ATATÜRK İLKELERİ VE ATATÜRKÇULUK
TOPLUMSAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR
Şapka İnkılabı ve Kıyafette Yapılan Düzenlemeler
Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması
Takvim, Saat ve Ölçülerde Yapılan Değişiklikler
Soyadı Kanununun Kabulü
Şapka İnkılabı (25 Kasım 1925)
ARİ
DERS
OT
6
Amaç uygar toplumlar gibi dış görünüşte çağdaşlaşmaktır.
Şapka ve kıyafetteki en büyük adım 24 Ağustos 1925'te Atatürk'ün Kastamonu'ya yaptığı gezide atılmış, daha
sonra İnebolu'da halka seslenmiştir.
TBMM, 25 Kasım 1925'te şapka giyilmesi hakkındaki kanunu kabul etmiştir.
3 Aralık 1934'te çıkarılan başka bir kanunla, dinî kıyafetlerin din adamları tarafından yalnızca ibadethanelerde
kullanılabilmesi zorunluluğu getirilmiştir.
Türk inkılabı kadın kıyafetleri konusunda yasal bir düzenleme getirmedi. Kadınların kıyafet konusunda çağdaş
dünyaya uyumlu hâle gelmeleri kendi doğal sürecine bırakılmıştır.
Laiklik ilkesi çerçevesinde yapılan şapka, kılık ve kıyafet düzenlemeleriyle hem toplumda laiklik anlayışı güçlen-
dirildi hem de kıyafette birlik sağlanarak Atatürkçülük'ün halkçılık ilkesi doğrultusunda sosyal eşitlik sağlanmış
oldu.
Şapka Kanunu'ndan dolayı Sivas, Erzurum, Rize, Maraş, Giresun ve Kayseri'de ayaklanma girişimleri oldu.
Bu propagandanın yarattığı karışıklık ve ayaklanma girişimlerini, İstiklal Mahkemeleri, Takrir-i Sükûn Kanunu'nu
uygulanarak Önledi.
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması 30 Kasım 1925
Ğ Atatürk, Kastamonu gezisinde bu konudaki düşüncesini: "Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti
şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve gerçek tarikat, uygarlık tarikatıdır."
diyerek açıkça ifade etmişti.
Bu doğrultuda 30 Kasım 1925'te TBMM'de kabul edilen kanunla tarikatlar, tekkeler, zaviyeler ve türbeler kapa-
tıldı.
Aynı zamanda şeyhlik, dervişlik, dedelik, seyitlik, babalık, müritlik ve türbedarlık unvanları da yasaklandı.
Bu düzenlemeyle sosyal hayatın laikleşmesi konusunda önemli bir adım atılmış oldu. Tekke, zaviye ve türbelerin
sosyal hayattaki etkisi sonlandırılarak dini yaşam bireylerin tercilerine bırakıldı.
Takvim, saat, Ölçü, tart, hafta sonu tahlinde değişiklik -1925
Amacı hem içerideki hem de uluslararası alandaki ikilikleri ortadan kaldırmak, batı ile olan ilişkileri geliştirmektir,
Bütün bu düzenlemelerle sosyal hayatın çağdaşlaşması ve laikleşmesi sağlandı.
Batı dünyası ile yaşanan kopukluk giderilmiş oldu.
1925'te bir kanunla Hicri ve Rumi takvim bırakılarak artık evrensel bir takvim haline gelen Miladi takvim kabul
edildi. Kabul edilen Miladi takvim 1 Ocak 1926'dan itibaren Türkiye Cumhuriyeti'nin resmî takvimi olarak yü-
rürlüğe girdi.
Aynca ezani saat denilen 12 saat dilimini esas alan saat yerine, 24 saat dilimini esas alan alafranga saat birimi
kabul edildi.
1928'de batılı ülkelerin kullandığı rakamlar kabul edildi.
www.dİzgİkİtap.com
SbLYALÇlN