18.
19.
Bu, yaza yaza daha iyi anlaşılan bir durum. Bu
noktaya vardığınızda artık dili süslemenin, benzetme
lere gitmenin, bol bol niteleme sıfatları kullanmanın bir
anlamı olmadığını görüyorsunuz. Göz boyamadan, söz
sanatlarının yaldızıyla içi boş imgeler yaratmadan, ol-
duğunca yalın, yalansız dolansız bir anlatım benim için
idealdir.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağı-
dakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Dil, benim için bir araç değil; yapıtın temeli, iskeleti,
her şeyi
B) Yazar, romanını kaleme alırken aslında bir kimlik
arayışı içerisindedir
C) Planlayarak yazı yazmak, yazarın düş dünyasını
ister istemez sınırlandırır
D) Yazarlıkta ustalık, yıllarca emek verseniz de bazen
ulaşamadığınız bir payedir
E) Okuma becerisi kazanmanın zaman ve çaba gerek-
tirdiği açık bir gerçek
Yaşlılık, modern çağda İp camiasının ve kozmetik
sektörünün üzerinde en çok yoğunlaştığı alanlardan
biri olarak karşımıza çıkıyor. Modern öncesi dönemde
insanların yaşam süresi daha kısa olduğu için yaşlan
maya bağlı problemler pek fazla konuşulmuyordu. On
sekizinci yüzyılda ortalama insan ömrü otuzken bugün
yetmişlerde seyrediyor. Ustelik farklılık sadece yıl olarak
değil. Günümüz yaşlı kuşağı, önceki nesle göre daha
az "yaşlı" görünüyor. Balzac'ın Otuz Yaşındaki Ka-
dın'ının bugün aynı yaştaki bir kadının annesi gibi gö
Tündüğünü söyleyebiliriz.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına
göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Atalarımızı düşündüğümüzde aslında bu düşünce
pek de garip gelmiyor
B) Bu durum, insanların yaşam süresini uzatma çaba
larını doğuruyor
C) Çünkü hastalıkların yüzde sekseni yaşam tarzımızla
ilgili
D) Bu değişimi, romanların izini sürerek de takip edebi-
lirsiniz
E) Dolayısıyla yaşlılığın edebî eserlerde de bir hastalık
olarak değerlendirilmediğini görüyoruz
20.
21.
7
Türkçe
Panoptikon, Jeremy Bentham'ın 1785'te tasarladığı ve
gözetleme üzerine kurulu bir hapishane modelidir. Her
hücrenin ortadaki nöbet kulesine açık olduğu bu yapı,
mahkûmların sürekli gözlemlendiklerini düşünerek ha-
reket etmelerini sağlar. Byung-Chul Han, günümüz
de her yerin şeffaf hâle gelmesiyle dijital-panoptik bir
döneme geçtiğimizi söyler. Artık tek bir gözlemci veya
gözlemlenen topluluk yoktur, herkes her yerde gözlem
lenebilir durumdadır ve bu gözetim, gönüllü olarak kabul
edilir. Böylece küreselleşme ve dijital çağ, insanları ken-
di şeffaflık fetişini yaratmaya yönlendirir. Ozgürlük inan
CI ile de kendi istekleriyle kendilerini ifşa eden insanlar
çoğalır. Byung-ChuI Han'a göre dijital panoptikon
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşa-
ğldakilerden hangisi getirimelidir?
A)
B)
C)
D)
E)
özgürlüğü kısıtlamak yerine onu sömürerek bireyleri
kendi iradeleriyle denetlenen bir sisteme dâhil eder
özgürlük yanılsaması yaratarak bireylerin kendi ken-
dilerini denetlemesini sağlayan bir mekanizma oluş
turur
insanların, özgür olmadıklarını hatta daha fazla kont-
rol altında tutulduklarını fark etmelerini sağlar
bireylerin mahremiyetini tamamen ortadan kaldırarak
sürekli bir gözlem altında yaşama zorunluluğu getirir
kişisel verilerin sürekli izlenmesi ve analiz edilmesi
yoluyla toplumu belli bir siyasi yöne kanalize eder
"Türkçe dünyanın en zor dilleri arasında yer alır." Bu
sözü pek çok kez duymuşsunuzdur. Kime göre, kimlere
göre zor bir dilmiş Türkçe? Türkçe öğrenmeye niyetle
nen Batılılara göre. Onların Latince kökenli dillerine göre
zor. Oysa zor değil, olsa olsa farklı bir dildir Türkçe. Di-
limiz hakkında başkalarının yargılarıyla karara varma
mızdan daha şaşılası durum, Türkçe dil bilgisini oluş-
tururken de Fransızcayı ve İngilizceyi örnek almamız,
onların "gramer"lerinde gördüğümüz her şeyi Türkçede
aramamız, bulamayınca da uydurmamızdır bence. Dil-
[erde pek çok şey ortaktır ama ortak olmayanlar, dillerin
kişiliğini oluşturur. Tıpkı insanların kişiselliğinin, kol ba
cak ve ağız burun benzerliğinden değil; benzemezliğin-
den oluşması gibi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi
yoktur?
A) Benzetme
C) Tartışma
TYTU451-2
B) Öznellik
D) Tanımlama
E) Karşılaştırma
Diğer sayfaya geçiniz.