müze olarak hizmet vermeye baş-
ladl. Müzede bazı dönemlerde çeşitli kültürel etkinlikler de ya-
pılıyor.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?
— Aslında sanat evrensel bir dildir. Tüm insanlığın ortak dili. Se-
vinçlerin, sorunların, acıların, umutların, hayata dair yaşanan
her şeyin paylaşıldığı ortak bir paydadır. Sanatçı bu evrensel di-
lin icracısıdır; üreten, gören, duyan, hisseden ve var eden bir ön-
cüdür.
Editör:
Ressam:
— Renk dili subjektiftir ve içgüdüsel olarak gelişir. Sizin için kır-
mızı aşk iken benim için acıyı ifade edebilir. Kişiden kişiye deği-
şiklikler gösterebilir. Benim için yeşil, sonsuz huzuru; turuncu,
coşkuyu; mavi, derinliğin gizemini; mor, hüznü anlatır. Beyaz ise
tanımlanamayanı, bilinemeyeni...
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi Si-
asıyla getirilmelidir?
A)
B)
C)
D)
E)
A) Amaç-sonuç ilişkisi
C) Neden-sonuç ilişkisi
B) Nesnel veriler
D) Tahmin
PRRRGRRFın
E) Tanık gösterme
RITffll
I. Sanatın sizde çağrıştırdıklarını duygularınızı önceleyerek
tanımlayabilir misiniz?
II. Resimlerinizdeki renk uyumunu sağlamak için tercih etti-
ğiniz bir yöntem var mı?
I. Sanatın ve sanatçının birden çok tanımının yapılma gerek-
çesini nasıl açıklıyorsunuz?
II. Resimlerinizdeki renkler, iletilerinin yanı sıra yeteneğini-
zi de mi yansıtıyor?
I. Sanatın ve sanatçının belirgin bir tanımının yapılamama-
sını siz neye bağlıyorsunuz?
II. Renk çeşitlerinin tablolarınızın oluşumundaki işlevleri ne-
lerdir?
I. Bir ressam gözüyle sanatın ve sanatçının sizdeki karşılığı-
nı bizimle paylaşır mısınız?
II. Resimlerinizde öne çıkardığınız renklerin sizin için bir an-
lamı var mı?
I. Sanatın tanımlanmasında sanatçının algılamaları daha mı
önemlidir?
II. Tablolarınızdaki renklerin bir mesajının olması size ait bir
tarz mıdır?
289