Örnek Soruyu Değiştir

12. Batı dillerinin "gramer”ini örnek alanlar; Türkçede de o dillerde olduğu gibi isim, sıfat, zarf gibi sözcük türleri olduğunu sanır- lar. Dil bilgisi kitapları bile hâlâ 'Sözcük Türleri" ya da "Kelime Çeşitleri” diye bir bölümle başlar ve sıfatlar, zarflar... diye arka arkaya sıralar bunları. Oysa Türkçede, Batı dillerinde olduğu gibi "adjective/adjectif" diye bir sözcük türü yoktur. Çünkü aynı sözcük hem adı hem eylemi belirtebilir. Aynı sözcük bir cümlede "sıfat” görevindeyken bir başka cümlede "belirteç (zarf)" göre- vine girebilir. Bu yüzden sıfatlar" deyip alt alta sıralayacağınız sözcükler, "sıfat görevine girmeye elverişli" sözcüklerdir ancak. Aynı biçimde "belirteç” görevine de girebilirler ve aslında bu sözcükler cümle dışında yalnızca "ad"dır. Bu parçada yazarın yakındığı durum aşağıdakilerin hangisidir? A) Türkçe sözcükleri cümledeki bağlamı dışında bir sınıflan- dırmaya tabi tutmak B) Batı dillerinin gramer kurallarını Türkçe söz dizimine uydurmaya çalışmak C) Sözcük türlerini dilin anlamsal özelliklerini dikkate almadan gruplandırmak D) Sözcük sınıflandırılmasının sadece Batılı dillere özgü olduğu anlayışını kabul etmek E) Dil bilgisi kitaplarını bilimsel yaklaşımdan uzak bir tarzda hazırlamak 13. Sokağa bakmayı, sokakta olmayı severim. Birçok hikâye ile karşılaşabileceğiniz hayatın içinde, insanlar içinde olmaktır bu. Meselelerin içinde olmaktır. Salt insanlar değil tabii; mekân, atmosfer, ses, doku, ışık, doğa ve dünyaya ait birçok şey. Hep- sinin bir hayatı, sözü vardır. Dinlerim, seyrederim, biriktiririm. Öykü bazen oradan gelir. Bir de masa başı hayatı vardır. Orada da düşlemekten gelir. İmgelemin kapıları açılır. Sonra ben yaza boza, uğraşa uğraşa oluştururum onu. Bazen de bir başka metin kışkırtır yazmak için ya da başka bir sanat yapıtı. Yazarın, kendisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisini vurgulamak amacıyla bu parçayı yazdığı söylenebilir? A) Öykülerinde niçin yaşam gerçeklerini değiştirerek anlattığını belirtmek B) "Sanat sanat içindir.” anlayışıyla öykü yazma gerekçelerini göstermek C) Öykü evrenini nasıl oluşturduğunu açıklamak D) İmge olmadan öykü olmayacağına inanarak öykü yazdığını anlatmak E) Öyküyü, niçin diğer türlerden daha önemli gördüğünü izah etmek 250 14. Bir yurdun gelişmesi, çağdaşlık seviyesine yükselmesi ortak çabanın ürünüdür. Kişi, salt kendi rahatı için yaşamamalı. İn- sanın insana sorumluluğu vardır. "Bir insanın tek başına mutlu olması, utanılası bir şeydir." der Camus. Öyledir. Coğrafyasın- daki mutsuzluklar dururken birinin çekip gitmesi utançtır. Bir insanı erdemli kılan, diğer insanı kurtarmasıdır. İnsanları kaderin elinde bırakan geleneksel inançlarla savaşmak varken, doğa olaylarını ve toplumsal olayları aydınlatmak, gerçeği yaratmak dururken çekip gitmek reva mıdır? Sermayesi nitelikli insan olan beyinlere gereksinimiz var oysa. Kaçmak, çok ucuz değil mi? Gidenin öyküsü olmaz. İnşan, çekip gidince kendini kurtuldu sanır. Ama kurtulmaz. Vefa ve minnet, boğazında bir zıkkım gibi durur. Toprağına vefası, minneti olmayanın yurt bilinci de yoktur zaten. Bu parçanın yazarının aşağıdakilerin hangisini söylemesi beklenemez? A) B) C) D) E) İnşan, doğup büyüdüğü topraklara karşı çok vefalı olmalıdır. İnsanın sıkıntılardan, zorluklardan kaçıp başka diyarlara gitmesi doğaldır. Çocuklarımıza vatan sevgisini küçük yaşlardan itibaren aşılamalıyız. Donanımlı ve nitelikli inşan, zor zamanlarda taşın altına elini koyan insandır. Beyin göçünün önüne geçmek istiyorsak neslimizi yurt bilinciyle yetiştirmeliyiz. 15. Adı ister çokluk isterse kitle olsun kalabaklıkların bilmecesi çoktur. Ona dair en net ve müşterek bilgi şu ki kalabalık insan toplumlaşan ve platformda oluşabilen büyük bir bünyedir. Kimi zaman duygudaşlık, taraftarlık, hemşehricilik gibi müştereklikler üzerinden bağ kurmuş bir kütle olarak kimi zaman da mağdu- riyet, haksızlık veya masumiyet zemininden müteşekkül bir çokluk olarak belirir. Hangi gerekçeyle vücuda gelmiş olursa olsun bir birliktir ve yadsınamaz bir güçtür. Hatta her türlü ege- menlik biçimini yaratmaya da yıkmaya da muktedir, aktif bir sosyal ve politik bir öznedir. Bugün siyaset, finans ve ekonomi sektörü kalabaklıkların gücünü tanır. Bu parçada kalabalık kavramı ile ilgili aşağıdakilerin hangisi arasında bir bağ kurulamaz? A) B) C) D) E) Empati kurabilen insanların bir arada olması Aynı yerde doğup büyüyen inşan birlikteliği İnkar edilemeyecek bir güce sahip olması Haksızlığa uğrayanların bir araya gelmesi Para piyasalarını elinde tutacak gücünün olması