3.
Bir sanat yapıtının biçimi, içeriğinin
tümüyle düzenlenmesinden başka bir
şey değildir, Bundan ötürü yapıtın değe-
ti, tümüyle bu düzenlemeye bağlıdır.
Sanatta biçimin oynadığı rol de bu vesi-
leyle ortaya çıkar. Belki bunu sanatın her
şeyi olarak tanımlamak doğru değildir
ama bu bir yana bırakıldığında yapıtı
darmadağın edecek kadar da önemlidir.
Biçim bir dış öge, sanatçının içeriğe
kazandırdığı bir şey değildir. Tersine
öylesine içeriğe aittir ki sanatçının ken-
dişi bile çoğu kez ona bir içerik gözüyle
bakar. Çünkü bir sanat eserinin yara-
tırmnda, belli biçim ögeleri, sanatçının
gözü önünde çoğu kez maddeyle bazen
de maddesel olandan önce belirginleşir.
Bu parçada bir sanat yapıtıyla ilgili
olarak anlatılmak İstenen aşağıda-
kilerden hangisidir?
A) İçeriği belirlerken yapılan yanlış
seçimlerin eserin biçimini etkileyeceği
B) Sanatçının zihninden geçenlerin
ancak biçimle estetik ölçüye ulaşa-
cağı
C) Fiziksel mekânlar yaratırken gerçek-
te olanın dışına çıkmama gerekliliği
D) Biçim ve içeriğinin birbirinden ayrıl-
mayacak kadar güçlü bağları olduğu
E) Bütünlük içindeki şiirsel bir üslubun
sanatseveri esere yakınlaştıracağı
4.
Toplumbilim bize sayısız olanak getirir.
Sanatçı da bu olanaklardan yararlanmak
zorundadır. Ama bunun dışında sanatçı,
toplumbilimin alanına giremeyecek özel
bir görevin de yükümlülüğü altındadır.
Söz gelimi sanatçı, bir diktatörün beliri-
şindeki uzantıları, geriye dönüşlerle olu-
şumunu, kısacası onu var eden toplum-
sal genel görünümü bize göstermelidir.
Bunu yaparken de sanat alıcısıyla güçlü
bir bağ kurmak zorundadır. Ancak bu
sağlam bağ yoluyla alıcının görmezden
geldiği, kimi zaman bilinçaltına ittiği ger-
çeldikleri, dış dünyadaki yalınkat görü-
nümden farklı olarak algılaması sağla-
nabilir. Böylelikle belki de alıcının, yani
toplumun ya da sanatseverin doğruyu
görme biçimi değiştirilebilir,
Bu parçaya göre sanatçının asıl göre-
vi aşağıdakilerden hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
İnsanların ilgi göstermediği konuları
derinlemesine inceleyerek estetik bir
üslupla alıcısına ulaştırmak
Algının değişkenliği ilkesinden yola
çıkıp insanlar için sıradan görünen
olayları olduğu gibi aktarma yoluna
gitmek
Olgu ve olayları bir bütün olarak
değerIendirip sanatseverin zihninde
doğru şekilde biçimlendirmek
Kişisel görüşünü ortaya koyup sanat
izleyicilerinin bu kişisel görüşü bir
şekilde kabul etmelerini sağlamak
Sosyolojinin alanına giren konularla
ilgili eserler vererek insanların top-
lumbilime olan güvenini artırmak