C ARI
5. Eleştirmen:
3)
Yazar:
— Elbette... Son öykülerimi yazarken çok sıkıntılı bir hâldeydim;
kâğıdın üzerinde başkalarının gözleri varmış gibi hissediyordum
sürekli. Çünkü aldığım ödülü çok önemsiyordum ve yine nitelik-
li bir metin ortaya koymalıydım. Bir de şöyle bir korku oluştu içim-
de: Ya bu tek atımlık bir kurşunsa... Ya yazıp yazabileceğim bu ka-
darsa... Aklımda hikâyeler vardı ama onları istediğim gibi kâğıda
aktaramayacağım korkusuyla masanın başına karın ağrılarıyla
oturuyordum her seferinde.
Eleştirmen:
Yazar:
— Ben yazmaya oturmadan önce çoğunlukla yaşadığım ya da
dinlediğim bir olayın etkisinde kalmış oluyorum. Nadir de olsa
tanıştığım bir inşan da beni yazmaya itebiliyor. Bir süre olay ya
da karakter dolaşıyor kafamın içinde. Yaşamın sahiciliğinden q-
karıp başka bir sahicilik kazanıyor kafamda. Olayların mekânları,
sesleri, insanların yüzleri değişiyor. Gerçeklik paramparça olup
yeni bir gerçeklik kazanıyor.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sı-
asıyla getirilmelidir?
Yaşadığın sıkıntılar, yazarken seni çok etkiliyor mu?
II. Bir eserin yazılma serüveni nasıl başlar?
. Çevrende olup bitenlere kayıtsız kalmadığın doğru mu?
II. Karakter oluşturmada kendini başarılı buluyor musun?
. Zor yazdığını düşünen bir yazar mısın?
II. Karakterin başarısı öykünün sahiciliğini artırır mı?
. Bir daha ödül alamama korkusunu yaşadın mı?
II. Yaşamın gerçekleri öykülerinde ne denli yer bulur?
Aldığın ödül, son eserini yazarken üzerinde bir baskı oluş-
turdu mu?
II. Öykü karakterlerini nasıl bir ruh hâliyle oluşturuyorsun?
- 10
Ritim Denemeleri
q
6.
Aşağıdaki parçalardan hangisi "Bildirişim kavramının derli top-
lu bir tanımını yapmak gerekirse ne diyebiliriz?" sorusuna ce-
vap vermektedir?
A)
B)
C)
D)
E)
PRRRGRRFın
RITffll
İnsanda, dil yetisi dışında, bildirişim yetisi de vardır. Yani her
inşan doğduğunda öteki insanlarla hatta hayvanlarla bildi-
rişime geçecek bir beyinle doğar. Bildirişim yetisinin de dil
gibi öğrenilerek edinç düzeyine çıkarılması ve giderek bildi-
rişim edincinin geliştirilmesi gerekir.
Bildiri; ileti aynı olsa da konuşucunun, dinleyicinin nitelikle-
rine, konuştukları yere ve zamana, konuşacakları süreye gö-
re değişik biçimlerde kurulur. Örneğin konuşucu çocuksa,
emekliyse, ödüller almış bir yazarsa, yorgun bir ev kadınıy-
sa aynı bildiriyi değişik bir şekilde dile getirecektir.
Bildirişim, ister yalnızca dil kullanarak ister dil dışı öğeleri de
taşıyarak gerçekleşsin bireylerin bir edimi olarak görülmek-
tedir. Bu anlayış, Habermas'ın bildirişimsel edim terimiyle
yaygınlık kazanmıştır.
Bildirişim; bir konuşucunun bir dinleyiciye ikisinin de bildi-
ğini varsaydığı bir dili kullanarak belli bir yer ve zamanda, işi-
tilebilecek bir biçimde bir şeyler aktarmasıdır. Bu bir yöne
doğru olduğu gibi diğer yöne de olabilir.
Çocuklar için bildirişimi öğrenmek, belli bir bildirişim duru-
munda uygun olan dili kullanmayı öğrenmenin yanında dav-
ranmayı öğrenmek de demektir: Rica etmek, teşekkür et-
mek, söz vermek, soru sormak, cevap vermek gibi davranış-
lar; dilsel ve bildirişimsel davranış olarak öğrenilir.
265