1.
2.
21
Bilişim olanaklarının gelişmesi ilk bakışta sevindirici görünü-
yor insana. Hayatın daha kolay akacağını sanıyoruz. Oysa
kolaylaştırıcı özelliklerinden öte etkisi var bu aygıtlarla örülü
evrenin. Salgın günlerinde, zorunlu tıkıştığımız evler çoğumuza
dar geliyor, başkalarıyla iletişim kurmak için sanal âlemden
sürekli sinyal gönderiyoruz. Oturduğumuz yerden tüm dünyayı
izlediğimiz, bildiğimiz yanılgısına düşüyoruz. Oysa hakikatte
sadece bu yanılgıyla oyalanarak ömrümüzü tüketiyoruz. Dün-
yanın başka yerinde "zaman öldürmek" diye bir kavram var
mıdır, bilemiyorum. Sarsıcı tümce bu; kişinin kendini aşağıla-
dığı, işlevsiz saydığı, biricik değer olan yaşamını hiçleştiren. ..
Tam da sanal dünyanın içine düşen kişi, bu tümceye uygun
davranıyor; her an zaman öldürüyor! Urkütücü...
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden yakınılmaktadır?
A) İletişim olanaklarının artmasıyla birlikte insanların birbirinden
uzaklaşmasından
B) Modern insanın kalabalıklar içinde yalnızlığının giderek
artmasından
C) Yaşamın anlamına uygun düşmeyen bir sosyalleşme
algısının oluşmasından
D) Bireyin sanal bir dünyada yaşayarak zamanını uygun
şekilde değerIendiremeyişinden
E) Bilgiye kolay ulaşılabilirken insanlara ulaşmanın zor
olmasından
(l) Bugüne kadar birçok tanımı yapılmış olan bilimi "düzenli bilgi
birikimi” olarak tanımlayabiliriz. (II) Tabii ki burada bahsedilen
bilgi birikiminin, bilimsel yöntemler kullanılarak elde edilmesi ve
diğer bilim insanları tarafından da kabul görmesi gerekir. (III) Aksi
takdirde bilgi; kişisel ve kurumsal yorumlar, inançlar, öncelikler
veya çıkarlar doğrultusunda şekillendirilip düzenlenirse bu du-
rumun sahte para basmaktan nitelik olarak bir farkı kalmaz. (IV)
Bilim ve teknoloji alanında büyük kitlelerin ilgisini çekip popüler
olan olayların başında, tartışmasız büyük buluşlar ve icatlar, ke-
şifler gibi insanlık adına olumlu olarak değerlendirebileceğimiz
olaylar gelir. (V) Bilim dünyasında bu tür sahtekârlık vakaları
oluşmasın diye de ciddi önlemler alınmıştır. (VI) Deneylerin bilim
ve araştırma kurumlarında bilim insanları tarafından yapılması,
bilimsel yöntemlerin kullanılmasının zorunluluğu, sonuçların bilim
camiasında tartışılıp sorgulanması bu önlemlerden bazılarıdır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin
akışını bozmaktadır?
3.
4.
Televizyon, eğlence tarihimizde çok önemli bir yere sahiptir.
Belki başlangıçta değil ama daha sonraları çok geniş kitlele-
rin izlediği programlarıyla başka bir eğlence olanağı olmayan
kesimlerin tek imkânı hâline geldi. Tek televizyon kanalımızın
olduğu 1 970'li yıllardan bu yana gerek film ve dizileri gerekse
eğlence programlarıyla televizyon, nüfusumuzun çok geniş bir
bölümünü etkisi altına aldı. Neredeyse televizyonsuz ev kal-
madı. Komşuluk ilişkileri giderek zayıfladı, bu ilişkilerin yerini
televizyonlardaki dedikodu programları aldı.
Bu sözler aşağıdaki soruların hangisine karşılık söylenmiş
olabilir?
A)
B)
C)
D)
E)
Televizyonun ortaya çıktığı ilk yıllarda Türkiye'de nasıl bir
eğlence anlayışı vardı?
Televizyonun eğlence merkezli bir alet olarak algılanması,
doğru bir yaklaşım mıdır?
1970'li yıllara damgasını vuran televizyonun Türkiye'ye nasıl
bir etkisi oldu?
Televizyonun kültür hayatımızda bu kadar önemli bir yerde
durmasını neye bağlıyorsunuz?
Televizyonun yaygınlaşmasıyla kültür ve eğlence alanların-
da yaşanan yozlaşma arasında bir bağ kurmak mümkün
(I) 1970'Ier, çocuk kitaplarında melodramın tavan yaptığı yıllardı.
(II) Romanlarda kimsesiz çocuklar hazan yaprakları gibi sağa
sola savrulur, öksüzler yetimler el kapılarında sefil olur; olur
da kendilerini kurtarırlarsa bir vakitler çektirenleri acı tebes-
sümlerle affederlerdi. (III) Ortalık ölümden, gözyaşından ve
acıdan geçilmiyordu. (IV) Ya o zamanın çocukları olan bizler
acıya düşkündük ya da zamanın yazarları, geleceğin büyük-
lerinin göğsüne azıcık merhamet aşılamak isterken kantarın
topuzunu kaçırmışlardı. (V) 1970'Ierde çocuk edebiyatı türü-
nün tartışmasız kralı ve doruk noktası Kemalettin Tuğcu'ydu.
(VI) Bünyesi Tuğcu romanlarının acı eşiğine uyum sağlamış
ben ve benim gibi küçük okurlar için diğer yazarların eserleri
kalorisi azaltılmış besinler gibi yavan bir tat bırakıyordu. (VII)
Onun dışında sadece ve bir tek Gülten Dayıoğlu'nun Fadiş adlı
romanı bize aradığımız acı ve gözyaşını sağlayabilmişti.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf
numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
A) II
B) III
c) ıv
E) VI
A) II
B) III
c) ıv