5.
6.
- Bunun içindir ki hayalin çocukları olan sanat eserleri yani
şiirler, tablolar, şarkılar, romanlar... anlattıkları nesnelerden ve ki-
şilerden daha alımlı, daha çekicidir hep. Hayalin cilası onları öyle
parlatır ki dökük sıvalardan, kusurlardan eser kalmaz. Gerçek,
hayalin renklerine boyanır ve "sırma saçlı" olur. Bunun içindir ki
bir Kız Kulesi tablosu veya fotoğrafı, bana her zaman gerçeğin-
den daha cazibeli görünmüş; Nedim'in, Yahya Kemal'in İstanbul
şiirleri, gerçek İstanbul'dan daha büyülü peyzajlar sunmuştur.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Gerçek ile hayal arasında sıkı bir bağ kurulan edebî me-
tinler, okurunu sözcüklerin büyülü dünyasında daha rahat
dolaştırabilir
B) Gerçek ile hayal arasındaki sınır ortadan kaldırıldığında oku-
yucu, hayal dünyasında yaşamak zorunda kalabilir
C) Gerçeğin değiştirildiği metinler; okuru bambaşka dünyalara
götürür, kurmacanın gizemli koridorlarında gezdirir
D) Gerçek, ne denli güzel ve çekici olursa olsun hayalin süs-
leyip bezediği kurmaca dünyanın tahtına oturamaz
E) Gerçek, bir sanatçının doğrudan beslendiği temel kaynak
olmalı ki okur, kurmaca ile gerçek arasındaki ayrımı kolayca
yapabilsin
(I) 1920'lerde Ernest Rutherford'un deneysel verileri ışığında
atomu tanımlamaya çalışan fizikçiler arasında derin bir fikir ayrılığı
vardı. (II) Bir tarafta, klasik algılardan sıyrılmak gerektiğini ve
sağduyuya aykırı da olsa matematiğin güvenli limanına sığın-
mayı savunan yenilikçi Bohr ve Kopenhag ekolü, diğer tarafta
atomu sayıların ve denklemlerin ötesinde bir fiziksel olgu olarak
kabul eden Einstein vardı. (III) Bohr'un başını çektiği Kopenhag
ekolü, bilim insanlarının denklemler arasında bir seçim yapma
durumunda kalmasından hoşlanmıyordu. (IV) Bu yüzden Bohr,
sağduyuya aykırı gelse de matematiksel temeli olan bir denkle-
mi kullanarak fiziği şekillendirmeye hazırdı. (V) Çünkü doğanın
temelinde belirlenemezliğin olduğunu düşünüyor, doğayı tanım-
lamada olasılıkları kullanmaktan çekinmiyordu.
Bu parçada numaralanmış yerlerin hangisinden sonra "Yani
fiziksel bir durumu betimleyen denklemlerde matematiksel
bir hata yoksa aklıselimle denklemin doğruluğunu sınamayı
uygun bulmuyordu." cümlesi getirilebilir?
Z
8.
Kedilerin insanların sosyal yaşamındaki varlığına dair en eski
kanıta Kıbrıs'taki eski bir tarım köyünün kalıntılarında rastlanmıştı.
Bir insanla aynı mezara gömülmüş bir kediye ait 9500 yıl öncesi-
ne tarihlenen kemik kalıntıları, kedinin o toplumda sosyal açıdan
önemli bir statüsü olduğunu düşündürmüştü. Ancak kedilerin
buradaki işlevini ya da evcilleşme sürecini aydınlatan kanıtlara
rastlanamamıştı. Kronolojik olarak bu kalıntılarla Mısır'daki 4000
yıllık mezar resimleri arasında, kedilerin insan yaşamındaki varlı-
ğına ilişkin başka kanıt yoktu. 5300 yıl öncesine tarihlenen yeni
buluntular, kedilerin evcilleştirilmesine ilişkin bilgi eksikliğini bir
ölçüde giderdi. Çin'deki Ouancuhun adlı eski bir yerleşimde kazı
yapan arkeologlar kedilere, köpeklere, geyiklere ve başka yaban
hayvanlarına ait kemik kalıntıları üzerinde karbon tarihlemesi ile
karbon ve azot izotop analizleri yaparak kedilerin büyük ölçü-
de darı tarımıyla geçinen bu toplumda kendilerine nasıl bir yer
edindiğini ve evcilleştiğini ortaya koydu.
Bu parçanın genelinde aşağıdakilerin hangisinden
söz edilmektedir?
A)
B)
C)
D)
E)
Kediler üzerine yapılan çalışmaların henüz yeteri düzeyde
olmadığından
Kedilerin, evcil hayvanlar arasında insana daha yakın bir
konumda bulunduğundan
Kedilerin ne zaman evcilleştirildiğine dair ortaya konan
arkeolojik kanıtlardan
Arkeolojik kazıların, evcil hayvan tarihi açısından önem
taşıdığından
Mısır ve Çin kültüründe kedilerin büyük bir öneme sahip
olduğundan
(I) Kar tanelerini oluşturan buz kristalleri, geçmişten günümüze
birçok bilim insanının dikkatini çekmeyi başardı. (II) Örneğin 1611
yılında Johannes Kepler, bir makalesinde buz kristallerinin altılı
simetrik şekillerinden bahseder. (III) Bundan yaklaşık yirmi sene
sonra Rene Descartes, doğada çok ender görülen on iki kenarlı
kar tanesini gözlemler. (IV) Kar tanelerini belki de en işlevsel
biçimde belgelemeyi, çocukluğundan beri kristallerin kusur-
suz güzelliğine vurulan ve onları mikroskop altında inceleyen
amatör fotoğrafçı Wilson Bentley başarır. (V) 15 Ocak 1885'te
Bentley ilk fotoğrafı çektikten sonra ömrünün sonuna kadar
yaklaşık beş bin kristali belgeler ve yazdığı kırk yedi günlükte
her bir kristale ilişkin gözlemlerini not eder. (VI) Hatta yakın
dostları ona "kar tanelerinin adamı" diye seslenir.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf
numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
B) III
c) ıv
C) III
D) ıv
199