Örnek Soruyu Değiştir

12. Aşağıdaki parçalardan hangisi "Sizin eğitime başladığınız yıllarda Türkoloji'ye, Türk kültürüne yaklaşımlar ile günümüz akademik ortamındaki yaklaşımlar arasında nasıl bir fark var?" sorusuna yanıt vermektedir? A) Türk dili ile uğraşmaya başladığım yıllarda bir Türkoloji ge- leneği vardı. Ama bu daha çok Avrupa kütüphanelerindeki yazmaları incelemek ve yayımlamakla uğraşmak şeklin- deydi. Günümüzde ise bu, doğrudan Türkiye'ye gidilerek yapılıyor. Doğrusu da bu olsa gerek. B) Başlangıçta halk arasında Türkler yabancı olarak görülü- yordu. Sonra Türkoloji çalışmaları hız kazanınca Türkçeye merak gittikçe arttı. Bilim insanları Türkçenin güzelliğini anlatan yetkin eserler kaleme aldı. Bu da Türklük bilgisinin ve Türkoloji'nin önemini artırdı. C) Farsçaya yönelince yaşlı bir hocam bana bir gramer kitabı verdi. Bu gramer kitabını okuduktan sonra hocamın Hâfız'ın şiirlerini okumam önerisi ile karşılaştım. Bu öneriyi kabul ederek Hâfızlın şiirleri üzerine bir müddet çalıştım. Bu sırada Türkoloji merakım da gelişti. D) Daha lise eğitim dönemimde bende farklı dilleri öğrenmeye merak başladı. Lisede modern Yunanca üzerine çalıştım. Aynı yıllarda bir Slav dili öğrenmek için kendime Rusçayı seçtim. Bir yaz mevsimi dağa çekilip birçok Rus romanını okudum. Bu sırada Türkçe öğrendim. E) Günümüz lügatçileri için de Türkoloji çalışmaları önem arz ediyor. Ben Türkçeyi bir bilim dili olarak kabul ediyorum. Lügatime bakarsanız elektro başlığı altında sayfalarca giden madde başlıkları görürsünüz. 13. Roman; felsefe ve sanattan boş inançları defetmek, bunların yerine usla gerçeği getirmek isteyen kültürel bir dönüşümün ürünüdür. Bundan dolayı da tarihe sımsıkı bağlıdır. Fransız Mar- cel Arland'a göre romancı, görünmeyen şeylerin tarihçisidir. Öyle tarihçi ki savaş, saray, siyaset tarihçilerinin göremediklerini anlatır. Adı da sanatçıdır bu tarihçinin. Duygularıyla bilime ışık tutan, insan ve dünya gerçeğini ruhunda yakalayan, sıradan insanın göremeyeceği şeyleri gören insandır sanatçı. Bu açıdan bakarsak diyebiliriz ki roman, dünya gerçeğini doğası ve insanı içinde yaşadığı toplumla yansıtan bir tarihtir, hiçbir toplumsal incelemenin yansıtamayacağı kapsamda ve boyutta. Bu parçada roman, hangi yönüyle bilimsel eserlerden üstün tutulmuştur? A) B) C) D) E) Hayal ile gerçeği bir bütünlük içinde harmanlayıp ele almasıyla Olayları, insan ve toplum gerçeğini detaylarıyla değerlendirmesiyle Sosyal meseleleri gerçekçi bir biçimde, şiirsel bir üslupla anlatmasıyla Yaşanılanları hayal ve duygu çemberi içinde yorumlayıp dile getirmesiyle Her kesimden insanın kültürel seviyesine seslenebilmesiyle 14. Bilinen en eski nazım şekillerinden biri olan rubai, klasik ede- biyatımızda çok önemli bir yeri olan düşünce şiiridir. Oldukça geniş bir düşünceyi, etraflı bir felsefeyi zengin bir düşünüş heyecanını, çok kere duyguyu da coşkunluklarıyla birleştirerek yalnızca dört dizenin içine sığdırarak söylemek... Bu yolda Ömer Hayyam, Azmizâde Haleti, Mevlâna gibi şairlerin beğenip yücelttikleri bir nazım şekli olmak... Diyelim ki Ömer Hayyam bir matematikçi olduğundan en geniş duygu ve düşünceleri belirli bir vezin içinde söylemek, bir kelime ile ölçülü sğıbmek onun doğasına uygundu. Fakat Azmizâde gibi hele Mevlâna gibi kaplarına sığmaz isimleri rubai şeklinin o kadar kuvvetle çekmesi bu şiir tarzında bir cazibe bulunduğunu gösterir. Kaldı ki Hayyamiın da rubai dizelerine o kadar ustalıkla sığdırdığı söyleyişler, zamanına ve çevresine göre pek ölçüye gelir şeyler değildi. Bu parçadan rubailerle ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz? A) B) C) D) E) Yetkin şairler tarafından yazılabilir. Belli ölçülerle geniş duyguları yansıtır. Etkileyici tarafları şairlerce fark edilir. İçinde derin bir felsefi düşünce taşır. Yoğun bir anlatımı vardır. 341